Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Kasım 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Hükümet, yargıya güveni sarsıyor


Başbakan Erdoğan başta olmak üzere neredeyse tüm bakanlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Leyla Şahin hakkında aldığı kararı tanımamazlıktan geliyor. Kimi siyasi olduğunu söylüyor, kimi de adilane olmadığını...
Karar aksi yönde olsaydı yani AİHM Leyla Şahin'i haklı bulsaydı, Erdoğan ve arkadaşları yine böyle düşünürler miydi? Hiç sanmıyorum.
Siz bir yandan AB'ye girmek için can atacaksınız, öte yandan daha yolun en başındayken Avrupa'nın temel kurumlarından birinin aldığı kararı yok sayacaksınız.
Yargıyı eleştirmek, yargı kararlarını yok saymak, hele hele en üst mahkemelerin aldığı temyiz kararlarının gerçeği yansıtmadığını öne sürmek, hukuk devletinin temeline dinamit koymakla eşdeğer değil midir?
Hukuka saygının olmadığı yerde hukukun üstünlüğünü savunmak ne kadar abes ise vatandaşların hukuka olan güvenlerini, öyle ya da böyle zedelemek de yanlışların en büyüğüdür.
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, türban bizim iç meselemiz, Avrupa bu işe karışmasın diyor. Oysa muhalefetteyken aynı Abdullah Gül değil miydi, eşinin türbanı nedeniyle aynı mahkemeye başvuran!
Daha önce de defalarca dile getirdiğim gibi; türban tartışmalarının siyasi zemine çekilmesi, bugüne kadar, gençlere daha fazla zarar vermenin ötesinde hiçbir işe yaramadı. Yarayacağa da benzemiyor.
Bu konuyu en fazla istismar edenlerin başında da hükümet geliyor. Parlamento çoğunluğu fazlasıyla ellerinde, üç yıldır da iktidardalar ve onlar konuşmanın ötesine geçemediler. Madem bir şey yapamıyorsunuz, hiç olmazsa insanların hukuka, devlete ve diğer kutsal değerlere olan saygılarını köreltmeyin. Yarın onlar size de lazım olacaktır...
Bu arada gençlerin en temel hakkı olan öğrenim hakları da bir şekilde çözüme kavuşturulmalıdır. Mademki kamusal alanda türbana izin yok, o halde bu gençlere ekstern öğrencilik yani derslere devam zorunluluğu olmayan öğrencilik hakkı tanınamaz mı? Eskiden vardı.
Konuyu, çözüme yönelik olmayan açıklamalarla daha da fazla germenin hiç kimseye bir faydası yok. Özellikle de gençlere!..

Onların da mı türbanı var?
Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan İlerleme Raporu'nda çarpıcı bilgiler var. Ama nedense bunları kimse tartışmıyor. Örneğin kadınlarımızın yüzde 20'sinin okuma yazma bilmediği, bu oranın Doğu ve Güneydoğu illerine gidildiğinde çok daha yükseklere çıktığı hiç kimsenin umurunda değil.
İçimizi cız ettiren çok daha önemli tespit ise ilköğretim çağındaki kızlarımızdan yarım milyondan fazlasının okula gidememeleri. İktidar eğer kız öğrencilerin okuması konusunda bu kadar kararlıysa, önce bu kızlarımızı okullu yapmalıdır. Onların önünde türban gibi kısıtlayıcı bir engel de yok...
Türkiye'nin eğitimdeki sorunları çok büyük. Bu sorunlar içinde türban devede kulak kalır. Önemsiz mi, elbette önemli. Ama eğitimin onca sorunu varken tüm tartışmaların önünde sonunda gelip imam hatip ve türbana takılıyor olması, diğer sorunların çözümünü bekleyenlere karşı büyük haksızlıktır.
Başbakan Erdoğan, bayram namazı çıkışında, ilköğretimin sorunlarının çözüldüğünü, sıranın üniversitelere geldiğini söylemişti. Ama AB raporu ortada. Güneydoğu'da zorunlu öğrenim çağındaki her 4 kızdan 1'i okula gidemiyor. Oysa Anayasa çok açık: 8 yıllık temel eğitim zorunlu ve parasızdır. Bunu sağlamak da devletin asli görevidir.
Yani temel eğitimi engelleyecek hiçbir mazeret söz konusu değil. Üstelik mini minnacık öğrencilerin türban gibi bir sorunları da yok. İktidar, keşke türban konusunda kat edemediği yolu, bu konuda alabilse. Gayretlerini daha da artırabilse.
Özetin özeti: Kızlarımızın her zamankinden çok daha fazla okumaları gereken bir çağda yaşıyoruz. Ama bunu, yargıya olan güveni sarsarak ya da kavga ederek sağlayamayız. Toplum laf değil çözüm bekliyor.

aguclu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Bulmaca buldurmaca, sıkışınca uydurmaca...
Doktorlara sıkılan kurşunlar; caddelerde yürü...
Melih AŞIK
Kostas'ın ihbarı...
Eski Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, anı...
Fikret BİLA
Türban AKP'nin kırmızı çizgisi
AKP'nin Avrupa Birliği (AB) politikası, içind...
Hasan CEMAL
Çok zor işimiz İstanbul'da, çok zor!
Heyecan yükseliyor. Sonunda gelip çattı maç s...
Güneri CIVAOĞLU
Topun efendileri
Türkiye-İsviçre maçı bağlamında gündem, futbo...
Abbas GÜÇLÜ
Hükümet, yargıya güveni sarsıyor
Başbakan Erdoğan başta olmak üzere neredeyse ...
Hasan PULUR
Televizyon dizileri...
NE de olsa ecdadımız arasında yeniçeriler var...
Derya SAZAK
İslamı vuran terör
El Kaide'nin son hedefi Ürdün'de patlayan bom...
Meral TAMER
Koç, kadeh yerine bankaları tokuşturacak
Madam Tussauds Mumyalar Müzesi'ndeki Atatürk ...
Tamer HEPER
Durum vahimdir
Yıllardır ülkede güvenlik sorununun yaşandığı...
Osman ULAGAY
Londra'da Atatürk'e bakarken
Londra'da, Madame Tussauds Müzesi'nde düzenle...
Güngör URAS
Çizimine bakarak ev alanlar var
Okumuş yazmış, çok kişinin ismen bildiği, tan...
Serpil YILMAZ
Ayvalık coğrafi işaretleme istiyor
Ayvalık'ta zeytin hasadı gezilerini bundan 7-...

© 2005 Milliyet