Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Kasım 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bugünleri de mi görecektik?


Bu haftaki futbol programlarından ikisinde öyle anlar yaşandı ki; "rüyamda görsem inanmam" cinsinden. İlki araştırmacı habercilik dalında birçok ödülün sahibi olabilecek Telegol programında oldu:
Gökmen Özdenak: Futboldan bahsederken önceden Beşiktaş tribününe oynuyordun, şimdi halka oynuyorsun.
Adnan Menderes Aybaba: Niye halka oynıyayım? Doğrusu bu!
GÖ: Bırak oğlum. Zaten bu ülkede sanal şovlarla kandırıyorlar insanları, bu hale getiriyorlar.
AMA: Abi sanal şovla ne ilgisi var ki bunun?
GÖ: Fenerbahçe taraftarı tepki gösteriyor? Beşiktaş taraftarı tepki gösteriyor? Galatasaray taraftarı bile bana tepki gösteriyor. Neden? Doğru söylüyorum.
AMA: Sen her şeyi doğru söylemiyorsun ki Abi! Yanlış söylediğin şeyler de var senin. Bunu da kabul et.
GÖ: Her şeyi doğru söylüyorum demiyorum. Dürüstçe, doğru şeyler söylemeye çalışıyorum...
AMA: Söyleyemiyorsun. Bize burda aslan kesiliyorsun, bağlanıyor birileri kedi kesiliyorsun. Ben senin adına üzülüyorum Abi. Koskoca Gökmen Özdenak, yıllarca Türk futboluna hizmet etmişsin, sana iki kişi bağlandı burda Gökmen Abi, onlara cevap vermiyorsun.
"Daha nereye kadar ezilecek ve altta kalacak" merakıyla seyrettiğimiz Aybaba, sonunda Sayın Özdenak'a patlayıverdi: "Bize aslan, başkalarına kedi." Telegol'de, başta Özdenak tarafından olmak üzere sürekli azarlanan Aybaba'nın trajikomik durumuna fazlasıyla üzülüyorduk. Ama işte bir şekilde Aybaba dayanamadı ve kükreyiverdi. Biz de ekranın karşısında "oh be dünya varmış" diyerek, rahatladık biraz.

Dinsizin hakkından...
Gelelim Santra'ya. Bildiğiniz üzere oranın da "aslanı", tartışılmaz hükümdarı Ahmet Çakar. Santra'da bu hafta, Kuran-ı Kerim, deprem, makine mühendisi, mimar, Fırıldak Mustafa, profesör gibi birbirinden alakasız kelimelerin havada uçuştuğu bir ortamda öyle bir konuk vardı ki; Ahmet Bey'le nasıl kora kor mücadele edileceğini bizlere ve onunla tartışmak isteyip de başarılı olamayan muadillerine gösterdi:
Ahmet Çakar: Aramızda ufak bir fark var.
Ayhan Akbin: Ne fark var?
AÇ: Türk milleti 70 milyon, nasıl bir deprem konusunda...
AA: Sana inanıyorlar di mi?
AÇ: Hayır hayır, bir dakika Ayhancım. Deprem konusunda belki...
Kazım Kanat: Ben rahatsızlandığım zaman mimara gidiyorum biliyor musun? Doktora gitmiyorum... Mühendise gidiyorum, makine mühendisine...
AA: Bu aynı şey değil... Bir dakika Ahmet Çakar bitirsin, sen ne diyorsun, söyle.
AÇ: Müsade etmiyorsunuz ki!
AA: Tamam, bitir. Ne diyorsun sen?
AÇ: Deprem konusunda 70 milyon Türk üniversiteye yeni başlamış veya yeni asistan olmuş birinin lafına değil de, bu işte hoca olmuş insanların lafına itibar ediyor. Belki de az önce zat-ı alininde buyurduğu gibi deprem konusunda 2-3 seneyi geride bırakmış, çok detaylı eğitim almış bir çocuğun dediği koskoca profesörden çok daha önemli. Ama dünyada iletişim çağında bilirkişi veya sözüne çok güvenilen...
AA: Sen bilirkişi misin? Ahmet Çakar ben burda seninle her konuda konuşurum. Yani bak; hakem isimlerini senin kadar sayamayabilirim, kuralları senin kadar sayamayabilirim; ama bu görüntüleri senden daha iyi yorumlayabilirim. Bir kere Kazım Kanat'ın da bana katılmaması çok da umrumda değil.
KK: Bizim kahvede Fırıldak Mustafa vardı. Garsondu. O da böyle yorum yapıyor. O penaltı diyor, bu penaltı değil diyor.
AÇ: Sen haklısın Ayhan! Senin haklı olduğunu ben bu son 3 dakikada anladım...
AA: Her zaman konuşurum Ahmet Çakar senle. Ben Kazım Kanat değilim, benim adım Ayhan Akbin. O seni gözünde çok büyütebilir, bu işleri yalnız senin bildiğini sanabilir. Ben seninle her konuda tartışırım, birçok konuda da anlaşabilirim...
Ya işte böyle sevgili okur. Programda kendinden başka kimseyi dinlemeyen, "sadece ben bilirim" edasıyla karşısındaki azarlayarak susturan Çakar'ı da susturan biri çıktı sonunda. Ne demişler; "dinsizin hakkından imansız gelirmiş."

Taraftarlar; futbolculardan da, teknik direktörlerden de, hakemlerden de, yorumculardan da daha fazla emek verdi futbola. Sizler; oynuyor ve seyrediyorsunuz, bizler ise yaşıyoruz. Sizler emeğinizin karşılığını maddi-manevi olarak alıyorsunuz, bizler ise karşılığında bedeller ödüyoruz, hem maddi hem de manevi.
Hüseyin Altınkalp


Haberiniz var mı?

1960 yılında İngiltere Futbol Federasyonu Kupası'nda Manchester City dördüncü beraberlikten sonra Luton ile oynadı. City takımının golcüsü Denis Law tam yedi gol attı; fakat yine de takımı kaybetti. Çünkü City, Luton takımına karşı 6-2 öndeydi ve bu gollerin tamamını Denis Law kaydetmişti. Fakat sahanın sulu olması nedeniyle maç iptal edilince, tekrar edilen maçta City 3-1 kaybetti ve takımının tek golünü atan yine Denis Law'dı.

***

Büyük konuşuyorsun yine!
İsviçre tarihine bakın büyük kariyerli 3 oyuncusu var 3'ü de Türk. (Türkyılmaz ve Yakın kardeşler) İsviçre'nin en iyi takımı Neuchatel'e Galatasaray 3 avans verip 5 atmadı mı? İsviçre'yi her zaman yendik yine yeneriz. 2006 şimdiden hayırlı olsun.
(Kazım Kanat - Sabah)

Tövbe tövbe!
Asırlık şerefli mazisiyle, özellikle son yıllarda 70 milyon Türk'ün iftihar ettiği Sarı Kanaryalar'ın böylesine saldırılara hedef olması, tek kelimeyle günahtır kardeşler. Gördünüz, Aziz Başkan, ağızlarının payını ne güzel verdi değil mi? Allahınız aşkına susun ve 'tövbe' deyin. Vallahi çarpılırsınız.
(Hulki İlgün - Fanatik)

Var da, ben mi saklıyorum Abi?
Heinz, her zamanki oyununu tekrarladı ama bizim Gerets ondan vazgeçemiyor. Bakıyor ki, koşarken düşüyor Marek onu oyun dışı yapıyor. Sen sahaya çıkarken Marek'in yerine düzgün bir futbolcu koysana.
(Turgay Şeren - Akşam)

Yok, balık tutacakmış!
Aziz Üstel: Şenol Güneş, Flamengo'ya gidiyormuş.
Ömer Çavuşoğlu: Kuş tutmaya mı gidiyormuş oraya?
(Futbolmania, CNN Türk)

Hoca değişti ya!
GAZOZ ya da kolanın kapağını açık tutar, uzun süre içmezsen; gazı kaçar, lezzeti bozulur. Beşiktaş'ın da kapağı açık unutulmuş, tadı bozulmuştu. Kaç zamandır, damak buruşturuyordu. Ne değişti? Hiçbir şey...
(Ali Sami Alkış - Star)

O bir genç ve yakışıklı, o bir kalecilikte kalfa
Tamam anladık... Volkan Demirel genç... Üstelik yakışıklı da. Ama henüz kalecilikte kalfa konumunda.
(Kazım Kanat - Sabah)

Ne güzel oturuyorduk!
Sinan Engin: Bir maç seyrettim, Manchester United-Chelsea maçı... Nasıl bir maçtı bee..! Valla o maçtan sonraki Malatya-Beşiktaş maçında uyudum.
Levent Tüzemen: Bizimki de lig mi yaa! Dan dun...
Göktuğ Sevinçli: Eee... Saat sanki biraz geç oldu!
(Ve Gool, TV 8)

yakantop@gmail.com




SPOR
İşte Terim'in şablonu
Tigana notunu verdi
'Milan'ı bana bırakın'
Riva'da 40 trilyonluk haciz çıktı
Pauleta mı!
Efes Pilsen oley: 66-63
Halkbank'tan Çek tahsili: 3-0
Memo stop etti
Yıldızlı meşale
Haber turu...
Tartışamıyoruz ki
Telefon siparişi ile adalet
Yabancılar mı?
Domercant'ın gecesi
Bugünleri de mi görecektik?
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Bilgin GÖKBERK
Tartışamıyoruz ki
Takıldığım yabancıların sayısı değil. Artması...
Ercan GÜVEN
Telefon siparişi ile adalet
Ve "bayram ateşkesi" bitti... Galatasaray Baş...
Erdoğan ŞENAY
Yabancılar mı?
Yabancı kontenjanını gözden geçirmek için Fen...
Gökhan TÜRE
Domercant'ın gecesi
Eksik ya da fazla, iyi ya da kötü, formda ya ...
Nilay YILMAZ
Bugünleri de mi görecektik?
Bu haftaki futbol programlarından ikisinde öy...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet