Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Kasım 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Muhbirlik kötü bir şey değilmiş

Satır Arası / Deniz Sipahi

Birçok okurum Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'nun sözlerine takılmış kalmış durumda.
"Her yurtta çocuk muhbirlerim var..."
Araya birkaç gün girdi ama Hürriyet'te Yener Süsoy'un röportajını okuduğumda inanın benim de tüylerim diken diken oldu.
Bu nasıl bir yaklaşımdır?
Birkaç gün eleştiriler artınca Bakan hanım bu sefer de gafın üstüne gaf yapmaya devam etti:
"Eleştirilerin pek o kadar üstünde durmuyorum. Çünkü muhbirlik denilen şey o kadar da kötü bir şey değil. Avrupa'da sokağa bir tane çöp atın bakın, vatandaşlar sizi nasıl ihbar ediyor. Avrupa'nın bugünkü gelişmişliği biraz da birbirlerinin yanlış davranışlarını ihbar etmelerinden kaynaklanıyor. Bizde muhbir biraz olumsuz anlamda kullanılıyor. CHP'li Güldal Okuducu, sözlüğe baksın, demiş. Ben açtım, bir daha baktım. Hiç de öyle kötü bir anlamda kullanılmıyor. Tabii çocukların her söylediğini doğru kabul etmek de söz konusu değil..."
İnanılacak gibi değil.
Bize birisini ispiyonlamanın hiç de iyi olmadığını öğrettiler; bu tavırların arkadaşlıkları bozduğunu, doğru olanın iletişim kurmanın, konuşmanın olduğunu defalarca hatırlattılar.
Bakan Çubukçu, Avrupa'da sokağa çöp atmayla çocuk yuvasında muhbirlere sahip olmanın birbirinden çok farklı konular olduğunu anlamıyor mu?
Sıfır, altı yaş arasındaki çocuklardan bahsediyoruz. Bir çocuğun en kıymetli, karakterinin şekillendiği yıllardan...
Ve biz onlara diyoruz ki...
"Arkadaşını şikayet et, öğretmenini şikayet et..."
* * *
Bir fantezi...
Üç yaşındaki bir çocuk, Nimet Hanım'ı bulacak ve yemekleri beğenmediğini, öğretmenlerinin kendilerini dövdüğünü, üzdüğünü söyleyecek.
Yurtlardan sorumlu bakanın önerdiği çözüm bu... Ben sadece kendisini de bu işte sorumlu tutmuyorum; geçmiş bakanları da, hükümetleri de eleştiriyorum. Hatta biraz daha ileri giderek kendime de özeleştiri getiriyorum.
Bu yüzleşmeyi hepimizin yapması gerektiğine inanıyorum.
Ben hayatımda beş ya da altı kere çocuk yuvasına gittim; oysa bu ziyaret sayısının çok daha fazla olması gerekirdi. Malatya'da yaşanan olaylar bir kasırga gibi geldi ve geçti.
Oysa geçmemeliydi.
Birçok yetkiliyle konuşuyorum; olayların medyada işlenmesinden sonra hemen her ildeki bu tür kurumlar ziyaretçi akınına uğramış.
Herkes için ortak bir endişe vardı çünkü; acaba her gün önünden gelip geçtiğimiz yurtlarda da Malatya'dakine benzer bir olay yaşanıyor muydu?
* * *
Yetkililer diyor ki:
"O bir hortumdu. Bir şeyleri getirdi ve götürdü. Şimdi ise herkes kaderiyle baş başa kaldı..."
Ya Olgun bebeğin annesiz, babasız, ailesinden hiçbirinin katılmadığı o cenaze töreninin fotoğrafı...
Bu sahneyi unutmak mümkün mü?
Bakan Nimet Çubukçu'nun çözüm önerisi...
"Muhbirlik..."
Kendi tayin ettiği insanlara karşı, çocukları muhbir olarak kullandığını ilan eden bir bakan orada kalmamalı, istifa etmeli.
dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
Buranın Doğu'dan pek farkı yok
Çocuktular, bayram sabahı vuruştular...
Muhbirlik kötü bir şey değilmiş
Çoğul kişilik bozukluğu





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Banu Şen
Deniz Sipahi
Mustafa Tanyeri

© 2005 Milliyet