Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 16 Kasım 2005 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Doların yükselişi: Nereye kadar?


Geçen hafta açıklanan veriler ABD'nin Eylül ayı dış ticaret açığının 66 milyar doları aşarak yeni bir rekor kırdığını ortaya koydu. ABD'nin dış ödemeler dengesi cari işlemler hesabında büyük açıklar vermesinin başlıca nedeni dış ticaret açığının büyümesi. IMF'nin tahminine göre ABD'nin cari işlemler açığı 2005 yılı sonunda 750 milyar doları aşarak yeni bir rekora tırmanacak, cari açığın GSYİH'ya oranı da % 6'yı geçecek.
Geçen hafta açıklanan rekor dış ticaret açığı rakamının ABD dolarının değerini olumsuz etkilemesi akla yakın gelirken tam tersi oldu; doların, Avrupa Birliği'nin (AB) yaralı parası euro ve Japon yeni karşısında daha da güçlendiği görüldü. ABD doları euro karşısında son 24 ayın, yen karşısında son 26 ayın en yüksek değerlerine erişti. Dolar bu yıl her iki para karşısında % 15 dolayında değer kazanmış durumda.

Doların yükselişi
Doların euro ve yen gibi diğer önemli paralar karşısındaki tırmanışı, aslında geçen yılın sonundan beri birçok tahminciyi yanıltan bir gelişme. Bu gelişmeyi açıklayabilecek faktörlerin başlıcaları ise şunlar:
  • ABD ekonomisi oldukça hızlı bir tempoda büyümeye devam ederken Avrupa henüz kendini toparlayamadı. Japonya'daki ciddi kıpırdamanın sürüp sürmeyeceği de tartışma konusu.
  • ABD Merkez Bankası (FED) faiz artırımlarını düzenli biçimde sürdürmeye devam ediyor ve FED'in temel faiz oranının 2006 ortalarında %5'e dayanması bekleniyor.
  • Buna karşılık Avrupa Merkez Bankası, yetersiz büyümeden ve yüksek işsizlikten yakınan AB üyesi ülkelerin baskısı altında kalarak % 2'de duran temel faiz oranını uzun süredir artıramıyor. Japonya da faiz artırımı konusunda çekimser kaldığı için dolar faiziyle yen ve euro faizi arasındaki fark dolar lehine büyüyor ve dolara yatırımı özendiriyor.
  • AB Anayasası'nın Fransa ve Hollanda'da reddedilmesi sonrasında AB'nin geleceği konusunda beliren kuşkular dağılmış değil. Avrupa'daki toplumsal gerilim ve siyasi belirsizlik ortamı da AB'nin ve euronun geleceği konusundaki kuşkuları besliyor.
  • Ülke dışında elde ettikleri kârları ABD'ye getiren ABD şirketlerine geçici bir vergi avantajı tanınması, 100 milyar dolar dolayında bir meblağın dolara çevrilerek ABD'ye getirilmesine yol açtı ve bu da doların değerini yükseltici etki yaptı.
  • Başta Çin olmak üzere Asya ülkelerinin merkez bankaları ABD'nin büyüyen dış açıklarını finanse etmeye devam etti.
  • Tüm bu gelişmeler, doların düşeceğini öngören spekülatörlerin bir noktadan sonra fikir değiştirip doların güçlenmesi senaryosunu devreye sokmaları sonucunu doğurdu ve doların yükselişi kendini besleyen bir sürece dönüştü.


  • Nereye kadar?
    Temel ekonomik faktörlere bakarak analiz yapanlar, ABD'nin giderek büyüyen dış açığını dünyadaki toplam tasarrufların % 75'ini kendine çekerek finanse etmesinin sürdürülebilir olmadığını uzun süredir söylüyor ama bu kırılma noktasına da bir türlü gelinmiyor. Doların değer kazanması düşüş riskini daha artırıyorsa da çoğu kimse, kırılma noktası için kesin tarih vermeye cesaret edemiyor.
    Buna karşın 2006 yılında doların, euro ve yen karşısında gerileyeceğini ve 2005'deki kazançlarının çoğunu geri vereceğini tahmin edenler ağır basıyor. Avrupa ve Japonya'da büyümenin artacağı beklentisi, buna karşılık ABD'deki büyümenin yavaşlaması ve faiz artışlarının tavana vurması olasılığı da bu beklentileri besliyor. Öte yandan ABD şirketlerinin ülkeye birikmiş kâr transferi de söz konusu olmayacak 2006 yılında.
    Çin'in kur politikasıyla ABD açıklarını finanse etme konusundaki tavrını tahmin etmek kolay değil. Bu arada özellikle Avrupa'da yeni çalkantıların yaşanması olasılığını ve bunun euronun değerine yapabileceği olumsuz etkileri de göz ardı etmemek gerekiyor.

    oulagay@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Türkçenin mutlu bir günü
    TÜRKÇENİN mutlu bir günü çünkü dilimiz mükemm...
    Çetin ALTAN
    İsviçre maçında "fanatik" coşku, "vahşet"e dönüşmemeli...
    Önceki sabah erken saatlerde Köyceğiz'in; kim...
    Melih AŞIK
    Saha dışı oyunlar
    Futbol Federasyonu, Milli Takım Teknik Direkt...
    Fikret BİLA
    Ölümden sonra gelen tebligat
    "Gereği düşünüldü: Şüpheli Enver Arpalı hakkı...
    Hasan CEMAL
    Şemdinli olayı!
    Oynanan oyun nedir? Şemdinli'de neye karşı ko...
    Güneri CIVAOĞLU
    Yeni 'Kopenhag Kriteri'
    Erdoğan'ın Danimarka gezisi gündemin ilk sıra...
    Abbas GÜÇLÜ
    Türk'ün Türk'e yaptığını...
    Gülsün Sağlamer, eski İTÜ rektörü. Bugüne kad...
    Hurşit GÜNEŞ
    Kur nasıl yükselir?
    Döviz kurunun düşük kalmasından dolayı elbett...
    Nail GÜRELİ
    Ailede ve toplumda şiddet
    Ailede şiddet... Okulda şiddet... Toplumda şi...
    Semih İDİZ
    Papa - Barzani görüşmesinin anlamı
    Türkiye'nin hoşuna gitmeyebilir fakat Iraklı ...
    Sami KOHEN
    Dışarıdan olmaz, ama içeriden de olmuyor!
    Geçen hafta sonu Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da ...
    Hasan PULUR
    Avrupa'dan Van'a Van'dan Şemdinli'ye...
    ELBETTE "türban"la ilgili yazımıza tepki gele...
    Meral TAMER
    Cirolar küçük, başarı büyük!
    İstanbul Ticaret Odası'nın Başarılı KOBİ Yarı...
    Ece TEMELKURAN
    İyi şeyler!
    Paris'teki ayaklanmalar kadar çok konuşulabil...
    Osman ULAGAY
    Doların yükselişi: Nereye kadar?
    Geçen hafta açıklanan veriler ABD'nin Eylül a...
    Güngör URAS
    Bir 'Ekonomi Tetikçisi'nin itirafları
    "Ekonomi Tetikçiliği" kapitalist sistemin ort...
    Serpil YILMAZ
    Koç, Ayvalık'ta müze, Sabancı, köy kuracak
    Ege'nin tarihi dokusunu ve kültürünü diri tut...
    M. Ali BİRAND
    Asker üstünde sivil terörü estiriliyor
    Uzun süredir geleneksel olarak Asker'i kayıts...

    © 2005 Milliyet