Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Kasım 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
İstanbul Devlet Opera ve Balesi "Guguk Kuşu"nun bale drama versiyonunu sahneliyor
"Guguk Kuşu" İstanbul'a uçtu

Başrolünü Jack Nicholson'ın oynadığı ünlü "Guguk Kuşu" filminin bale drama versiyonunu, Ankara'dan sonra İstanbul Devlet Opera ve Balesi de sahneleyecek.

Filiz Aygündüz

Özgürlük üzerine en etkileyici filmlerden "One Flew Over the Cuckoo's Nest" ya da bilinen adıyla "Guguk Kuşu", bale drama versiyonu ile İstanbul Devlet Opera ve Balesi sahnelerinde izleyiciyle buluşuyor. Milos Forman'ın Ken Kesey'nin aynı adlı romanından uyarladığı; başrolünü Jack Nicholson'ın oynadığı 1975 yapımı "Guguk Kuşu" tam 5 Oscar kazanmıştı. Geçtiğimiz yıl ilk kez Ankara'da sahneye konan, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'nün özgün bir prodüksiyonu olan bale drama "Guguk Kuşu" ise, 20 Mayıs 2004'te dünya prömiyerini yapmıştı. İhsan Bengier'in sahneye uyarladığı "Guguk Kuşu"nun müzikleri İlteriş Sun'a, librettosu İlham Yazar'a, dekor tasarımı ise Behçet Malikler'e ait. Kostümleri Gizem Betil, ışık tasarımını ise Ahmet Defne gerçekleştirdi.
Oyunda, Randle Patrick McMurphy adlı bir mahkumun, hapishaneden kurtulmak için deli taklidi yaparak Eyalet Akıl Hastanesi'ne yatmasıyla başlayan hikaye, hastane sakinlerinin boyun eğişin kalıplarını kırma çabasıyla sürüyor. McMurphy meydan okuyuşunu "Hiç olmazsa denedim" sözleriyle ifade ediyor. Başhemşire Mildred Ratched'ın kişiliğinde özgür iradeye sınır koymaya çalışan sistemin otoriter yapısına vurgu yapan ve ona eleştirel bir bakış açısı getiren "Guguk Kuşu", Kızılderili reis Bromden'ın iç sesiyle anlatılıyor.


"McMurphy'yi Deniz Gezmiş ile özdeşleştirdim!"

İhsan Bengier (Koreograf)

"Guguk Kuşu"nu bale drama olarak sahneye koyma fikri nasıl ortaya çıktı?
Bu benim yedi yıldır üzerinde çalıştığım bir proje. 40 yaşlarına gelindiğinde bale sanatı yapılmamaya başladığı için bu yaşta dansçılar -ki ben de 47 yaşındayım- nasıl sahneye çıkabilir sorusu hep aklımdaydı. "Guguk Kuşu"nun tımarhanesindeki karakterler de söz konusu yaş grubuna çok uygundu. Yani asıl amacım, belli bir yaşın üstündeki dansçıların da dans edebileceğini göstermekti.

Filmden çok etkilenmiş olmalısınız...
Tabii ki... Etkilenilmeyecek gibi değil ki... Forman'ın rejisi olağanüstü. Ama kitabından daha çok etkilendiğimi söylemeliyim.

Metni sahneye koyarken siz de Forman gibi karakter odaklı mı çalıştınız?
Kişiler üzerine çalıştım. Ama sahneleme aşamasında yazar Ken Kesey'den ve Milos Forman'dan daha farklı bir şey yaptım. Hikaye çoğunlukla erkeklerin yaşadığı bir yerde geçer. Ben hastanenin içine kadınları da koydum. Kadınlar oyunda tamamen kronik vakalar. Onları bu kurguyla oyuna dahil ettiğinizde diğer karakterlerin ne yapabilecekleri ortaya çıkıyor: Hangisi kronik akıl hastası, hangisi gönüllü olarak kendini oraya hapsetmiş?

"Özgürlük için savaşmalı"

McMurphy'yi kurgularken neye dikkat ettiniz?
McMurphy'yi bir yere kadar Deniz Gezmiş ile özdeşleştirdim. Çünkü bir değişiklik yapmak istiyordu ama hiç kimseyi öldürmediği halde asıldı. Sistemin içine çomak soktu sadece. Tabii ki McMurphy gibi lumpen değildi ama Deniz Gezmiş'i de var eden ülküleriydi.

Oyunun rejisinde özellikle neyi vurgulamak istediniz?
Öncelikle sistem eleştirisini ortaya koymak istedim. Bu sistemin bir şalteri olduğunun, o şalteri kopartabilirsek sistemin bozulacağının üstünde durdum. Çünkü sistemin düzgün olması insanların elinde. İnsanlar kendi yarattıkları sistemin içinde boğuluyorlar. Sonuçta erk dediğimiz yapı insanları sistemin içine alıp, öğütüp tektipleşmeye götürüyor. Oyunda anlatmak istediğim tektipleştirilmenin kırıldığı bir an vardır ve orada başka özgürlükler kazanılır. Özgürlük için savaşmak gerekir. Rejide vurgulamaya çalıştığım yapı buydu.

"İleri yaştaki sanatçılar için full time prodüksiyon"

Beyhan Murphy (İDOB başkoreografı)


"Guguk Kuşu"nun Ankara'dan sonra İstanbul'da da sahnelenmesine büyük destek vermişsiniz. Niye bu kadar önemliydi sizin için?
Ankara'dayken bir süredir biraz daha ileri yaştaki sanatçıların daha full time, daha angaje olabilecekleri prodüksiyonların yapılması gerektiğini düşünüyordum. İhsan Bengier böyle bir projeyle gelince çok hoşuma gitti. Bunu başarıyla uyguladı Ankara'da. İstanbul'a gelme durumum çıkınca, niye İstanbul'da da yapmayalım böyle bir şeyi diye düşündüm. Bu bir başlangıçtır ve gerisi gelir umuduyla istedim açıkçası.

Bu kadar bilinen, tanıdık bir metni sahneye koymanın beraberinde getirdiği risklerin koreografide bertaraf edildiğini düşünüyor musunuz?
Yok, hiçbir zaman onu bertaraf edemiyorsunuz. Ne kadar tecrübeli, ne kadar başarılı rejisör, koreograf ya da direktör olursanız olun bir şekilde seyircinin algılama ve anlayış kurallarına tabi oluyorsunuz. Dolayısıyla olayı ondan tamamen soyutlayıp çok açık zihinlere hitap etmeniz mümkün değil. Bizim böyle bir lüksümüz yok yaratıcı kadrolarda. Muhakkak ki çağrışımlar oluyor izleyicinin zihninde. Ama öte yandan dansta başka bir boyut söz konusu. Ayrıca İhsan Bengier'in adaptasyonu iyi yaptığını düşünüyorum.


"Bizden daha akıllı olabilirler"

"Guguk Kuşu"nda ciddi bir sistem eleştirisi var...
Sisteme karşı, sistemi sorgulayan, biraz didikleyen, eşeleyen insanlar olmalı zaten sanatçılar. Ama bu illa da savaş bayrağını açıp karşı kampa geçmek değil hiçbir zaman. Kendi kullandığımız metotları da sorgulamalıyız ki bir şeylerin ileri doğru ivme kazanmasını sağlayalım.

"Bu oyun insanlara şunu anlatabilirse mutlu olacağım" dediğiniz bir mesaj var mı?
Akıl hastalığı olarak nitelendirilen durumun hakikaten "akıl hastalığı"; o hastaların da "hasta" olup olmadıklarını sorgulamamız gerekir. Onlar bazı alanlarda bizden çok daha akıllı olabilirler. Toplumlar kalıplarla yaşar ve insanlara önyargılı kalıplarla bakarlar. Hepimiz bundan bir şekilde mağdur olmuşuzdur.


Dansçılar ne diyor?
"Benden de nefret edin"
Çiğdem Erkaya (Başhemşire Mildred Ratched)
Ratched çok baskın bir kişilik, disiplinli ve kurallara inanılmaz bağlı. Hayatsal kurgunun, o otomatikleşmenin ve makineleşmenin içinde kendisi de kurgulanmış bir kadın. Kendi komplekslerini ve yapamadıklarını agresifliğiyle örtbas etmeye çalışıyor. Ama onu çok sevdiğimi de söylemeliyim. Rolü sevdiğinizde, kötüyü daha iyi oynayabiliyorsunuz. Ben Ratched gibi biri değilim. Otoriteden hiç hoşlanmam. İnsanlara pozitif enerjiyle yaklaşılan bir dünyanın içinde oldum hep. Yine de izleyicinin filmdeki hemşire Ratched'a hissettiği nefreti bende de yaşamasını istiyorum. Bunun için elimden geleni yapacağım.

"Dansçılığımı kullanacağım!"
Erdal Uğurlu (Randle Patrick McMurphy)
McMurphy hapishaneden kurtulmak için deli numarası yapan, hastaneye yattıktan sonra da sistemin ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu görüp isyan eden bir serseri. Hastanede iyi bir insan olmaya doğru yöneliyor. İyi insan olmaya başlayınca da tüm arkadaşlarının haklarını aramaya, onları ayağa kaldırmaya çalışıyor. Jack Nicholson'ın canlandırdığı bir karakteri oynamak başlangıçta korkuttu. Ama o aktörlüğünü kullanmıştı, ben ise dansçılığımı kullanacağım.

"Makineyi seyirciye fırlattığım an önemli!"

Haldun Yedican (Reis Bromden)
Akıllı biri olarak, sessiz ve deliyi oynuyorum. Şef Bromden, Kızılderili babasına kızıp kendini "deli" gibi göstererek tımarhaneye düşüyor. Kendine böyle bir yol seçmiş. İçeride onca işkenceye rağmen ölmediğine çok seviniyor. Sürekli bir ölüm korkusu var. Oyunun sonunda çarkın bir dişlisini söküp kaçmayı başarıyor. Ne hissettiğimi, oyun anında sistemi temsil eden makineyi söküp seyirciye fırlattığımda yaşayacağım.









PAZAR
"Aramızdaki tezatlar reytingi artıracak"
Bir ayakkabı, 28 star
"Her maçta üç kilometre yürüyoruz"
"Guguk Kuşu" İstanbul'a uçtu
Adı gibi yapayalnız: Garipçe
Akvaryum kuzusu ıstakozlar
Umudun koşusu bugün
Samantha'dan seks dersleri
Rock bahçesindeki badem ağacı
"O sorunun cevabını ben de bilmiyorum"
Paris yanarken
"Romanı korka korka yazdım"
Şarap kursları başlıyor
Sol kıyıda sonbahar
İnzivada bir mutluluk köşesi
Şiddetli dolunay
Balıkçıda dolma ziyafeti çektik
Endülüs notları (1)
Yeni bir yeme bozukluğu
"Cehennem başkalarıdır"
Temize çekebileceğiniz öyküler
Benim gizli dergim
Biranın tarihinden...





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
Mehmet Yalçın

© 2005 Milliyet