|
 |
|
|
Çıldırmak gerek
Her işi sonuna kadar yanlışlarla, tutarsızlıklarla götürüp, son dakikada ayağa kalkan ve mucizelerle çözüm arayan kültürümüz işte nihayet dünkü Play-Off maçında da futbolumuzla bize pahalı bir fatura çıkardı.
Stade De Suisse'deki ilk ayağı resmen kokuttuk. Ev sahibi takım kendi liginden üç, lejyonerlerinden sekiz futbol oynatırken, elbette uluslararası standartlara göre daha ağır basıyordu. Milli Takım'ın lejyonerlerinden sadece ikisi (Nihat ve Alpay) sahadaydı. Öteki dokuz oyuncu ligimizden görev alarak sahaya çıktılar. Emre'yi,Yıldıray'ı ve Hamit'i çok aradık. Fatih Terim'in eldekilerden oluşturduğu kadro ile oyuna yaratıcı rolle, şutla, gol pozisyonunu ile katılamadık. Nihat, Tümer ve Tuncay ilk yarım saatte etkisiz, verimsiz ve telaşlıydı. 30.dakikada Nihat ile Tuncay'ın yerini değiştiren Terim oyuna biraz hareketlilik kattı, ama o kadar...
Tek santraforlu, Hakan Şükür'ün kariyerine dayanılarak oluşturulan hücum planı çalışmadı. Hakan Şükür toplarla buluşamıyor, eski hareketli ve etkili günlerinin uzağında yalnızlıktan bunalıyordu. Hakçası iyi servis yapılamadı kendisine. Terim'in bu etkisizliği gidermek için her türlü riski alarak, çift santrfora dönmesini bekledik. Çok geçikerek Halil'i Hakan'la eşledi. Ancak savruk oyun anlayışımız yine üretkenliğe dönüşemiyordu. Kaldı ki, o hücum bölgesine girdiğimiz her bölümde baskıdan kurtulup topu tutamadık, pozisyon oluşturamadık. Kaybettiğimiz toplar etkili kontralarla kalemize döndü. Volkan, dayanabildiğince dayandı, direndi. Ama fazlası beklenemezdi.
İsviçreliler ilk golü ölü toptan, ikinci golü inanılmaz çalışan kanat kombinezonu ile buldular.Sağdan koştular, soldan vurdular.
Lubos Michel benim güvenmediğim bir hakem olduğunu gösterdi. Hakan Şükür'ün ceza alanındaki pozisyonda İsviçreli rakibinin topla el teması penaltı olmalıydı.
Dünkü talihsiz oyun ve acı skordan sonra Almanya bizim için 'ırak' oldu. Hedef duygumuz gerçeklikten mucize ötesine taşındı. Bu mucizeyi gerçekleştirmek için peş peşe üç gol atacak, kalemizi de duvar örerek kapatacaksınız.
Bunun için Fatih Terim ve ekibinin çıldırması gerekiyor. Tıpkı ŞU ÇILGIN TÜRKLER örneğindeki kahramanlık ve mücize rollerine soyunmaları icap ediyor.
Böyle bir mücize beklemeye hakkımız var mı?
Asla yok...
Hatırlayın bakalım, eleme grubu maçları başladığından beri kendinizi hangi spekülasyonlarla oyaladık, hangi kavgalarla tükettik, bir futbolcu uğruna hangi savaşları, hangi kurbanları verdik?
Ulusca elimize yüzümüze bulaştırdığımız şu eleme sürecinin sonunda Terim ve oyuncularından mücize bekliyoruz...
Ne hakla!
agokce@milliyet.com.tr
|
|
|

|