|
 |
|
|
Futbol eğlence mi bir savaş mı?
Satır Arası / Deniz Sipahi
Hepimizin isteği Almanya'ya, Dünya Kupası'na gitmekti.
Son gayretler, çabalar yeterli olmadı.
Futbolcularımız son doksan dakikada üç maçlık koştular ama yine de başaramadık.
"Ne yapalım, kısmet değilmiş..." diyemiyoruz.
Çünkü hayatı giderek futbol olan bu millete yeni bir meşgale bulmak lazım.
Tahmin etmiyorum ama...
Bir düşünün FİFA, olur da Türkiye'ye bir sonraki Avrupa ve Dünya Kupaları'ndan men cezası verirse bu ülkenin hali ne olur...
Yıllarca siyasiler özellikle de 12 Eylül dönemi ve sonrasında futbol halkı oyalama, sorunları görmeme aracı olarak kullanılmadı mı?
Türk futbolu Türk siyasetine benzediği için de kaos oluştu.
Amatör ruhtan daha çok da silahlar konuştu; paranın gücü bile siyasi gücü yenemedi.
Bu maçla bu yazdıklarımın ne alakası var derseniz; cevabım şöyle olur.
Herkes gibi ben de Türkiye-İsviçre maçının doksan dakikasını midemdeki sancı, başımdaki o yoğun baskıyla izledim.
Yerimde duramadım; maçın çoğunu ayakta izledim.
Hakan Şükür'ün vuramadığı topa, Fatih Tekke'nin son dakika ıska geçtiği topa ben yerimde vurmaya çalıştım.
İkinci golü yedikten sonra bile "Bir mucize olur mu?..." diye bekledim.
Oyuncularımız saha içinde, ben evimde dua ettim. Ama olmadı...
Biliyorum hepimiz, "Çocuklar ilk maçta niye böyle hırslı değillerdi, neden daha dikkatli olamadılar..." diye düşünüyoruz.
Eleme maçlarında toplam yedi gol yiyen İsviçre'ye bir maçta dört gol atacaksın; buna rağmen eleneceksin.
Evet, insanın kahrolası geliyor ama futbol sonuçta bir oyun değil mi?
Sahaya adım atarken, tüm ekip Almanya'ya gidecek sadece bir takımın olduğunu bilmiyor mu?
O zaman neden bu kadar öfke, bu kadar hırçınlık...
* * *
Geçmişi bugünle nasıl karşılaştıracağız; elbette rakamlarla...
2006-2007 sezonunda Avrupa kupalarında dört takımla temsil edileceğiz. UEFA ülke sıralamasında 11'inci sıraya gerileyen Türkiye'nin, Şampiyonlar Ligi'nde mücadele edecek temsilcilerinden lig şampiyonunun üçüncü, lig ikincisinin ise ikinci ön eleme turundan şampiyonaya katılacağını açıkladı.
Geçen Avrupa Şampiyonası'nda yoktuk; önümüzdeki Haziran'da Almanya'da olamayacağız.
Yani kim ne derse desin Türk futbolu bir düşüş içerisinde.
Dünyanın sonu mu; değil elbette...
Ama Türk halkı için futbol; bir "onur mücadelesi" olarak görülüyor, spordaki başarılar artık bir "milli dava" olarak algılanıyorsa çok daha farklı bir vizyonda olmamız gerekmez mi?
Galatasaray'ın UEFA Kupası'nı alması Türkiye için bir milat olmalıydı; ne yazık ki bunun üzerine hiçbir şey koyamadık. Dünya üçüncülüğü o jenerasyonun son eseriydi ve biraz da şans faktörü Türkiye'nin yanındaydı.
* * *
Futbol kulüplerimizdeki kan kaybı sürüyor; uluslararası maçları kendi ligimizin temposu gibi zannettiğimiz için sonuçları görüyoruz. Fenerbahçe'de, Galatasaray'da, Beşiktaş'ta golleri yabancılar atıyor; yerliler ortada yok. Yeni nesil yetişmiyor, yetişenler de yedekte kalıyor.
250 ülkeden sadece 32'si Almanya'ya gidiyor; biz yokuz.
Olmayabiliriz; ama saha içinde yaptıklarımızla konuşulacağımıza saha dışında yaptıklarımızla yargılanıyoruz. Futbol bir eğlence, bir savaş değil.
Bunu anladığımız zaman çok daha mutlu olacağız.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|