Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 17 Kasım 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Taahhütlerin aksine davranmak şeref getirmiyor


Orhan Pamuk ve Hrant Dink aleyhine açılan davalar, bir yandan AB üyeliğini hedefleyen Türkiye'nin "fikir özgürlüğü" hanesine kırık not olarak işlenirken, diğer yandan da savcılarımızın "günün gereklerini" kavramakta zorlandıklarını ortaya koyuyor.
Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu eski başkanı Prof. Dr. İbrahim Kabaoğlu ve bu kuruma bağlı Kültürel Haklar ve Azınlıklar Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Baskın Oran hakkında açılan dava bunun son örneklerinden biri.
Her iki saygın akademisyenimiz, Oran'ın, yukarıda belirtilen konumuyla, hazırladığı azınlıklar raporu nedeniyle yargılanacaklar. Başbakanlık'ın yönergesiyle çalışan bir kurumun başkanı ve üyesi hakkında, o kurumun amacına uygun bir çalışma yaptılar diye, üstelik 5 yıl hapis istemiyle, dava açılması insana Franz Kafka'nın romanlarını andırıyor.

Röportaja dava
Gazeteci Neşe Düzel hakkında, DEP eski milletvekillerinden Orhan Doğan ile yaptığı röportaj nedeniyle açılan dava da, "fikir özgürlüğü" ile neyin kastedildiğinin Türkiye'de pek anlaşılmadığını gösteren bir diğer örnek olarak önümüzde duruyor.
Peki, Avrupa'da her isteyen her istediğini söyleyebiliyor mu? Avrupa'daki kötü bir emsal Türkiye'de de aynısının yapılmasına vize çıkarıyormuş gibi, bizde bu hallerde anında sorulan soru bu oluyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin baş idarecilerinden Fatoş Aracı, Basın Yayın Genel Müdürlüğü ve Avrupa Konseyi tarafından hafta başında Ankara'da düzenlenen "Gazetecilerin Hak ve Sorumlulukları" konferansında bu soruyu yanıtladı. Aracı, bir yazıdan veya sözden dolayı Avrupa'da da yargılananların bulunduğunu, ancak, yazılan veya söylenen şeyin şiddete aleni bir çağrıda bulunması gerektiğini belirtti.

Çelişkili bir durum
Bahane arayanlar burada derhal İsviçre, Belçika ve Fransa'da "Ermeni soykırımını" inkâr edenler hakkında açılan davalara işaret edeceklerdir. Bu gerçekten garip bir uygulama olup Avrupa'yı kendi içinde "çelişkiye" düşüren bir durum yaratıyor. Örneğin, İngiltere'nin -Avam Kamarası'nda her yıl sorulan "Ermeni sorusuyla" teyit edilen- resmi bir "Ermeni soykırım olmadı" yaklaşımı var.
İlgilenenler, İngiliz Parlamentosu'nun sitesine girip (www.parliament.uk) "Hansard" bölümünde bunu araştırabilirler. "Suç nerede işlenirse işlensin suçtur" diyen Belçika'nın bu durumda İngiliz hükümetine karşı dava açması lazım, ki bu da, bu ve bunun gibi, ülkelerin konumlarının saçmalığını ortaya koyuyor.

AİHM'ye başvurma hakkı
Başka bir ifadeyle, bazı Avrupa ülkelerinin yasal saçmalıkları bizdeki kısıtlayıcı uygulamalara kılıf olamaz. Kaldı ki, "Ermeni soykırımını inkâr etti" diye hüküm giyen herhangi bir Türk'ün, ki bu henüz olmadı, İngiltere örneğine dayanarak, AİHM'ye başvurma hakkı var. O durumda ortaya gerçekten ilginç bir "içtihadın" çıkacağı kesin.
Bu konuda söylenecek çok şey var ama yer darlığı el vermiyor. Ancak, şu söylenebilir: Yukarıda sözünü ettiğimiz davalar, "AB perspektifi" olmasaydı kendisini "demokratik" sayan Türkiye açısından yine de "ayıp" olurdu.
Fakat devlet ve millet olarak AB yoluna girdiğimiz için bunun ruhuna uymamız gerekiyor. Bunu yapamıyorsak, o zaman "Bu gömlek bize büyük" deyip vazgeçmemiz gerekiyor. Yoksa, devlet adına taahhütlerde bulunup ardından bunun aksini yapmak ülkemize şeref getirmiyor.

semihi@cnnturk.com.tr








Taha AKYOL
Çağdaş üniversite
YÖK iki günlük uluslararası bir konferans düz...
Çetin ALTAN
'Posta koyma' açlığı sürüp giderken...
Günler kısalmayı sürdürecek 5 hafta daha... ...
Melih AŞIK
Şemdinli - Hakkâri
Şemdinli olayı, kimi askeri görevlilerin kend...
Fikret BİLA
Danıştay Başkanı Çetinkaya: Tartışılmaz bile
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Avrupa İnsa...
Hasan CEMAL
Ulema, hangi ulema?
Türban takıntısı ile ilgiliydi geçen günkü ya...
Yılmaz ÇETİNER
Güneydoğu'da ajan provokatörler oynuyor!
Devletin, vatandaşları korumakla görevlendird...
Güneri CIVAOĞLU
Iska
Başbakan Erdoğan, Danimarka Başbakanı Rasmuss...
Can DÜNDAR
Türkler kindar mıdır?
Çocukken bir tekerleme dolaşırdı dilimizde: ...
Hurşit GÜNEŞ
Bundan böyle kuru, sıcak para değil, yabancı sermaye belirleyecek
Dünkü yazımızda Merkez Bankası'nın (MB) piyas...
Doğan HEPER
Masumu hapset, sabıkalıyı sal
ADALET Bakanı işine geldiği gibi konuşuyor. İ...
Semih İDİZ
Taahhütlerin aksine davranmak şeref getirmiyor
Orhan Pamuk ve Hrant Dink aleyhine açılan dav...
Sami KOHEN
Şam sürprizi
DIŞİŞLERİ Bakanı Abdullah Gül'ün dün Şam'a ya...
Hasan PULUR
Kent Kullanma Kılavuzu
KOLAY mı şehirde yaşamak, kentte yaşamak ve d...
Derya SAZAK
Sadrazam gibi
Baş döndürücü uçak yolculuklarının sonunda bö...
Meral TAMER
Türk zinciri dünyayı nasıl fethetti?
Hüseyin H. Şedele 56 yaşında, meslek lisesi m...
Yaman TÖRÜNER
Patlamanın sonu nereye varacak?
Gayrimenkul sektöründe büyük bir patlama yaşa...
Güngör URAS
Her şey 'döviz fiyatının artmamasına' bağlı
Türk ekonomisinde bugün "denge dışı" durum va...
Serpil YILMAZ
İSO sosyal sorumluluk karnesi verecek
Çin'de de, Malatya'da da görmüştüm; Adidas, N...
M. Ali BİRAND
Danimarka'ya bunu anlatmak zor
Danimarka'nın Roj TV konusundaki tutumu, Türk...

© 2005 Milliyet