Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Kasım 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Mustafa Kemal'i ürküten genç kız

Latife, Mustafa Kemal ve arkadaşlarını şu sözlerle karşıladı: İzmir'e teşrifinizle Türk milleti muradına erdi. Evime şeref vermenizle, ben muradıma ermiş bulunuyorum

Sırlarıyla Latife Hanım - 2
İpek Çalışlar

İzmir'i kül eden yangın 12 Eylül gece yarısı başladı. 13 ve 14 Eylül günü kent alev alev yanıyor, yangın Mustafa Kemal'in karargâhına yaklaşıyordu. Karargâhın, yangına uzak olan Göztepe'ye, Uşakizadeler'in evine taşınmasından başka çare kalmamıştı. Mustafa Kemal, genç kızın evini karargâh olarak kullanmak konusundaki endişesini bir kenara bıraktı.
Latife muradına ermişti. Mustafa Kemal ve arkadaşlarını kapıda karşıladı. Mustafa Kemal'in yanında İsmet Paşa, Fevzi (Çakmak) Paşa ve yaveri Salih Bozok vardı.
Latife, Mustafa Kemal ve arkadaşlarını şu sözlerle karşıladı: "İzmir'e teşrifinizle Türk milleti muradına erdi. Evime şeref vermenizle, ben muradıma ermiş bulunuyorum. Hoş geldiniz Paşam!.. Hoş geldiniz Paşalarım... Bu gece için sizlere minnettarım ve ömrümün sonuna kadar unutmayacağım."
Mustafa Kemal, şaşırsa da hoşlanmıştı bu sözlerden.
Mustafa Kemal, genç ev sahibesine, "Bana güzel bir karargâh sağladığınız için teşekkürler ederim" dedi.
Latife'nin marifeti ilk akşam belli olmuştu. "Öylesine güzel yemekler yapıyordu ki, bizim gibi savaş yoksunluğundan çıkmış insanların daha iyisini tasarlamaları bile mümkün değildi," diyor Salih Bozok anılarında. Herkes mutluydu.

Levanten aile gibi
1900 yılının 17 Haziran'ında İzmirli genç işadamı Muammer Bey ile eşi Adeviye Hanım'ın bir kızları oldu. Adını Latife koydular. Kara kaşlı, kara gözlü küçük kızın, çok zeki ve yetenekli olduğu anne - babasının gözünden kaçmıyordu. Göztepe'de bahçeli, üç katlı, İngiliz stilinde döşenmiş bir evde yaşıyorlardı. Ailenin Latife'den sonra iki kız, üç de erkek çocukları oldu. Sık sık Avrupa'ya gidiyorlar, klasik bir Osmanlı ailesinden çok İzmir'in Levanten aileleri gibi yaşıyorlardı.
Muammer Bey'in babası Sadık Bey, taşımacılıktan elde ettiği servetle ihracat işine başlamış, New York Pamuk Borsası'nda bir sandalye sahibi olmuş, daha sonra bu sandalyeyi tek oğlu Muammer'e devretmişti. Dönemin ünlü yazarı Halit Ziya (Uşaklıgil) de Sadık Bey'in kardeşi Hacı Halil Bey'in oğluydu. Muammer Bey, Halit Ziya'ya "amca" diye hitap ediyordu.
Muammer Bey, İzmir'in en zengin tüccarı, Türkiye'nin New York ve New Orleans Pamuk borsalarındaki ilk üyesi olarak anılıyordu.

İzmir'e ilk otomobil
1900'lü yılların başında İzmir, çok sayıda azınlığın yaşadığı, pek çok dilin konuşulduğu, tiyatroları, eğlence yerleri, kulüpleri ve ticari hareketliliğiyle Avrupa kentlerini andıran dikkat çekici bir şehirdi. Siyah çarşaf giymeyen, peçe takmayan kadınlarıyla yüzünü çok erken yıllarda Batı'ya çevirmişti. Anne Adeviye Hanım'ın ailesi İzmirliydi. Üç kuşaktır ticaretle uğraşan Uşakizade Ailesi ise İzmir'e Uşak'tan gelmişti.
Ticari başarıları ile dikkat çeken Uşakizade Muammer Bey, 1909 yılında İzmir Belediye Başkanlığı'na seçildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin internet sitesi onu "İzmir'e ilk otomobili ve vapuru getiren kişi" olarak tanımlıyor.
Uşakizade Ailesi, hem kızlarının hem de oğullarının okumasına özen gösteriyordu. Dış dünya ile yoğun temas içinde olan Muammer Bey, öncelikle de çocuklarının çok sayıda yabancı dil öğrenmelerini istiyordu. Bu yüzden İngiliz, Alman, Fransız öğretmenler getirtti. Evinin bitişiğindeki -bugün İzmir Özel Türk Koleji'nin Mithatpaşa Caddesi tarafındaki- küçük çamlı köşkü, mahalle çocuklarına da açık bir özel okula dönüştürdü. Latife, kardeşleriyle birlikte her biri başka dil konuşan mürebbiyeler gözetiminde gelişip serpildi.
Latife'nin kız kardeşi Vecihe İlmen'in torunu Muammer Erboy, bu okulu şöyle anlatıyor:
"Muammer Dedem çok ileri görüşlü imiş. O kadar mürebbiyeyi birer kişi için getirtmek günah deyip bugünkü İzmir Türk Koleji'nin altında İsviçre dağ evlerini andıran saçaklı bir binacık yaptırıyor. Mahalleden çocuklarının eğitimine kâfi para ayıramayan insanların akıllı çocuklarına orada ders veriliyor. Her gün; okul gibi yani. Dedem, kendi çocuklarının yanı sıra 20'ye yakın çocuk okutmuş. Her memleketten her ana lisandan hoca varmış okulda. Altı yedi tane, gayet kalabalık yani."
Muammer Bey çocuklarını yetiştirirken sadece bilimsel eğitimle değil, sanatsal eğitimle de yakından ilgiliydi. Müzik ailenin ayrılmaz bir parçasıydı.

Sorbonne'da siyaset ve hukuk

Latife, Halide Edip'in anlatımına göre İstanbul'daki Amerikan Koleji'nde hazırlık okudu. Latife'nin eğitiminde rol oynayan iki öğretmen ise Halit Ziya ile Tevfik Fikret'ti. Birinden Arapça, diğerinden Türkçe-Farsça dersleri almış, Halit Ziya'nın Yeşilköy'deki evinde bir yıl kalmıştı.
Uşakizade Ailesi'nin 1917 yılı sonlarında Avrupa'ya gittiğini Halit Ziya'nın "Bir Acı Hikâye" adlı yapıtından öğreniyoruz. Önce Avusturya'ya, ardından İsviçre'ye yerleştiler. Ancak Latife, Londra yakınlarında, Chistlehurst'te yatılı bir okula gitti. Çağının çok ötesindeki bu yatılı kız okulunda matematik, coğrafya, tarih, botanik, edebiyat, Latince, Fransızca ve jimnastik okutuluyordu.
Kız kardeşi Vecihe İlmen'in anlatımına göre, lise eğitiminin ardından, Latife Paris'te Sorbonne Üniversitesi'ne yazıldı; Siyasal Bilgiler ve Hukuk eğitimi gördü.
Torun Muammer Erboy'un verdiği bilgiye göre, Latife, Sorbonne'da okurken, Vecihe ile Rukiye de Lausanne'da Pansiyona adını taşıyan bir kız okuluna devam ettiler. Erkek kardeşleri İsmail ile Ömer ise ortaöğretimlerini İsviçre'de tamamlayıp oradan İngiltere'ye Eton'a gittiler ve yükseköğrenimlerini İngiliz Kraliyet ailesinin okulu olarak bilinen Eton'da sürdürdüler.
Adeviye Hanım ile Muammer Bey, çocuk felci geçiren küçük oğulları Münci ile Fransa'da Biarritz'e yerleştiler. Uşakizade Ailesi, Avrupa'nın dört bir yanına dağılmıştı. İzmir'e ilk dönen Latife oldu.

Şair Rilke'nin yeğeni piyano dersi verdi

Latife'nin müziğe özel bir yeteneği vardı. Ünlü Avusturyalı şair Rilke'nin yeğeni olan piyanist Anna Grosser-Rilke, Latife'ye üç sene piyano dersi vermişti. "Hiç Kaybolmayan Melodiler" adlı anı kitabında Latife'den de söz ediyordu.
"Onu ilk gördüğümde 15 yaşındaydı. Almanya'ya pek gitmedikleri halde Latife en baştan beri Alman diline, edebiyatına, sanatına ve özellikle de Alman müziğine olağanüstü bir ilgi duyuyordu. Çok güzel ve çok zeki gözleri, ifadeli bir ağzı vardı. Genç kız onunla tanıştığım andan itibaren beni fevkalade etkiledi. Annesi, hayatım boyunca tanıdığım en güzel Türk kadınlarından biriydi. Murillo'nun Madonna tablolarını andırıyordu.
Latife'den piyanoda bir şey çalmasını istedim. Ve Beethoven'ın Ay Işığı Sonatı'nın nefis Adaggio'sunu çalmaya başlayınca, şaşkınlığım büyüdü.
Yetenekli bir öğrenciyle karşılaşmak beni çok mutlu etmişti. 1918 yılına kadar ona verdiğim piyano derslerinden büyük zevk aldım. Kusursuz bir Almanca konuşuyordu ve büyük Alman edebiyatçılarına karşı tutkulu bir hayranlık duyuyordu. Faust'un birinci bölümünü ezbere okuyabiliyordu. O öğrencilerimin en ilginci olarak kalacaktır."

Halit Ziya, Latife'nin ortamını anlatıyor

Latife'nin yetiştiği ortamı anlamak ve anlatmak açısından Halit Ziya'nın yazdıklarında da önemli ipuçları bulmak mümkün. Türk Dili ve Edebiyatı Profesörü Ö. Faruk Huyugüzel, Halit Ziya'nın kahramanlarını şöyle yorumluyor:
"Halit Ziya Uşaklıgil'in kahramanları hep Avrupai taraflarıyla dikkati çekerler. Bunların hepsi de çok kültürlü, şair yaratılışlı, ince ve zarif insanlardır. Kahramanların anne ve babaları da modern görüşlü kişilerdir. Kızlarının iyi bir tahsil görmesi için çaba gösterirler; onların şahsi hukukuna saygı duyarlar. Makul bir çerçeve içerisinde onları gönül maceralarında serbest bırakırlar. Toplumun tepkilerine ve geleneklere aldırmazlar. Bu kişilerin hayatında dini veya milli bir motife de rastlanmaz. Hatta yazar kahramanlarına geleneklere ters düşecek davranışlar yaptırtmaktan bile kaçınmaz."

YARIN

  • Mustafa Kemal nasıl evlenme teklifini yaptı? Tablonun arkasındaki teklif
  • "İnsanın aklından geçeni bilen kız!"
  • Gelecek için ortak idealler...


  • Salih Bozok'un anlatımları İsmet Bozdağ'ın "Atatürk'ün Başyaveri Salih Bozok anlatıyor" adlı kitaptan alındı.

    DÜZELTME: Birinci bölümde yer alan küçük resimdeki Mustafa Kemal'in yanındaki genç kız Latife değildir.





    GÜNCEL
    ŞEMDİNLİ MUAMMASI
    'İtirafçı' yine ortada yok
    Mustafa Kemal'i ürküten genç kız
    Özkök'e 'bröve' mektubu
    Çorum'da kişiye özel imar planı
    Duygu dolu anma
    'Köpek varsa melek yok'
    Dinlemenin kapsamı genişledi
    Tekerlekler sinema için dönüyor
    Türkiye ile ABD 'uzay'da anlaştı
    Dadılar mezun oldu
    'Efes Pilsen Blues Festival' yollarda
    Kocaydın'ın 'gelincik' sergisi Bahçeşehir'de
    Bon Jovi için parti






    Melih AŞIK
    Bröve meselesi
    Belki olağan bir dönemde böylesine yankı yapm...
    Hasan PULUR
    Türban, içki ve Taksim'de cami
    BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan Paris'teki ayaklanmay...
    Çetin ALTAN
    Ölümcül bam bumlar ve fırında makarna...
    Palmiyeleri, muz ağaçları, bol dökümlü salkım...


     2003 yılında neler oldu
     2004 yılında neler oldu

    © 2005 Milliyet