|
 |
|
|
Şimdi devrim yapalım
İbret dersleri yazılı futbol maceramızın sonu hayal kırıklığı ve hüsranla bitti. Bu maçlara ne teknik ekip, ne futbolcularımız, ne de medya ve federasyon olarak iyi hazırlanabildik.
Maç dramatik bir tabloyla başladı. Frei'in atağında Alpay'ın elle kestiği topa Belçikalı hakem kurallar gereği penaltı kararı verdiği zaman henüz 28. saniyede idik. İsviçre santra ile kalemize soldan yönelmiş, sonra da işte olanlar olmuştu. Bu şok, Alpay'ı da, takım arkadaşlarını da derinden etkiledi. Sonra toparlandılar. Futbol oynayarak İsviçre karşısında üstünlüğü ele geçirdiler. Serhat'ın orta alana yardım ederken sağ kanattan yüklenmeyi unuttuğu dakikalarda pozisyon hazırlıyor, ama sonra Hakan Şükür'ü de markajdan kurtaramıyorduk. Ne var ki İsviçre şaşırmıştı. Bu erken avantajını koruyacak dengeli bir oyunu kuramamıştı. İşte bu bölümlerde Tuncay ve sonra da Hakan Şükür çıktı sahneye. Milli Takım soyunma odasına giderken başı dikti. Bize iki gol ve daha fazlasını vaadediyorlardı.
İkinci yarıda olağanüstü baskı kurduk. Üçüncüyü de bulduk. Belçikalı hakem yine kurallara göre doğru penaltı kararı vermişti. Ne var ki buradaki maçta da kendisi Lubos Michel'e eşlik ederek yine Hakan Şükür'ün pozisyonunda vermesi gereken penaltı kararını vermedi. Hem de iki defa. Böylece, üzüntüyle belirteyim ki İsviçre "saat ayarı!" hiç aksamadan çalışmış oldu. Herşeye rağmen artık dördüncüyü kovalıyorduk. Ama ah o kör hırs!.. Telaş ve heyecanla harcanan servet değerindeki pozisyon zenginlikleri ve yakınlaşan Almanya duygusuyla savunmada kaybedilen kontrol... Takipsizlik...Dikkatsizlik, yürümekte zorlanan Streller topla buluştuğunda ne Hamit vardı orada, ne Tolga yetişebildi, ne de Alpay. Bu gol, İsviçre'nin sigortasıydı. Sonra Tuncay'la dördüncüyü bulduk, bir beşincisini Tümer'in frikiğiyle atabilirdik, olmadı.
Hayaller kırıldı. Rüyamız kabus oldu. Ümit çiçeklerimiz soldu.
Şimdi Fatih Terim dahil hep birlikte şapkayı öne koyup bundan ders çıkarmanın zamanıdır. Federasyonumuz, teknik ekibimiz, futbolcularımız, medya, bu takıma uzman kimliğiyle hizmet veren insanımız...
Ne olur kaderimizi kumar masalarına para koyar gibi maceraya yatırmayalım.
Dünkü maç, öyle bir ortamda oynandı ki tüm uyarılara rağmen saha kenarları plastik de olsa bayrak direkleriyle doldu. Volkan, kaleciliği unuttu, rakip hocaya ders vermeye kalktı. Emre, maç bittiğinde rakibi kovaladı.
Bu kadro da hatalarla dolu. Maç tecrübesi kaybolmuş Tolga'yla, topu dönünceye kadar rakibine kaptıran Selçuk'la, topa yetişemeyen ağır Necati'yle ancak bu kadarı olurdu. Yine de hepsinin ayaklarına sağlık! Hiç değilse hatalarını örtmek için olağanüstü çaba gösterdiler, enerji harcadılar. 70 milyonun heyecanına ve isteğine tercüman oldular. Artık değişimin zamanıdır. Milli takımın nostalji kahramanlarına değil, geleceğin yıldızlarına ihtiyacı var.
Ve ne olur değişelim. Futbolda geciktiğimiz kültür devrimini yapalım.
Ne olur sadece futbol oynayalım. İnsanların ulusal duygularıyla değil, popülizmle, demogojiyle, duygu sömürüsüyle değil...
Milli takım hepimizin, hiç kimsenin tanrılaştırılmadığı, putlaştırılmadığı gerçek bir takım kuralım!
agokce@milliyet.com.tr
|
|
|

|