Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 16 Kasım 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yeni 'Kopenhag Kriteri'


Erdoğan'ın Danimarka gezisi gündemin ilk sırasına oturuverdi... Danimarka garip ülkedir. Örneğin... Dünya halkları, vergilerin yüksekliğinden yakınırken sadece Danimarkalıların büyük çoğunluğu referandumda "yüksek oranlı vergilerin devam etmesi için" oy kullanmıştır.
Halk "sosyal devlet" harcamalarına ancak çok yüksek vergi ödeyerek kaynak yaratabileceğinin bilincindedir.
Danimarka demokrasi tarihinde hiçbir "siyasi seks skandalı" olmamıştır.
Siyasetçilerinin ve bürokratlarının çoğunun evlilik dışı ilişkileri vardır ama bu son derece doğal karşılanır. Medya, tek satır yazmaz.
Danimarka, bu ve benzeri özellikleri nedeniyle, yerkürede tıpkı Japonya gibi, orada uzun süre yaşamadıkça anlaşılamaz bir ülkedir.
Yukarıdaki anlatımı, Türkiye'de Karanlıkta Dans ve Dogville filmleriyle tanınan Danimarkalı ünlü sinema yönetmeni Lars Von Trier'in yaşamını anlatan kitaptan yansıttım.
...................
Danimarka, kişilik haklarına ve demokrasiye en geniş anlamda bakan bir ülke...
O nedenle PKK'nın yayın organı sayılabilecek Roj TV'nin, Danimarka ve Türkiye başbakanlarının ortak basın toplantısında temsil edilmesi, Türkiye demokrasi kültürü için -anlaşılması güç de olsa- normal sayılabilir.
Öte yandan... Başbakan Erdoğan'ın, Roj TV'nin temsil edileceği basın toplantısına katılmaktan vazgeçmesi de -Danimarkalılar kendi demokrasi kültürleri gereği bunu anlayamasalar bile- normal karşılanmalıdır.
Roj TV'nin olası soruları, üslubu ve Türk hukuk sistemindeki meşruiyet dışı konumu, Erdoğan'ın koyduğu tavrın isabetli olduğunun işaretleridir.
...................
Ancak... Danimarka topraklarında, "anlaşılmazlık" Başbakan R. T. Erdoğan'ı da etkilemiş olmalı.
"Türban" için şu sözleri "anlaşılır" şey mi?..
".......... Nasıl olur da bir insan başını örtüyor diye eğitim, din ve vicdan özgürlüğü ortadan kalkar!........... Mahkemenin bu konuda söz söyleme hakkı yoktur. Söz söyleme hakkı, din ulemasınındır. Açarsın o dinin mensubuna Musevi ise o dinin mensubuna, Hıristiyansa o dinin mensubuna sorarsın, bunun dinde gerçekten emredici bir hükmü var mı?.."
Erdoğan'ın danışmanları herhalde AİHM kararını eksik aktarmışlar. Kararda verilen mesaj şu: "Başörtüsü, kippa ya da haç, dini simgedir. Bu simgeleri okullarda kullanmak, aynı inancı paylaşmayanlar üzerinde baskı yaratabilir.
Laiklik ilkelerinden biri de, tüm inançların birbirleri üzerinde baskı yaratmaksızın aynı toplumda, aynı coğrafyada birlikte yaşamalarıdır.
AİHM, kendi kararı ötesinde Anayasa Mahkemesi'nin, Anayasa'nın laiklik ilkesine dayanarak verdiği türban yasağı kararını da onaylamış bulunmaktadır."
Hadise bundan ibaret.
Bir sorun varsa, bunun çözümü, hukuk çerçevesinde yani, Anayasa ve yasalarla, toplumsal uzlaşmayla üretilmelidir.
TC, laik, demokratik hukuk devletidir. Düzenlemelerini ancak hukuk zemininde yapar.
"Ulema" görüşü ise, Cumhuriyet öncesi şeriat hükümleriyle yönetilen Osmanlı Devleti'nde geçerliydi. Bugünün başta İran olmak üzere, şeri hükümlerle yönetilen İslam ülkelerinde hâlâ geçerlidir.
"Din uluları" diye tanımlanabilecek "ulema" kimlerden oluşur?
TC hukuk devletinde böyle bir kurum yok. Ben, söylemin tamamını okuduğumda, şöyle bir izlenim edindim:
Erdoğan, hukuk normları yeniden düzenlenirken, "uyulması ihtiyari" bir bilirkişi olarak "ulemadan" söz etmişse, o kapsama "Diyanet İşleri Başkanlığı" ya da "İlahiyat Fakülteleri", "ilahiyat profesörleri", bu alanda çalışmalar yapmış "teologlar" girebilir.
Ama... Salt "ulema" sözcüğünün kullanılması, amacını aşan talihsiz çağrışımlar yapıyor.
"Ulema" dine dayalı yönetimlerde şeyhlerden cemaat liderlerine, mollalardan tarikat tekkelerine kadar açılan bir yelpaze sanısı yaratmakta.
Rahatsız edici bir ifade.
R. T. Erdoğan'ın daha önceki yıllarda içinde bulunduğu çevrenin retoriği nedeniyle bu bir dil alışkanlığı da olabilir. Yeni "Kopenhag Kriteri" olamaz.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Türkçenin mutlu bir günü
TÜRKÇENİN mutlu bir günü çünkü dilimiz mükemm...
Çetin ALTAN
İsviçre maçında "fanatik" coşku, "vahşet"e dönüşmemeli...
Önceki sabah erken saatlerde Köyceğiz'in; kim...
Melih AŞIK
Saha dışı oyunlar
Futbol Federasyonu, Milli Takım Teknik Direkt...
Fikret BİLA
Ölümden sonra gelen tebligat
"Gereği düşünüldü: Şüpheli Enver Arpalı hakkı...
Hasan CEMAL
Şemdinli olayı!
Oynanan oyun nedir? Şemdinli'de neye karşı ko...
Güneri CIVAOĞLU
Yeni 'Kopenhag Kriteri'
Erdoğan'ın Danimarka gezisi gündemin ilk sıra...
Abbas GÜÇLÜ
Türk'ün Türk'e yaptığını...
Gülsün Sağlamer, eski İTÜ rektörü. Bugüne kad...
Hurşit GÜNEŞ
Kur nasıl yükselir?
Döviz kurunun düşük kalmasından dolayı elbett...
Nail GÜRELİ
Ailede ve toplumda şiddet
Ailede şiddet... Okulda şiddet... Toplumda şi...
Semih İDİZ
Papa - Barzani görüşmesinin anlamı
Türkiye'nin hoşuna gitmeyebilir fakat Iraklı ...
Sami KOHEN
Dışarıdan olmaz, ama içeriden de olmuyor!
Geçen hafta sonu Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da ...
Hasan PULUR
Avrupa'dan Van'a Van'dan Şemdinli'ye...
ELBETTE "türban"la ilgili yazımıza tepki gele...
Meral TAMER
Cirolar küçük, başarı büyük!
İstanbul Ticaret Odası'nın Başarılı KOBİ Yarı...
Ece TEMELKURAN
İyi şeyler!
Paris'teki ayaklanmalar kadar çok konuşulabil...
Osman ULAGAY
Doların yükselişi: Nereye kadar?
Geçen hafta açıklanan veriler ABD'nin Eylül a...
Güngör URAS
Bir 'Ekonomi Tetikçisi'nin itirafları
"Ekonomi Tetikçiliği" kapitalist sistemin ort...
Serpil YILMAZ
Koç, Ayvalık'ta müze, Sabancı, köy kuracak
Ege'nin tarihi dokusunu ve kültürünü diri tut...
M. Ali BİRAND
Asker üstünde sivil terörü estiriliyor
Uzun süredir geleneksel olarak Asker'i kayıts...

© 2005 Milliyet