|
 |
|
|
Türbanda son raunt
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Leyla Şahin davası ile türbana son noktayı koydu. Başbakan Erdoğan ise gerekçeli kararı masamızda görmeden açıklama yapmam diyerek topu taca attı. Anlaşılan o ki bu konuda yeni bir strateji arayışındalar. Oysa bu konunun artık Türkiye'nin gündeminden çıkması gerekiyor. Çıksın ki türbanlılar da rahat nefes alabilsinler...
80'li yıllarda öğrenciliğim sırasında üniversitede türbanlı arkadaşlarımız vardı. 10 yıl öncesine kadar öğrencilerim arasında da türban takanlara ne karışan ne de görüşen bulunuyordu.
Ne zaman ki bazı partiler türbanı siyaset sahnesine taşıyıp bayrak olarak kullanmaya başladılar, en büyük zararı onlar gördüler.
Bu yüzden, türban tekrar siyasilerin gündeminden çıkar ve gerçek mecraına dönerse, işte o zaman bugünkü karmaşık durumdan kurtulunur.
AİHM kararlarını öyle ya da böyle kendilerine göre yorumlayarak, yangına körükle gidenler, sadece türbanlı öğrencilere değil, ülkenin huzuruna da zarar vermeye devam ederler...
Yasakçı ve dayatmacı zihniyet üçü beşi 20'ye, 30'a yükseltti. Siyasi malzeme olarak kullananlar da öğrencilerin öğrenim haklarının ellerinden alınmasına neden oldu. Sonuçta12 Eylül öncesinde olduğu gibi olan yine gençlere oluyor!..
CHP Sinop Milletvekili Engin Altay, önemli açıklamalarda bulundu. Altay, Bakanlar Kurulu'nca kabul edilerek Resmi Gazete'de yayımlanan 2006 Programı'nda Türk eğitim sisteminin iflası hükümet tarafından da belgelenmiştir dedi.
Altay'ın tespitlerinden birkaçı şöyle:
Okulöncesi eğitimde okullaşma oranı 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın hedefi olan yüzde 25'in çok gerisinde kalmış ve yüzde 15.2 olarak gerçekleşmiştir.İlköğretimde okullaşma oranı 2002-2003 öğretim yılında yüzde 94.4 iken, 2003-2004 öğretim yılında yüzde 93.3'e, 2004-2005 öğretim yılında da yüzde 93.3'e gerilemiştir. 740 bin çocuk halen ilk öğretimden yararlanamamaktadır. Bir öğretim yılında 110 bin öğrenci okulu terk etmiştir. Anayasal bir zorunluluk olan ilköğretimde devlet görevini yapmamıştır.Ortaöğretim 4 yıla çıkarılmış ama okullaşma oranı yüzde 72'den yüzde 60.8'e düşmüştür.2005 yılı itibariyle okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde 6 milyon çocuk ve gencimiz, çağ nüfusu içerisinde olmasına rağmen eğitim hizmetin yararlanamamaktadır.Hiç okula gitmeyen çocukların yüzde 72.7'sini kızlar oluşturmaktadır.Kentlerdeki ilköğretim okullarında derslik başına düşen öğrenci sayısı 2002-2003 öğretim yılında 37, 2003-2004'te 38 ve 2004-2005'te tekrar 37 olmuştur. Hükümetin en çok övündüğü fiziki kapasite artışının gerçekçi olmadığı açıkça belirtilmiştir.
CHP'li Altay, hükümetin rakamlarıyla hükümeti köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Bir başka CHP Milletvekili Mustafa Gazalcı ise TBMM Başkanlığı'na verdiği soru önergesiyle, Milli Eğitim Bakanı Çelik'ten şu soruları cevaplandırmasını istiyor:
58 ve 59. hükümetler zamanında MEB'de görev yapan öğretmen ve yöneticilerden isteği dışında yerleri değiştirilenlerden kaçının Bölge İdare Mahkemeleri'ne ve Danıştay'a açtıkları davalar sonucunda işlemleri durdurulmuştur. Bu kişilerden kaçının mahkeme kararları uygulanmıştır? Uygulanmayanlar niçin uygulanmamıştır?Erzurum Milli Eğitim Müdürü Sayın Fevzi Budak'ın 8 kez görevden alınıp 8 kez mahkeme kararıyla görevine döndürüldüğü, 7 ayrı tazminat davası açtığı, ilk davadan 5 milyar lira tazminat kazandığı doğru mudur?Erzurum Milli Eğitim Müdürü örneğinde olduğu gibi bakanlığın mahkeme kararlarına uymayıp aynı işlemi yapması, hukuk devleti anlayışına aykırı değil midir?
Özetin özeti: Ankara'da sular ısınmaya başlıyor...
aguclu@milliyet.com.tr
|
|
|

|