|
 |
|
|
Muhbirlik kötü bir şey değilmiş
Satır Arası / Deniz Sipahi
Birçok okurum Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'nun sözlerine takılmış kalmış durumda.
"Her yurtta çocuk muhbirlerim var..."
Araya birkaç gün girdi ama Hürriyet'te Yener Süsoy'un röportajını okuduğumda inanın benim de tüylerim diken diken oldu.
Bu nasıl bir yaklaşımdır?
Birkaç gün eleştiriler artınca Bakan hanım bu sefer de gafın üstüne gaf yapmaya devam etti:
"Eleştirilerin pek o kadar üstünde durmuyorum. Çünkü muhbirlik denilen şey o kadar da kötü bir şey değil. Avrupa'da sokağa bir tane çöp atın bakın, vatandaşlar sizi nasıl ihbar ediyor. Avrupa'nın bugünkü gelişmişliği biraz da birbirlerinin yanlış davranışlarını ihbar etmelerinden kaynaklanıyor. Bizde muhbir biraz olumsuz anlamda kullanılıyor. CHP'li Güldal Okuducu, sözlüğe baksın, demiş. Ben açtım, bir daha baktım. Hiç de öyle kötü bir anlamda kullanılmıyor. Tabii çocukların her söylediğini doğru kabul etmek de söz konusu değil..."
İnanılacak gibi değil.
Bize birisini ispiyonlamanın hiç de iyi olmadığını öğrettiler; bu tavırların arkadaşlıkları bozduğunu, doğru olanın iletişim kurmanın, konuşmanın olduğunu defalarca hatırlattılar.
Bakan Çubukçu, Avrupa'da sokağa çöp atmayla çocuk yuvasında muhbirlere sahip olmanın birbirinden çok farklı konular olduğunu anlamıyor mu?
Sıfır, altı yaş arasındaki çocuklardan bahsediyoruz. Bir çocuğun en kıymetli, karakterinin şekillendiği yıllardan...
Ve biz onlara diyoruz ki...
"Arkadaşını şikayet et, öğretmenini şikayet et..."
* * *
Bir fantezi...
Üç yaşındaki bir çocuk, Nimet Hanım'ı bulacak ve yemekleri beğenmediğini, öğretmenlerinin kendilerini dövdüğünü, üzdüğünü söyleyecek.
Yurtlardan sorumlu bakanın önerdiği çözüm bu... Ben sadece kendisini de bu işte sorumlu tutmuyorum; geçmiş bakanları da, hükümetleri de eleştiriyorum. Hatta biraz daha ileri giderek kendime de özeleştiri getiriyorum.
Bu yüzleşmeyi hepimizin yapması gerektiğine inanıyorum.
Ben hayatımda beş ya da altı kere çocuk yuvasına gittim; oysa bu ziyaret sayısının çok daha fazla olması gerekirdi. Malatya'da yaşanan olaylar bir kasırga gibi geldi ve geçti.
Oysa geçmemeliydi.
Birçok yetkiliyle konuşuyorum; olayların medyada işlenmesinden sonra hemen her ildeki bu tür kurumlar ziyaretçi akınına uğramış.
Herkes için ortak bir endişe vardı çünkü; acaba her gün önünden gelip geçtiğimiz yurtlarda da Malatya'dakine benzer bir olay yaşanıyor muydu?
* * *
Yetkililer diyor ki:
"O bir hortumdu. Bir şeyleri getirdi ve götürdü. Şimdi ise herkes kaderiyle baş başa kaldı..."
Ya Olgun bebeğin annesiz, babasız, ailesinden hiçbirinin katılmadığı o cenaze töreninin fotoğrafı...
Bu sahneyi unutmak mümkün mü?
Bakan Nimet Çubukçu'nun çözüm önerisi...
"Muhbirlik..."
Kendi tayin ettiği insanlara karşı, çocukları muhbir olarak kullandığını ilan eden bir bakan orada kalmamalı, istifa etmeli.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|