Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 11 Kasım 2005 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Fransa kendini sorgulamak zorunda!


Fransa, işsizlik açısından yüzde 10'la Avrupa'da başı çekiyor. 25 yaş altındaki işsizlik oranıysa çok daha yüksek, yüzde 21'e çıkıyor.
Daha vahimine gelince:
Göçmen gençler arasında işsizlik oranı yüzde 40 civarında...(x)
İşsizlik Fransa'da yapısal bir hastalık halinde. Ülkedeki sosyal model ve işgücü düzeni de işsizliği körükleyici özellikler taşıyor. Katı sendikal yapı ekonomik büyümeye köstek olarak Fransa'da işsizliğin yenilmesini engelleyici faktörlerden biri oluyor.
Paris neden yanıyor sorusunun tek yanıtı bu değil tabii. Ancak, Arap ve Afrikalı göçmen gençler arasındaki yaygın işsizlik, hiç kuşkusuz, yangının yayılmasındaki nedenlerin başında geliyor.
Genç ve işsiz!
Geleceğe dönük umudunu, güvenini yitirmiş, hiçbir şey beklemiyor. Yaşadığı toplum ve devlet düzeninde kendisini dışlanmış ve aşağılanmış hissediyor.
Yabancılaşmış her şeye...
Varoşlardan şehir merkezine doğru yürüdüğünde gördüğü her şeyden nefret ediyor. Yaşadığı topluma herhangi bir aidiyet duygusu geliştirmiş değil.
Toplumda kendisine karşı beslenen ırkçı duyguları, milliyetçi ve dinci önyargıları iliklerine kadar hissediyor.
Eğitimli olmadığı için de bütün bunları yerli yerine oturtamıyor. Yalnızca tepki duyuyor, öfke biriktiriyor.
Bir başka deyişle:
Pimi çekilmiş el bombası gibi!
Her an patlamaya hazır...
Bir kıvılcım bekliyor, yangın çıkarmak için...
Ve işte o kıvılcım iki hafta önce bir gece vakti çakıyor. Biri Arap, biri Afrikalı iki siyah genç, polisten kaçarken elektrik gerilim hatlarına takılıp ölüyorlar.
Ve yangın!
Varoşların intifadası mı?
Banliyölerin 68'i mi?
Kendiliğinden isyan mı?
Siyah gençlerin ayaklanması mı?
Kimi, küreselleşmeye takıyor.
Kimi şuna, kimi buna...
Olabilir.
Bu gibi anababa günlerinde, altüst oluşlarda herkes gönlünce ya da kendi meşrebince takılabilir.
Ama bir nokta kesin:
Paris yanıyorsa, Fransa'da hastalıklı bir şey var. Fransa'nın sosyal modeli bozuk. Fransa'nın 'cumhuriyetçi modeli'nin işlemeyen, kâğıt üstünde kalan birtakım klişeleri mevcut.
Farklı etnik kökten gelenleri, farklı dinden gelenleri, farklı renkten gelenleri dışlayan, kabul etmeyen bir şeyler var Fransa'nın devlet ve toplum yapısında...
Elbette belirtmek gerekiyor:
Fransa'daki bütün bu olumsuzlukların hiçbiri, hiç kuşkusuz, iki haftadır yaşanmakta olan şiddet ve anarşi ortamını mazur gösteremez. Şiddete kesinlikle prim verilemez.
Ancak, İçişleri Bakanı Sarkozy'nin varoşları pislik yuvası diye niteleyen kışkırtıcı tavrı da, Başbakan Villepin hükümetinin ateşe körükle giden tutumu da çok yanlış...
Kısaca söylemek gerekirse:
Fransa kendini sorgulamak zorunda!
Cumhuriyetçi modelini de, ekonomik ve sosyal modelini de, eğitim sistemini de reformcu bir tarzda ele almak zorunda Fransa. Biraz daha az hava basıp, biraz daha kendine dönebilirse, iyi eder Fransa...
Irkçı, milliyetçi, yabancı düşmanı duygu ve düşünceleri gerçekten etkisizleştirmek istiyorsa, başka çaresi de yok.
Aynı gerçeğin Almanya için de geçerli olduğu söylenebilir. Kendilerine çeki düzen vermeleri gereken bu iki ülkenin yapısında hastalıklı bir şeyler uç vermekte.
İstikrarsızlığı, giderek yabancı düşmanlığını körükleyici bir şeyler...
Eğer ciddiye almazlarsa, eğer reformlar için gerekli siyasal kararlılığı gösteremezlerse, bütün bu olumsuzluklardan hem Fransa'yla Almanya, hem Avrupa Birliği olumsuz etkilenir, hem de Avrupa'da Türk olmak biraz daha zorlaşır.
—————————————-
(x) 9 Kasım 05 tarihli The Wall Street Journal'ın birinci sayfasında çıkan.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Atatürk ve dönemler
PROF. Cemil Koçak saygın bir tarihçimizdir. Ç...
Çetin ALTAN
Ölümcül bam bumlar ve fırında makarna...
Palmiyeleri, muz ağaçları, bol dökümlü salkım...
Melih AŞIK
Bröve meselesi
Belki olağan bir dönemde böylesine yankı yapm...
Fikret BİLA
'Hakkâri'ye gidecek bir Allah'ın kulu yok mu?'
DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, önceki Şemdinl...
Hasan CEMAL
Fransa kendini sorgulamak zorunda!
Fransa, işsizlik açısından yüzde 10'la Avrupa...
Güneri CIVAOĞLU
Gene '5+5'
Cumhurbaşkanı görev süresi için "5+5" formülü...
Abbas GÜÇLÜ
Türbanda son raunt
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Leyla Şahin d...
Hurşit GÜNEŞ
Borçlar silinse ne olur?
Geçen hafta ABD Başkanı Bush Latin Amerika ül...
Sami KOHEN
Herkese 'ev ödevi'
AB Komisyonu'nun yayımladığı İlerleme Raporu ...
Faik ÖZTRAK
2005 yılı cari açık öngörüsü bir ayda aşıldı
İlk dokuz aylık dış denge rakamları dış açığı...
Hasan PULUR
Türban, içki ve Taksim'de cami
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan Paris'teki ayaklanmay...
Derya SAZAK
Şemdinli yanıyor
Hakkâri-Şemdinli, Türkiye'nin üyeliğinin gerç...
Meral TAMER
Gecenin en yakışıklı erkeği Atatürk'tü
Londra'ya gidip de dünyaca ünlü Madame Tussau...
Ece TEMELKURAN
Yeryüzü ayaklanacak! (2)
Bu yazının başlangıcı olan çarşamba yazısını,...
Güngör URAS
İhracat ithalatı artırıyor
İhracat artışı neden önemlidir? Çünkü ihracat...
M. Ali BİRAND
Kızmayı bırakın, gerekeni yapın
Tam tahmin ettiğim gibi oldu.

© 2005 Milliyet