Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Kasım 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Kimbilir


Bern'deki ölüm - kalım maçı gibi 90 dakikaya "dünya markası bir saat titizliğiyle" hazırlanmıştı sanki İsviçre...
Orta alanda "yıldızlar savaşı" gibi bir hızın hakim olduğu zaman yarışmasında rakibin bizden çok önde ve dakik oynadığını kabul etmeliyiz... Başlama düdüğüyle millilerimizi kendi oyun alanı dışına çıkarmamaya uğraş veren rakibe karşı Türkiye bir de "sanki paslaşma kumandası bizlerdeymiş gibi" çizgi halinde ofsayt taktiğine soyunuyor ve ortaya "rakibin oynama planlarına hizmet eder" gibi bir garip durum çıkıyordu... Barnetta kırkayak gibi orta alanı darmadağın ederken, Cabanas, Gygax, Degen, Müller gibi isimler çok çabuk düşünüp, fizik güçlerini müthiş bir tempoyla birleştirip, oyunu bizim kaleye yıkmaya çalışırlarken, artık ortada "ofsayt ağıyla adam yakalama" gibi bir kavram fantezisi kalır mıydı hiç ?.. Orta alanda başta özellikle Tümer olmak üzere herkes "doğru top kullanma" adına müthiş bir gayret sarfederken, böylesine kalabalık ve dar bir alanda sıkışıp kalarak, nasıl olur da rakibin sizi düşürdüğü bu tuzağı farkedemezsiniz?...

Kartlar prensi
Tek santrfor Hakan Şükür, böylesine alev alev yanan ve sıcak vuruşmaların yaşandığı bir gol bölgesinde kenarda Halil Altıntop dururken 90 dakika boyunca neden oyunda kaldı ki ?.. Ayrıca Hakan'ın, Tuncay gibi robot tarzı bir oyuncu ile diyalog kurup, pozisyon yaratması "şanslar dışında" tam bir kadercilik anlayışı bizce... Kanatları kullanmada dün İsviçre ders niteliğinde ataklar tertipledi Türk savunmasının derinliklerine... Adeta "ambargo altında kilitlenip maç sonuna kadar çaresiz kalmamızın" ana sebebi işte bu rakibin çıkışlarına bizim çareler yaratamamızdı itiraf etmeliyiz ki... İkinci yarıda Nihat'ın yerine Okan ile başlamamız neleri değiştirebilirdi ki ?.. Rakibin ölümüne sıkı presleri ikinci 45'te de bir gösteri halinde devam edince, işler bizim için tam bir çıkmaza kilitlenip, kaldı maalesef... Ama "kartlar prensi" Slovak hakem, bizimkilere sarı kartlar yağdırırken, özellikle Hakan Şükür'ün pozisyonunda ele çarpan topu neden es geçip, penaltıyı görmezlikten geliyor ve Magnin'e kart çıkarmamaya adeta gayretler gösteriyordu nedense!..
Sonrası beklenendi zaten... Dünkü oyunla "bu güneşe kar dayanamazdı" ve de öyle oldu sonuçta... Bakalım çarşambaya bir mucize gerçekleşebilir mi Kadıköy'de ? KİMBİLİR!

esenay@milliyet.com.tr


SPOR
Hatalı baraj!
Federasyonun delisi
500 euroya bilet
Ağır bombardıman
Alex manşetlerde
Hesapta bu yoktu!
Aktuğ: Camia bizi korusun
'Turu geçmedik'
İspanya beşledi
Macarlar ders verdi
Kartal dört köşe: 86-79
Fener göz alıyor: 3-1
Mehmet büyülüyor
Ülker'e teselli: 73-58
Haber turu...
Teknik yetersizlik
Çok kötü
Çıldırmak gerek
Her şey dönebilir
Kimbilir
At yarışları





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Mehmet DEMİRKOL
Teknik yetersizlik
Terim, Galatasaray'ı çalıştırırken 2-0'dan 2-...
Rıdvan DİLMEN
Çok kötü
İsviçre dünyanın en medeni ülkesi. İstiklal m...
Atilla GÖKÇE
Çıldırmak gerek
Her işi sonuna kadar yanlışlarla, tutarsızlık...
Bilal MEŞE
Her şey dönebilir
Futbolda rakip, rakiptir. Küçüğü, büyüğü olma...
Erdoğan ŞENAY
Kimbilir
Bern'deki ölüm - kalım maçı gibi 90 dakikaya ...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2005 Milliyet