Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 09 Kasım 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Fransa'daki patlama ve Chirac'ın dramı


Fransa'da hükümeti 50 yıl önce çıkarılmış bir yasaya dayanarak olağanüstü hal ilan etmeye zorlayan varoş isyanının nedenleri konusunda en ilkel açıklamalardan biri, ne yazık ki Başbakan Erdoğan'dan geldi. Konunun uzmanları bu şaşırtıcı patlamayı açıklamak için vakit kazanmaya çalışırken bizim "koyun gütme" uzmanı başbakanımız şıpın işi çözüverdi ve olayı türbanın yasaklanmasına bağladı. Öte yandan, Fransa'dan diğer bazı Avrupa ülkelerine de yayılma eğilimi gösteren olayları "hergele takımının başıbozuk ayaklanması" olarak değerlendirip basite indirgemeye çalışanlar da oldu.
Daha sağlıklı bir açıklama denemesi için on yıl kadar geri gidelim ve ünlü bir Fransız siyasetçisinin o dönemde yayınlanmış olan kitabında yer alan şu bölüme bir göz atalım: "Fransa halkının yarıdan fazlası ne derdini anlatabiliyor ne de korunabiliyor. İnsanlar güven duygusunu kaybetmiş durumda. Çaresizlik onları umutsuzluğa sürüklüyor ve öfkenin sınırına getiriyor. Her an bir sosyal patlamayla karşılaşabiliriz."

Chirac'ın dramı
Bunlar, on yıl önce Fransa Cumhurbaşkanı olmak için çaba harcayan Jacques Chirac'ın sözleri. Herkes için Fransa adlı kitabında Fransa'daki toplumsal çatlağın tehlikeli boyutlara tırmandığını belirten Chirac, işsizliği ve eşitsizliği azaltarak varsıllarla yoksunlar arasındaki uçurumu kapatma vaadinde bulunuyor.
Şimdi on yıl önce yaptığı vaatlerin hiç birini tutamayan Chirac, o dönemde saptadığı toplumsal çatlağın daha da derinleştiği bir Fransa'da, bir anda parlayan kıvılcımı nasıl denetime alacağını bilemeyen bir yönetimin başında. Chirac'ın dramı, küreselleşme ortamında acze düşen bir liderin dramı aslında.
Paris'in varoşlarında başlayan ve diğer kentlere de yayılan olayların kendine özgü bir dinamiği var ve bu olayları Fransa'daki genel hoşnutsuzlukla birebir örtüştürmek pek doğru değil. Ancak bu olayların, ülkedeki genel hoşnutsuzluğun ve siyasetçilere duyulan tepkinin ve güvensizliğin hazırladığı ortamda gerçekleştiği de bir gerçek.
29 Mayıs'ta yapılan Avrupa Birliği (AB) Anayasası oylaması, Fransız seçkinleri ve siyaset erbabı için çarpıcı bir uyarıydı aslında ama yeterince önemsenmedi galiba. Fransa'da merkeze yakın duran sağdaki ve soldaki partilerin, belli başlı sendikaların ve neredeyse tüm medyanın AB Anayasası'na "evet" oyu verilmesini savunmasına karşın, Fransız seçmenlerinin % 55'i "hayır" dedi AB Anayasası'na. Bu, sisteme ve ülkeyi yönetenlere karşı ciddi bir uyarıydı ve yalnızca Chirac yönetiminin değil siyasetçi takımın ve seçkinlerin büyük bölümünün ciddi bir inandırıcılık sorunuyla karşı karşıya bulunduğunu gösteriyordu.

Tepkinin boyutu
Fransa'da 4 Ekim günü yapılan ve yüz binlerce kişinin katıldığı protesto gösterileri sonrasında BVA adlı kuruluşun gerçekleştirdiği kamuoyu araştırması, halkın % 72'sinin gösterileri desteklediğini ortaya koymuştu. Araştırmaya göre üst düzey yöneticilerin % 70'i, ücretlilerin % 66'sı, mavi yakalı işçilerin % 68'i hükümetin ekonomik politikalarını onaylamıyordu. Farklı bir araştırma da, Fransa'da depresyona karşı ilaç kullananların son on yılda ikiye katlandığını gösteriyordu.
Fransa'da toplumun sorunlarına çözüm üretemeyen hükümete ve halkla iyi iletişim kuramayan siyasetçilerle seçkinlere karşı derin bir tepki duyan çoğunluğun, varoş isyanlarına karşı alınacak önlemleri desteklemesi beklenebilir. Ancak bu, Fransa'daki asıl sorunun aşıldığı ve Chirac'ın dramının bittiği anlamına gelmeyecek.

oulagay@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Varoşların isyanı ve türban
FRANSIZ İhtilali'nin üç sloganı: Özgürlük, Eş...
Çetin ALTAN
Bize ne, size ne, onlara ne...
Bayram tatilinin salaksal eziyetli ve sık sık...
Melih AŞIK
Bu nasıl yorum?
Başbakan Erdoğan, Avrupa'daki karışıklıkları ...
Fikret BİLA
Çubukçu: Telefonum 24 saat açık
Bayram süresince yakın takibe alınan bakanlar...
Hasan CEMAL
Birleşmek ama neye karşı?..
Dünya artık yuvarlak değil, düz! Baş döndürüc...
Güneri CIVAOĞLU
O gece
İstanbul'da yükselen kulelerden birinin 33. k...
Abbas GÜÇLÜ
AB için inek, öğrenciden önemli mi?
Ekonomi sayfalarımızda, Türk tarımının AB'ye ...
Hurşit GÜNEŞ
Paris'te ne oldu?
Önceki hafta Paris'in banliyölerinde 1960'lı ...
Nail GÜRELİ
İdeoloji
Muhataplarına adam diyen adam üniversitelere ...
Sami KOHEN
Hasta Fransa...
Ne türban meselesi ile ilişkilendirilecek kad...
Meral TAMER
AB'ye uyumda turizmi öne alsak...
Okurum Erol Ayvaz, turisti Türkiye'ye gelmekt...
Ece TEMELKURAN
Yeryüzü ayaklanacak!
Yüzlerini göstermeyen gölgeler Paris'in getto...
Osman ULAGAY
Fransa'daki patlama ve Chirac'ın dramı
Fransa'da hükümeti 50 yıl önce çıkarılmış bir...
Güngör URAS
2006'da da 'Böyle gelmiş böyle gider' bütçesi
Bir yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin pa...
M. Ali BİRAND
Hadi artık, harekete geçmenin tam zamanı
Dünkü yazımda, Avrupa Birliği ile ilgili olar...

© 2005 Milliyet