|
 |
|
|
2005 yılı cari açık öngörüsü bir ayda aşıldı
İlk dokuz aylık dış denge rakamları dış açığın büyümeye devam ettiğini gösteriyor. Bu, yılın üçüncü çeyreğinde hem ihracat hem de ithalatta bir önceki yılın aynı dönemine göre artış hızlarında bir yavaşlama olduğunu gösteriyor.
Yine bu dönemde TL'nin yabancı paralar karşısında değer artışı önemli ölçüde hızlanmış. Bunun sonucunda ihracattaki yavaşlama ithalata göre çok daha yüksek olmuş. Ara malı ithalatı bir önceki döneme göre önemli ölçüde hız keserken yatırım malı ithalatındaki hızlanma dikkat çekiyor. Aynı dönemde imalat sanayii üretiminde gözlenen hızlanma da özellikle yatırım malı üreten sektörlerden kaynaklanıyor.
Bu, kurun yarattığı rekabet baskısı nedeniyle işgücü yerine makine kullanımının yeniden hızlandığını gösteriyor. Tüketim malı ithalatındaki olağanüstü hızlanma ise bu sektörlerde yerli üretimin yoğun bir dış rekabet baskısı altında olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle niteliksiz işgücü kullanan tekstil, giyim eşyası ve deri eşya üreten sektörlerde eylül ayında üretim seviyesi son dokuz yılın en düşük değerlerine gerilemiş.
21.4 milyar dolar
Dış ticaret açığındaki hızlı artış cari açığı da etkiliyor. Nitekim 12 aylık cari açık eylül sonunda 21,4 milyar dolara ulaştı. Oysa TBMM'ye bir ay önce gönderilen bütçede, cari açığın yıl sonunda 21,3 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyordu. Bir ayda bu tahmin de geçerliliğini yitirdi. Mevcut eğilimlerle cari açığın yıl sonunda 23 milyar doları aşması kuvvetle muhtemel. Cari açığın finansmanına baktığımızda doğrudan yabancı sermaye girişlerinde son üç ayda kaydedilen 2 milyar dolara yaklaşan artış olumlu bir gelişme.
Ancak bu artışa rağmen bu kalemin sağlanan finansman içindeki payı yüzde 8'den yüzde 13'e çıkıyor. Bir diğer ifadeyle, dış finansmanın yüzde 90'a yaklaşan bölümü halen hareket kabiliyeti yüksek veya borç yaratan fonlardan geliyor. Bu finansman yapısı, Türkiye'nin cari açık sorununu, yüksek cari açıklara sahip olmakla birlikte, finansmanını büyük ölçüde doğrudan yabancı sermaye girişleriyle sağlayan, AB'nin yeni üyelerine göre daha ciddi hale getiriyor.
Girişi yönetmeli
Sermaye girişlerinde ani bir duruşun yaratacağı risk cari açıkla birlikte artıyor. IMF'nin öne sürdüğü gibi, faiz dışı fazlayı artırarak bu sorunu çözmek mümkün değil. Sorunun çözümü sermaye girişlerinin yönetilmesini gerektiriyor.
Diğer taraftan TL'nin hızlı değer kazanımı sonucunda özellikle niteliksiz işgücü kullanan sektörlerden başlamak üzere yerli üretimde plansız ve programsız bir tasfiye süreci hızlanıyor. Niteliksiz işgücü hem kayıt dışına çıkıyor, hem de işsizleşiyor. Türkiye'de niteliksiz işgücünün çalışabilir nüfus içindeki ağırlığı dikkate alındığında, geniş kesimlerin üretim sürecinden, dolayısıyla refahtan pay almaktan dışlanması önemli bir sosyal ve ekonomik kırılganlıktır. Avrupa'da yaşanan son olaylar, böyle bir dışlanma sonucunda ortaya çıkacak sosyal huzursuzluğun ulaşabileceği boyutlar ve ekonomiye etkileri konusunda çok çarpıcı bir örnek oluşturuyor.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|