Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Kasım 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Çirkin ve lezzetli

İnanılmaz keşif arkadaşımın bana bir kutu kurabiye hediye etmesiyle başladı! Tatlı, hafif, yumuşak ve çıtır çıtır... Bu kurabiyeler gerçekten harikaydı


Son İtalya seyahatimden dönerken, tamamen tesadüfi bir şekilde Gavirate'de buldum kendimi... Valizlerimi toplayıp Malpensa Havaalanı'na gelmiştim. Daha yanımdayken özlemeye başladığım Bruno ile vedalaştıktan sonra kendimi ve bavullarımı check-in masasına doğru sürüklerken iki ülkem arasında bölünmenin giderek ne kadar zor bir hale geldiğini düşünüyordum.
Check-in bankosunun önünde her zamanki gibi kuyruk vardı ve orada sıraya girmiş beklerken, içimde yerli yersiz her şeye karşı bir öfkenin kabarmaya başladığını hissettim. Bir saat süren bekleyişten sonra nihayet sıra bana geldiğinde ufacık bir şey için bile kavga çıkarmaya hazırdım; limiti aşan ağırlıklar için istenecek ek bir ücret, herhangi bir kabalık, beklenmedik bir talep... Halbuki görevli, belgelerle bileti kontrol ettikten sonra yüzünde muhteşem bir gülümsemeyle (ki izin verin söyleyeyim; böylesini sadece İtalyanlar yapabiliyor), "Sizi memnuniyetle uçururdum hanımefendi ancak uçuşunuz yarına kayıtlı görünüyor" dedi. "Nasıl yarına kayıtlı?" diye cevap verdim tüylerim sinirden diken diken. Durumdan gayet eğleniyor görünen görevli, tarihi kırmızı kalemle daire içine alıp bileti bana uzattı. Doğruydu! Ertesi gün uçmam gerekiyordu!
Olanlara inanamayarak geçirdiğim birkaç sessiz saniyeden sonra her şeyi bir kez daha kontrol ettim ve sonunda olayın komik yanı sahneyi ele geçirdi. Günleri karıştırmıştım! Gülerek teşekkür ettim ve bavullarımı çekeleyerek hemen Bruno'yu aradım: "Aşkım, gelip beni alır mısın buradan? Günleri karıştırmışım, uçuşum yarınmış!"

Şık kafedeki sürpriz
Arkadaşlarımız Bruno'nun çok tatlı ve sabırlı biri olduğunu söylerler. Yarım saat sonra yüzünde bir gülümsemeyle havaalanının kapısındaydı. Sevdiği kadının biraz "şaşkın" olduğu fikrine iyice ikna olmuş halde, o günü bahsettiğim Gavirate'deki yeni ofisinde geçirmemize karar verdi. Burası, İtalya'nın kuzeyindeki Lombardia bölgesinin üç gölü arasına kurulmuş, muhteşem bahçeleri ve binalarıyla çok güzel bir şehir olan Varese'nin gölü üzerinde son derece güzel bir yer... Ofis bir basım yeri olduğundan, Bruno beni son derece güzel kitapların arasına soktu ve harika bir yerde bir öğle yemeği sözü verdikten sonra işinin başına döndü. Saat tam 12'de, Gavirate'de oturan Luca'yla beraber aperitif bir şeyler içmek için merkezdeki şık bir kafeye uğradık. Ben küçük, leziz tartlar eşliğinde proseccomu yudumlarkan, gastronomiyle alakalı her şeyin ilgimi çektiğini bilen Luca, bütün nezaketiyle bana tuhaf isimli bir kutu kurabiye hediye etti: "Çirkin ve Güzel" (lezzetli anlamında)! Ve işte inanılmaz keşif böyle başladı! Tatlı, hafif, yumuşak ve çıtır çıtır... Hiç alışılmadık bir tat eşliğinde ağızda dağılıveren bu bisküviler hakikaten harikaydı.
"Bu muhteşem şeyler ne?" diye sordum keyifle şaşkınlığımı seyreden Luca'ya.
"Hiç yememiş miydin? Gavirate kurabiyeleri bunlar. 100 yıldan beri sadece burada yapılırlar. Gel, seni dört nesildir bu kurabiyeleri kimsenin sırrını çözmeyi başaramadığı gizli bir tarifle hazırlayan esas pastaneye götüreyim!"

Kısa sürede ünlü olmuşlar
Ve işte kurabiyelerin tarihi: Costantino Veniani 1875'te Milano'da pastacılık eğitimini tamamladıktan sonra bir kafe-pastane açar ve burasını, göllere yaptıkları seyahatler sırasında, onun muhteşem tatlılarıyla meşhur pastanesinde mola verecek zamanın ünlü şahsiyetlerinin damak zevkine ulaşabilecek bir yer haline getirmeye karar verir. Giosue Carducci, Giuseppe Verdi, Kraliçe Elena di Savoia... Hepsi onun o görünüşleri çirkin, tatları muhteşem kurabiyeleri için deli olurlarmış! "Hiç şaşırmadım" diye düşündüm o mis kokulu kurabiyeleri ardı ardına soyup yerken... Ve o narin diyebileceğim tatlarından mı, mis kokularından mı bilmiyorum ama bir kere yemeye başladı mı insan kendini durduramıyor, inanın bana!
Kraliçe Elena'nın da bütün saray erkanı için sipariş etmesiyle, bu kurabiyeler "belle epoque" Avrupa'sının dört bir yanında, kısa sürede pek ünlü olmuşlar! Bir ben bilmiyormuşum!
Tarif? İşte sorun burda! Kimse evde pişirip aynı lezzeti yakalamayı başaramıyor... Ben yine de kendi pastacılık kitabımda bulduğum tarifi veriyorum size. Kendimse şimdilik hâlâ orijinallerini yiyorum!

Çirkin ve lezzetli kurabiyeler

  • Malzemesi (4 kişilik): 300 gr. badem, 300 gr. fındık, 500 gr. şeker, 7 yumurta akı, vanilya aroması.
  • Yapılışı: Bademleri fırında kavurup ufak ufak kırın. Yumurta aklarını, şekeri, bademleri ve vanilya aromasını da ekleyerek kar kıvamına gelinceye kadar çırpın. Sonra aralarda karıştırarak yarım saat kadar çok kısık ateşte pişirip suyunu çektirin. Fırın tepsisini yağlayın ve elde ettiğiniz karışımı aralıklarla, beze şeklinde tepsiye dizin. Önceden ısıtılmış fırında yaklaşık yarım saat pişirip soğuk servis edin.



    donatellapiatti@hotmail.com



    CUMARTESİ
    "Futbol oynamak burada daha zor"
    "Biz pırıl pırıl cumhuriyet kızlarıydık"
    10 bin yıldır bira içiyoruz
    "Hayatım paratoner gibi"
    En moda En yeni
    Telefonlar çiçek açtı
    Arabada güvenlik için





  • Cengiz Eren
    R. Hakan Kırkoğlu
    İlke Gürsoy
    Donatella Piatti
    Sarıkız'ın Anıları
    Cemal Saydam
    Tuba Akyol
    İlhan Uçkan
    Yalvaç Ural

    © 2005 Milliyet