|
 |
|
|
"Etki-tepki" oyunu!
Görüştüğünüz erkeklerden birini sizi oyalasın diye kenara ayırın. Sonra da "gerçek" sevgilinizi bulmak için oyuna başlayın...
Bu hınzır bir yazı olacak, baştan hazırlıklı olun! İşte oyun başlıyor! "Elde var beş erkek, hiçbiri işime yaramıyor. O zaman hepsini yararlı hale getireyim" oyunu!
Durmadan birilerine aşık oluyorsanız ama onlarla da bir türlü dilediğiniz gibi bir aşk yaşayamıyorsanız, o zaman yapmanız gereken şey artık onlarla görüşmeyeceğinizi her birine tek tek söylemeniz. Yani hepsini terk edin! Biraz "tavşan dağa küsmüş" gibi bir durum bu ama olsun...
Bir–iki telefonlarına cevap vermeyin ve ardından gayet sıkkın bir sesle aramalarını cevaplayıp, her birine "terk etme konuşması" yapın.
Aynen şu cümleyi söyleyin: "Artık seninle görüşmek istemiyorum..." Sizinle zaten "öylesine" görüşüyor bile olsa bu lafınıza tepkisi otomatik olarak "Neden?" olacaktır. Cevap vermeden önce bir an durun, "Pardon, sonra konuşuruz, kapı çalıyor" deyin ve telefonu kapatın... Diğerlerine de aynı şeyi yapın...
Bundan sonra sizi ilk arayan, bilin ki "oltaya ilk düşen" olacak. Aradı ya, siz susun, o konuşsun. Konuyu böylece hızla neden onu artık görmeyeceğinize de getirmek zorunda kalır. Konu geldi mi, o zaman ikinci hamlenin de vakti geldi:
İkinci hamle için cümleniz, "Sana inanmıyorum..." olsun. "Anlamadım" diyebilir, "Neden?" ya da "Neye inanmıyorsun?" da diyebilir. Onun ne dediği önemli değil. Siz "Ben güzel bir ilişki istiyorum. Ama senin bir ilişki yaşamaktan ödün patlıyor" deyin ve yine bir bahane uydurup telefonu kapatın. Aradıklarında aynı işlemi diğerlerine de uygulayın...
Bu konuşmalarınızdan sonra sizi arayan ilk kişi istediğiniz gibi bir ilişki yaşamaya en müsait olanıdır, emin olun. Tabii unutmayın, arada buluşup gezip tozacağınız ve sizi oyalayacak birini de kenara ayırın. Böylece yalnız kaldınız diye zaaflarınıza yenik düşmezsiniz.
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Formül: "Etki-tepki" ve "savunma mekanizması"... Bir insanı istediğiniz kıvama getirmek için formül budur. "Etki ve tepki" inanılmaz kaygan bir değişkendir. Sizin kullanacağınız türü "sıkkın ve kırılmış" türde olan "etki"dir. Sıkkınlığınız karşınızdaki insanın kendisiyle ilgili hoşnutsuz olduğu tarafları tetiklerken, savunma mekanizması devreye girer ve sizi memnun etmeye çalışır. Memnun etme isteği emin olun ki sizinle değil, onun mazohist tarafıyla alakalı. Olsun varsın.
Bu arada mazohizmini beslemek için ona sürekli "Sana hâlâ inanmıyorum" demeye ve görüşmeleri kısa kesmeye devam ederseniz, kısa zamanda bir işe yaradığını kanıtlamak için sevgiliniz olma moduna girecektir. Ne kadar inatla ona inanmadığınızı, bir ilişkiyi beceremeyeceğini söylerseniz o kadar üzerinize düşer... Düşenler arasından siz de dilediğinizi seçersiniz.
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Ebru Şallı sevgili arkadaşı Demet Şener'le küsmüş. Nedeni de Demet'in hamileliğini basına Ebru mu sızdırdı diye şüphelenmesiymiş. Küsünce tabii insan ona haksızlık yapılmış hissine kapılıyor, değil mi? Yine etki ve tepki işte. Ebru Şallı'nın "Benden nasıl şüphelenirsin?" dediğini okudukça, aklıma "Sana inanmıyorum" oyunu geldi hep.
İyi oyunlar herkese...
Erkek Köşesi
Bir kadın nasıl robotlaşır?
Birlikte olduğunuz kadından ne istiyorsanız, bu istediğiniz şeyi beceremeyeceğini söyleyin ona. Bundan böyle sizin istediğiniz şeyi yapmak için uğraşacaktır. Ama bu onun pek karaktersiz olduğunu da gösterir. Zira kadın dediğin canı ne isterse onu yapar. Sizin robotunuz gibi davranan biriyle yaşayacağınız ilişkinin bir tadı olur mu orası sizin fantezinize bağlı...
Öptüm sizi
Gamze Özçelik'e üzülüyorum sahiden. Sağda solda verdiği röportajları okudukça içim daralıyor. Mesela Elele'de yurtdışı projesi var mı diye sormuşlar, o da diyor ki, "Acaba yurtdışında da ünlü olmak ister miyim diye soruyorum kendime. Yurtdışı bir yerde seni kurtarıyor; kafanı dinlemeye gidebiliyorsun. Yurtdışında ünlü olursan işin zor". Yani kızcağız kaçacak yeri olsun diye yurtdışında ünlü olmak istemiyor. Ha deyince ünlü oluverecek ya, "Ama olsun" diyor, "yeter ki rahat gezeyim Avrupa'da"... Ne kadar zor değil mi? Öpelim de hayalleri bol olsun. Avrupa da Gamze'siz kalacak ama...
Haftanın "ünlü popo reklamcısı"!
Tuğba Ekinci'nin eski kocacığı da şarkıcı olacakmış ya, işte onun reklamını yapıyor, "Fatih de yakında pop albümü çıkaracak. Ama yakışıklılığının altını çizerim. Ayrıca Türkiye'de ilk kez uzun boylu bir popçu olacak. Fatih'in rakibim olacağı günleri iple çekiyorum." Yani tek şarkıyla popo sallayarak ünlü olmanın formülünü bulan Tuğbacığımız şimdi eski kocasına da bu formülü uygulamak için işe koyulmuş. Yakışıklı ve uzun boylu olmak yetecek bu formüle göre. Tabii Tuğba Ekinci kendisiyle rakip olacağını söylediğine göre reklamını yaptığı eski kocası da popo sallayacak diye anlıyorum ben. "O şimdi asker, canı neler ister" türünde bir şarkıda popo sallarsa acaba eski koca eski karısının ününe rakip olabilir mi? Üşenmeyen oylasın...
ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!
Mehmet Veysi Çelik
"Bir zarla dünya mı yıkıldı?"
Bir yazınızda "Geleceğiniz bir zara bağlıysa buna pek de gelecek denemez" diyorsunuz. Eğer durum dediğiniz gibiyse namus, iffet gibi sözcükler olmaması gerekirdi ya da bu sözcüklerin pek önemi olmaması gerekirdi; ama önemlidir ki, insanlık tarihi boyunca bu iki sözcük ya da sizin deyiminizle o zar uğruna milyonlarca insan yaşamını yitirmiştir. Bir söz vardır "İstisnalar kaideleri bozmaz" diye, tabii kaideler zayıflamadıkça. Örneğin zorla tecavüz söz konusu ise bu normal bir şey, ama nikahsız, meşru olmayan bir beraberlik söz konusu ise durum değişir. Örneğin Sibel Kekilli'nin o resimleri, görüntüleri ortada, peki yarın öbür gün evlendi diyelim, onunla evlenen adam o resimlere bakınca, bunları düşündükçe nasıl bir ruh hali içerisinde olur? Bu adam "Bir zarla dünya mı yıkıldı?" diyebilir mi? Peki biz bu yuvanın sağlam temeller üstüne oturtulduğunu söyleyebilir miyiz? Bunları anlayabilmek için erkek olmak gerekir. Hani bir söz vardır ya, damdan düşenin halini damdan düşen anlar...
* * *
"Bekâret neden yeniden moda?" başlıklı yazımda söz ettiğim tehlikeli halet-i ruhiyeyi öyle güzel örnekliyorsunuz ki, mektubunuzu yayımlamak istedim. Namusun, iffetin bekâret zarına bağlı olarak görülmesi yüzünden onca insan hayatını kaybettiyse, bunun nedeni olsa olsa yazımda sözünü ettiğim sosyal psikopatolojinin insanları sürüklediği barbarlık halidir. Siz ille de bakire bir kadınla evlenmek istiyorsanız o sizin bileceğiniz şey, ama herkesin sizin gibi yapmasını beklemeye, hele hele onları "namussuz, iffetsiz" diye aşağılamaya ne hakkınız var? Bu arada Sibel Kekilli evlenmek isterse bir koca bulmakta zorlanacağını hiç zannetmem. Ne de olsa bekâret zarından başka o kadar çok niteliği var ki güveneceği. Size "sağlam temeller üzerine oturan" mutlu bir evlilik dilerim...
www.ilhanuckan.comFaks: (0212) 505 63 88
|
|
|

|