Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Kasım 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Kadının yeri evidir" diyenlerin sayısı azaldı

Satır Arası / Deniz Sipahi

Değişen sadece kadınlar mı? Bence değil. Erkeklerin beklentilerinde de, yaşam alışkanlıklarında da müthiş değişimler yaşanıyor.
Bugün biraz "derin demografi" yapalım. Bu kavramı ortaya atan ben değilim; Reklamcılar Vakfı...
Geçen gün vakfın Posta Gazetesi ve İzmir Reklamcılar Derneği'yle birlikte düzenlediği bir seminere katıldım. Panoya şöyle bir not asmışlar.
"Meslek yaşantısında erkekleri hedef alan tüm yöneticiler için..."
Salonu dolduran biz erkekler itiraz ettik, "Önce kadınları anlatın, sonra erkekleri..." dedik ama ikna edemedik.
Aralık ayı için söz aldık; o zaman da kadınların "derin demografisi"ni sizlerle paylaşırım artık.
Çok uzak değil; 1969'da "Kadının yeri evidir..." diyen Amerikalıların oranı yüzde 54'müş. Şimdi bu oran yüzde 12'ye düşmüş.
Bizde herhangi bir konuda sağlıklı bir istatistik olmadığı için bu konuda da bir veri yok maalesef.
Ben yüzde 12 olmasa da, Türkiye'de de bu oranın giderek azaldığını düşünüyorum. Yani Türk erkeği eve geldiğinde eşini evde bulamamayı doğal karşılıyor ya da çok fazla sesini çıkaramıyor. Bunda kadınlarımızın iş hayatındaki giderek artan yerlerinin ve özellikle maddi durumların büyük etkisi var elbette.
Türk erkeğinin kendisine bakışında, fiziğine gösterdiği özende de bir değişim rüzgarları esiyor.
Bıyık bırakanların oranı yüzde 77 iken, bu yüzde 40'a gerilemiş. Büyük şehirlerde bu ortalamanın çok daha düşük olduğunu zannediyorum.
Size bunun gibi yüzlerce rakam ve karşılaştırma örneği verebilirim.
Ben ise izin verirseniz kendi düşüncelerimi bugün, toplantıda bize anlatılanları bir başka gün aktarmak istiyorum.
* * *
Kim ne derse desin; ben erkeğin değişimini kadınlara bağlıyorum.
O yüzden konu başlığı erkekler olsa da; bunu tetikleyen erkeğin içindeki fırtına değil, kadınlarımızın ev kadınlığından çıkıp hayatı daha ortak yaşama arzusunda olarak görüyorum.
Yani çağın gerektirdiği bir değişimi yaşıyor kadınlar. Herkesin içgüdülerini, duygu ve beklentilerini ortaya koyabilen bir değişimin biçimi bu.
Erkek ise maalesef daha kolayı seçiyor.
Kadınlar değiştiği için ister istemez kadına ayak uydurmaya çalışıyoruz ama bu erkeklerin değiştiğini göstermiyor. Kısacası bu zorunlu bir değişim.
Örneğin turizmdeki gösterge bunun en önemli kanıtlarından biri.
Çocuklarını yalnız büyüten anneler, boşanmış veya evlenmemiş kadınlar tek başlarına veya kız arkadaşlarıyla seyahat etmeyi tercih ediyorlar. Kadın turist segmenti son on yıl içerisinde, dünya çapında yüzde 70 oranında bir büyüme kaydetmiş.
Böyle bir büyüme erkekler için söz konusu değil.
Hafta içinde bu konuya "derin demografi" gözüyle yeniden bakmak üzere son noktayı şu cümleyle koyuyorum.
Erkeklerin nereye gittiğini anlamak için kadınlara bakmak daha doğru..

BİR BAŞKA GÖZLE

Oğlum sigarayı bıraktı
Evet... Başlıkta söylediğim gibi oğlum sigarayı bıraktı. Hem de reşit olduğu, yani hukuki olarak büyüdüğü günde.
Gelişmiş ülkeler kendi gençlerini sigaradan korumak için yoğun programlar uyguluyor. 18 yaşın altındakilere sigara satanlara ağır yaptırımlar var.
Sigara yasağı uygulanan alanlar giderek artıyor. Yemek satılan alanların tümünde, hatta barların birçoğunda bile artık sigara içmek tamamen yasak. Stadyumlarda ve hastane önlerinde açık havada bile sigara içilemiyor. Kendi gençliğini sigaraya karşı koruyan bu ülkeler daha fazla para kazanmak uğruna Türkiye gibi ülkelerde ana hedef kitle olarak gençleri seçiyorlar.
Bir sigara firmasının 1984 yılında yaptığı saptama çok önemli.
"Eğer genç erişkinler sigaradan uzaklaşırsa, sigara endüstrisi inişe geçer ve doğum olayının hiç görülmediği bir toplum gibi gittikçe küçülerek kaybolur." (http://www.ash.org.uk)
* * *
Oğlum da gençlerin çoğu gibi sigaraya çocukluk çağının son, ergenlik çağının ilk dönemlerinde başlamış; bu yolla çevresine artık büyüdüğü mesajını vermeye çalışmıştı.
Bir nargile salonunda kurduğu arkadaşlıklar ve burada içtiği aromalı nargile tütün alışkanlığının gelişmesinde önemli rol oynadı. Oğlum nargilenin özellikle de aromalı olanlarının sigara kadar zararlı olmadığına inanıyordu.
Oysa çeşitli gazetelerde de yer alan araştırma sonuçlarına göre nargile birçok yönden sigaradan daha da zararlı.
Çarpıntı, nefes almada güçlük gibi bazı belirtilerin ortaya çıkması sonucu oğlum Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi'ne gelmeyi kabul etti.
Kardiyolog Doç. Dr. Hakan Tıkız ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ayşın Şakar'ın yaptığı incelemeler ve ardından yapılan görüşmeler sonucu oğlum sigarayı 18'inci yaşını dolduracağı günde bırakmaya karar verdi ve bu kararını yerine getirdi.
* * *
Görüşmeler sırasında sigarayı daha rahat bırakabilmesi için kendisine önerilen deriye yapıştırılan nikotin bantlarından sadece beş tanesini kullandı. Şimdi kendisini çok daha iyi hissettiğini söylüyor. Bu sigarayı bırakma olayı bana bir amfi, üç hoparlöre mal oldu, tabii ki yeniden başlamaması şartıyla. Çocuklarını seven erişkinler keşke sigarayı bırakarak çocuklara örnek olsalar ve onları sigaradan uzak tutmak için ellerinden geleni yapsalar. Bu arada Ramazan ayında oruç tutanlar gün boyu sigarasızlığa alıştıklarından bu ayın ardından sigarayı daha rahat bırakabilirler. Daha dumansız ve sağlıklı bir gençlik dileğiyle.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok'un kaleminden)


dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
"Kadının yeri evidir" diyenlerin sayısı azaldı
Bayram öncesi ve sonrasında





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Deniz Sipahi
İsmail Sivri

© 2005 Milliyet