|
Çok zor işimiz İstanbul'da, çok zor!
BERN
Heyecan yükseliyor. Sonunda gelip çattı maç saati. Takımlar sahaya çıkmak üzere. Şenlik birazdan başlayacak.
Ya da dananın kuyruğu kopacak!
Kim bilir, belki de kopmayacak, çarşamba akşamına Saraçoğlu'na kalacak son hesaplaşma...
Zor maç!
Son 13 maçtır hiç yenilgi yüzü görmemiş İsviçre Milli Takımı.
Genç, agresif ve sert!
Çabuk oyunları var.
Üstelik, bize göre galiba daha takım oyunu... "Türklerde tecrübe, bizde gençlik var" diyorlar.
Mutlaka bir gol lazım bize.
Ne güzel stat! Ali Sami Yen de keşke böyle olsaydı.
Tansiyon artıyor.
Böyle maçlarda hep içim sıkışır gibi olur. Aşağıdan yukarı, başıma doğru dalga dalga yükselen gerilimi yaşamaya başlarım, maç saati yaklaşırken.
Yine öyle, rahat değilim.
Futbolun adaleti yok çünkü... Takım da eksik. Cezalısı, sakatı. Emre keşke oynasaydı. Büyük kayıp...
Kıyamet kopuyor!
İsviçre takımı tünelin ucunda göründü.
Maç öncesi, Milan'da oynayan kaptanları şöyle diyordu:
"Hücumda iyi Türkler. Ama savunmada çok açık veriyorlar. İlk maçı gol yemeden bitirmeliyiz. 1-0, hatta 0-0'a razıyım burada. İstanbul'a gol yemeden gidebilirsek, Türkler hücum oynamak zorunda kalırlar. Savunmaları da açık verir ve biz bir golü buluruz. Ayrıca, Türklerin kışkırtmalarına karşı çok soğukkanlı olmalıyız."
Mutlaka bir gol!
Bu golü bulmalıyız bastırıp.
David Beckham, bir İsviçre gazetesine demeç vermiş, "İşiniz zor, Türklerle oynamak kolay değildir" diyor.
Ne olacak?
Sinir savaşı başlıyor.
Müthiş tezahürat! Serkan sağdan daldı, Hakan'a... İlk köşe vuruşu bizim. Alpay vurdu, kalecide... İlk serbest vuruş onların, Volkan rahat...
Hızlı başladı maç.
İsviçre, bir pozisyonu fena harcadı. İlk on dakika sonunda tansiyon düşüyor. Serkan'dan faul ve serbest vuruş çok kötü yerden, eyvah.
Volkan'dan müthiş kurtarış!
Attila Gökçe:
"Volkan, büyük moral depoladı."
Adamlar, bizim kaleye daha iyi, daha çabuk geliyorlar. Tuncay henüz oyuna girebilmiş değil. Biz hücumda top kaybedince, adamlar bizim üzerimize çok hızlı iniyor.
22. dakika, golü yiyorduk.
Allah kurtardı!
İyi değiliz. Orta sahamız top taşıyamıyor, üretken olamıyor. Topu arada bir taşısak da pozisyon yaratamıyoruz. Onlar net pozisyon yaratabiliyor.
Dakika 25. Adamlar çok fena yükleniyor. Melekler de bize yardım ediyor. İlk kez Nihat'la soldan... Ama çiğnedi Kahveci...
Orta sahamız nerede?
Emre'yle, Yıldıray'la ne kadar farklı olabilirdi.
35. dakika. Hakan kafayla indirdi, Tuncay vurdu. İlk pozisyonumuz. Ve ilk defa gelmeye başladık. Baskıyı kuruyoruz.
Haydi bir gol!
Derken, 40. dakikada onlar attı golü ne yazık ki. Kıyamet kopuyor! 1-0'lık yenilgi en kötü sonuç olur.
Mutlaka bir gol lazım!
İkinci devre. Nihat çıkıyor, Okan giriyor. İyi başladık ikinci yarıya, canlı. Pozisyon yaratamıyoruz. Adamların presi bunaltıcı. 56'da bir gol daha yiyorduk, çok iyi kurtardı Volkan...
Yine çok çabuk gelmeye başladılar. 1-0 kötü. Bir gol lazım derken Volkan'dan harika kurtarış... Volkan'a kale arkasından sopa atılıyor.
Yürümeyen bir şey var bizim takımda. Hakan Şükür nerede? Ümit Özat oyundan düşüyor, yavaş. Çok yoruldu. Dakika 73 ve ikinci kornerimiz. Hakan, bu kaçar mı?.. Okan, bu ne biçim orta?.. Çok fena kaçırıyoruz adamları. Çok fena kontratak yiyoruz.
Bir gol, bir gol!
Yine biz yiyorduk, Volkan iyi...
Yine kaçırdık adamları!
Ve 86'da 2-0!
Yazık! Korktuğumuz başımıza geldi. Gol atamadık, bir de yedik. Bundan sonra çok zor İstanbul'da işimiz, çok zor... İsviçreliler bayram yerine çevirdiler statı. İyi oynayan onlardı, biz değil. Taş gibi takım İsviçre, biz değil. Galibiyet onların hakkıydı, kazandılar.
Çarşambaya Saraçoğlu'na!
Futbol bu, belli olmaz.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|