Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Kasım 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Harry Potter, Şu Çılgın Türkler'e karşı


Geçtiğimiz pazar günü "III. Dini Yayınlar Kongresi, Türkiye'de Çocuk Yayınları" konulu kongreye katıldım. Etkinlik beş oturumdan oluşuyordu. Birinci oturumda, çocuk yayıncılığının tarihsel gelişimi; ikinci oturumda, çocuk yayınları ve din; üçüncü, görsel yayınlar ve çocuk; dördüncü, sorunlar alanı. Beşinci, yani benim de katıldığım oturum, çocuk oturumuydu. Daha önceki oturumlara, kongre Ankara'da yapıldığı için katılamadım. Ama yapılan çalışmalarla ve konuşmalarla ilgili bilgiler edindim. Benim için en ilginç oturum, beşinci oturumdu. Biraz da bu yüzden katılım günümü o güne aldırdım. Çünkü beşinci bölüme, Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nce seçilecek, sayıları 15-20'yi bulan çocuk katılacaktı. Çocuklar, çocuk yayınları, dini yayınlar ve yine çocuk dünyasıyla ilgili çeşitli konularda düşünce ve görüşlerini söyleyeceklerdi. Ayrıca, 40'a yakın yayıncı davet edilecek ve geniş bir izleyici kitlesinin katılımı sağlanacaktı.
***
Gerçekten de, kongre salonunun girişinde yerli ve yabancı yayınlardan oluşan oldukça zengin bir çocuk yayınları sergisi vardı. Bunun dışında, Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Dairesi, katılımcılara ve konuklara kendi yayınlarıyla ilgili kitaplar armağan ettiler. İlgi oldukça yüksekti.
***
Konuşmacılar çocuklar olunca, çocuk oturumunun tadı da bir başka oluyor. Çünkü onlar, hiçbir biçimde kendilerini, düşüncelerini etik davranışların dışında sınırlamıyorlar. Öyle olunca da, oldukça özgür, demokratik, hatta kuralsız, yasaksız bir söyleşi gelişiyor. Çocuk oturumunu, genç bir şair ve çocuk yazınımızın yeni adlarından biri olan Mevlana İdris Zengin yönetti. Oturum, hüzünlü bir klarnetin sesinden çıkan melodilerle başladı. Sonra çocuklar ellerindeki mumlarla sahnede bir kalp görüntüsü oluşturdular. Ama bu romantik ve şiirsel fotoğraf, çok geçmeden Mevlana İdris'in çocuklara sorduğu sorular ve aldığı yanıtlarla hemen derin bir gerçekçiliğe dönüştü. Çocuklar oturuma, koltuklarının altında getirdikleri kitaplarla katılmışlardı. Yaşları 12-14 arasındaki bu çocuklar, öylesine bilinçli, öylesine güzel bir Türkçeyle duygu ve düşüncelerini aktarıyorlardı ki, sanki uzmanlar konuşuyordu. Pek çoğunun elinde Turgut Özakman'ın "Şu Çılgın Türkler" kitabı; özellikle kız çocuklarının elinde de İpek Ongun'un kitapları vardı. Her zaman olduğu gibi, Harry Potter konusu yine tartışıldı. Hatta bu kez çocuklar arasında...
Kuşaklar arasındaki farkı anlamak için, bu toplantıyı izlemek yeterliydi. Onlar, sanki dünyaya başka bir pencereden ve bizden çok daha yakın bir yerden bakıyorlardı. Aralarında elbette farklı görüşler vardı. Mevlana İdris'in önceden hazırladığı sorular bazı çocuklarca öylesine hafife alındı ki, yazar ve çocuk-okur arasındaki gerçek, bir kez daha beni şaşkına çevirdi... Bir çocuk, "Eviniz yansa ilk kurtaracağınız şey ne olur?" sorusuna, "Şu Çılgın Türkler, kitabım olur!" diye yanıt verdi. Bir kızımız, "Ailesiyle, öğretmeniyle, hatta arkadaşlarıyla konuşamadığı konuların yanıtlarını, İpek Ongun'da bulduğunu," söyledi. Ben, İpek'i çocukların neden bu kadar çok sevdiğini, onun neden bu kadar geniş bir okur kitlesi olduğunu, bu oturumda daha iyi anladım. Pek çok çocuk da serüven ve polisiye kitaplara ilgi duyuyordu. Belliydi ki, bu çocuklar dünyada olup bitenlerden haberdardı. Ellerinden geldiğince dünya çocuklarının izlediği, okuduğu, oynadığı her şeye ulaşmaya çalıştıklarını bu konuşmalarıyla ortaya koyuyorlardı.
***
Çocukların din kültürü kitaplarıyla ilgili eleştirileri oldukça açık ve netti. "Özellikle görsellik, dil ve konu seçimi açısından kitapları beğenmediklerini," söylediler. Bazıları, "Bu dersi hiç sevmediğini," bazıları da, "Kendi yaş düzeylerinin altında kalan bilgilerle donanmış kitaplar olduğunu," belirtti din kültürü kitaplarının. Hatta bir çocuk şöyle bir örnek verdi: "Hırsızlık yapma, yalan söyleme, kimseyi kandırma! Bunlar zaten beş yaşındaki çocuğun bile bilmesi gereken şeyler! Neden bize bunun tarihini, (hatta bunu kastederek) sosyolojisini öğretmiyorsunuz!" dedi. Başka biri, "Yabancı kitaplarda son derece ilginç, usta işi resimlerle kitapların hazırlandığını; bir cennet resminin çok kötü çizildiğini, bazı şeylerin çizgi romanla daha iyi anlatılabileceğine inandığını," söyledi.
***
Biz değerlendirmeci olarak katılmıştık. Saatlerin bir saat geri alınması ve iftar vaktine çok az bir süre kalması nedeniyle yönetmen Mevlana İdris, yapılan birbuçuk saatlik söyleşinin değerlendirmesini, müzakerecilerden 10 dakikada yapmalarını istedi. Ben de 30 yılda edindiğim, Türkiye'de çocuk yayıncılığı ve konuşmalardan çıkaracağım değerlendirmemi, 10 saatlik bir yolculuğun içine 10 dakika daha katarak, yaşamımda bir ilk'e daha imza attım.

yural@milliyet.com.tr



CUMARTESİ
"Bu müzikalde oynamam için bütün doğa birleşti"
"Bayramda artık seyirci gibi biz de dinleniyoruz"
"Türkiye'den mesaj yağıyor, bu kadar ilgi beklemiyordum"
Blues efsaneleri Türkiye'ye geliyor
Bayram sonrası vitrinler
Enrique Iglesias'ın kokusu
Ücretsiz oyun zevki





Cengiz Eren
İlke Gürsoy
DONATELLA PİATTİ
Sarıkız'ın Anıları
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2005 Milliyet