|
Güneydoğu'da ajan provokatörler oynuyor!
Devletin, vatandaşları korumakla görevlendirdiği polise, kolluk güçlerine taş, sopa, bıçak ve çeşitli silahlarla saldırıp ortalığı kana bulayan, halkın huzurunu bozanlar yalnız Şemdinli'de, Van'da mı? İstanbul'da, Ankara'da olmuyor mu? Hem de nasıl!
Adamlar masum istekleri için toplanıyormuş gibi yapıyorlar! Arkadan bakıyorsunuz, kaldırım taşlarını söküp bankaların, mağazaların vitrinlerini aşağı indiriyorlar!
Çevik Kuvvet polisleri ve diğerleri ne yapsınlar? Kendilerini veya sivil vatandaşları korumak için silah kullansalar kıyametler kopuyor! Ama anarşist, kaldırım taşlarını polisin kafasına vuruyor, sopayla belini kırıyor! Bu hazin manzaralar aşağı yukarı her akşam TV'lerde! Böyle bir ortamda polise nasıl güvensin vatandaş? Can güvenliğinin var olduğuna nasıl inansın?
Polisin güvencesi ne?
27 Mayıs'ın hemen öncesi particilik kavgaları arasında nümayişler sırası "Katil polis" sloganları atılırdı! Galiba bir veya iki vatandaşımızı kaybetmiştik sıkıyönetim günleri. Ama ihtilal oldu, polisler günlerce ortaya çıkamadılar. Üniformaları değiştirildi de bir süre sonra güçsüz bir şekilde görev yapmaya başladılar. Bereket asker duruma hâkimdi o sıralar!
Şimdi günümüze geliyoruz... eldeki bu yasalarla polis ülkede asayişi sağlayamaz! Onların da yaşamlarını, itibarlarını güvence altına almak şart!
Şu rezalete bakınız siz! Hırsız veya katil yatak odasına giriyor (kolay değil ama) siz adamı diyelim tabancayla vuruyorsunuz! Aldınız mı başınıza belayı! Arkadan mı ateş etti, yandan mı? Haydi kelepçe, cezaevi! Dosya veya soruşturma hazırlanıncaya kadar aylarca bekle!
Vatandaş anarşistlerden göz göre göre dayak yiyen, aciz durumda polis istemiyor! Polis devletin itibarıdır. İnsanların güvencesidir!
Ama bu olumlu duyguları körelten, ahlaksız polis yok mu? Her meslekte olduğu gibi mümkün. Bunlar elbette en kısa yoldan cezalandırılmalı, meslekten atılmalı!
Valiyi istemezük!
Şemdinli'de, Van'da ve bazı diğer yörelerde devleti temsil eden bütün otoritelere, validen başlayarak karşı çıkan "İstemezük"çüler gittikçe artıyor. Hayra alamet değil bunlar. Aralarına ajan-provokatörler karışması mümkün! Yakın tarihimize bakınız, bu tip olayların içinde hep yabancı parmağı var! Ortalığı bulandırmak isteyenler belli!
Mezopotamya'nın (Ortadoğu'nun) sınır çizgileri belirleniyor şu günler. Dış basını iyi izleyen meslektaşlarımız bunları açıkça yazıyorlar.
Böyle günler, iyice gerilmiş particilik kavgaları, o partilerin ideolojik amaçlarını şu ortamda gerçekleştirme çaba ve inatları yanlış, çok yanlış!
Şeriat, türban, sarık, dincilik sloganlarına evet-hayır arasında boğulabiliriz.
Abdülhamit'i deviren 31 Mart İsyanı'nın iç yüzü son yıllar tarihçilerimizin araştırmalarıyla ortaya çıktı.
Şeriatçılar, İttihatçılarla birbirlerine karşı olmalarına rağmen gaflete düşüp isyanda birleştiler! Zorla evlerinden toplanan veya sokaktan geçen sarıklı hocalar, emekli başçavuşlar ve erler bir avuç olmalarına rağmen isyana kalkıp İstanbul'u yağma ettiler!
Bereket Hareket Ordusu, hapsedilip dövülen okullu subayları ve İstanbul halkını, ülkeyi kurtardı.
Sonradan anlaşıldı ki, yabancılar isyancılara para vermişler avuç dolusu! Birtakım elebaşlarını kullanmışlar!
Anarşiye, devlet otoritesinin zedelenmesine karşı önlem için, siyasi partilerin inadı bırakıp asgari müşterekte anlaşmalarından başka çare yok!
|
|