Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 19 Kasım 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ders almak


Şemdinli, Yüksekova, Hakkâri, Diyarbakır olayları nasıl da duyarlı bir süreçte olduğumuzu gösterdi.
Tansiyon hâlâ yüksek, psikoloji gergin ama -neyse ki- sokakların ve meydanların ateşi "düşmüş" görünüyor.
Genişleyebilecek bir sosyal yangın olasılığının kıyısından geçtik.
Derin bir nefesin ve de ders almanın zamanıdır.
Bir musibet, bin nasihatten evladır (daha iyidir)...
..................
Şu son olayların, üzücü ve kaygı verici olmanın ötesinde, "hayırlara vesile(!!)" olması da mümkün.
Tabii... Yaşananlardan sorumlu ve yetkililerin ders çıkarabilecek kadar duyarlı ve sağduyulu olmaları koşuluyla...
Gerçekten... Kerameti kendinden menkul "vatan kurtaran aslanlara" yanlış ve hukuk dışı sözde operasyonların, faili meçhullerin, provokasyonların büyük sosyal ateşler yakabileceğini lafla anlatabilmek herhalde mümkün değildi.
Kulaklarına kurşun akıtılmış, at gözlükleri takmış olmalılar.
O ateşlerin nasıl söndürüldüğü bile "ateşle oynamanın ne demek olduğunu" ortaya koymuştur.
Cenazelerin kalkacağı gün, ilçedeki bütün polisler yollardan, meydanlardan çekiliyorlar.
Polis ve asker aileleri konutlarından ayrılıyorlar. Kamu kurumu binalarına ve tesislerine topluca yerleştiriliyorlar.
Panzerler ve diğer tüm askeri ve sivil araçlar görünmez hale geliyor.
Cenaze töreninde olayların çıkmamasını muhtarlar, parti yöneticileri ve partilerin, sivil toplum örgütlerinin, sayıları 2000'i bulan kolları kırmızı bantlı görevlileri sağlıyor. Devlet, neredeyse yok.
Alçaktan uçan 2 askeri jet ve askeri helikopter ise durumu daha da trajik hale getiriyor.
Yani... Koskoca ilçe, güvenlik örgütleriyle temsil edilemez hale gelmiş.
.....................
Elbette partilerin ve sivil toplum örgütlerinin duyarlı ve özenli olmaları olumludur.
Uzun namlulu silahları, çelik yelekleri, panzerleriyle caddenin, meydanın, yolların ve mezarlığın sanki savaş varmışçasına tutulması güzel manzara olmazdı...
Ama... O muhtarların ve parti yöneticilerinin, 2 bin görevlinin şiddet eylemine dönüşmesini önledikleri cenazeler için yürüyüşte PKK ve Apo için atılan "destek" sloganları, açılan PKK ve federasyon bayrakları güzel manzara mıydı?
Ya bundan sonra?..
....................
Kim/kimler, hangi akla/akılsızlığa hizmet ederek gidip eski bir PKK'lının kitapçı dükkânını bombalamış/bombalatmıştır?
Şemdinli olayında her şey tabak gibi ortada...
Bir PKK itirafçısı, güpegündüz ilçenin tek pasajına geliyor ve eski bir PKK'lının kitapçı dükkânını bombalıyor ve pasajın en dibindeki dükkândan kapıya doğru kör kör parmağım gözüne adeta "Beni görün, beni tanıyın, beni yakalayın" vücut diliyle ilerliyor, elbette yakalanıyor.
Yetmedi...
Kapıda jandarma istihbaratında görevli 2 astsubay bir Renault otomobilde bekliyor.
Onlar da sanki "Gelin bizi yakalayın" mesajının temsilcileri...
Renault'nun ruhsatına göre, onlardan biri aracın sahibi.
"Canım belki bir rastlantı sonucu oradadırlar" denmesin diye otomobilde bombalanacak dükkânın bulunduğu pasajın profesyonelce çizilmiş bir krokisi, dükkânın sahibinin adının da bulunduğu bir liste ve çarpı işaretleri, Kalaşnikov silahlar Renault'ya "birer kanıt gibi" yerleştirilmiş.
Onlar da halk tarafından yakalanıyor.
Savcı inceleme yaparken, bu kez bir başka jandarma astsubay üzerlerine ateş açıyor.
O da yakalanıyor.
Bütün bu garipliklerin bir araya gelmesi, -eğer yanılmıyorsam- bir tek -olası- amaçla izah bulabiliyor: Şemdinli'yi karıştırmak ve Türkiye'de etnisite çatışmaları yaratmak provokasyonu...
Yani... Pis bir tezgâh...
Bu sütun yargı yeri değil. Hüküm vermeye kalkışmıyorum. Kuşkularımı ve izlenimlerimi yansıtıyorum sadece...
Keşke yanılsam...
Ama... Yanılmış olsam da, gerçekleri saptamış olsam da bir şey değişmiyor.
Bu olaylardan ders çıkarmak Türkiye'nin geleceği için aklın yoludur.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Hükümet, asker ve Güneydoğu
GAZETELER 40 bin kişinin yürüdüğünü yazıyor! ...
Çetin ALTAN
Fenerbahçe Parkı'nda lodos dalgaları patlarken...
Lodosta Marmara'nın, kıyılara yaklaştıkça bey...
Melih AŞIK
Kürtlerin planı...
Kürtler geçen cuma günü Kürdistan'ın başkenti...
Fikret BİLA
Şemdinli olaylarının siyasi boyutu
Şemdinli'de bir kitabevine bomba atılması son...
Hasan CEMAL
Hangisi?
Çok eskiden kâğıtla kalem vardı. Kimi zaman "...
Güneri CIVAOĞLU
Ders almak
Şemdinli, Yüksekova, Hakkâri, Diyarbakır olay...
Can DÜNDAR
Entel yorum
Gazeteler bazen, yaptıkları kadar yapmadıklar...
Abbas GÜÇLÜ
Çocuklar ve gençler uyuşturucu batağında mı?
Yarın, Dünya Çocuk Hakları Günü. Böyle bir gü...
Semih İDİZ
'Hazmetme kapasitesi' aslında Türkiye'nin sorunu
Avrupa Birliği, Türkiye'ye dönük "hazmetme ka...
Sami KOHEN
Renkli rüyalar
Şubat 2003'te hayata geçirilen bir projeyle i...
Hasan PULUR
Taktik: İki ileri, bir geri!
"NİÇİN yazmıyorsun?" diyenlere cevabımızdır. ...
Erdoğan SAĞLAM
Bono tahvil istisnası 191.88 YTL
Bakanlar Kurulu yetki kullanmazsa bazı vergi ...
Derya SAZAK
Terim meselesi
Gündem yoksulu bir ülkeymişiz gibi onca tartı...
Meral TAMER
Türk eliyle sentetik DNA üretimi
Moleküler biyoloji ve genetik, tüm dünyada so...
Tamer HEPER
Bahtsız şehir İstanbul
"İstanbul'u hiç bu kadar yeşil gördünüz mü?" ...
Yaman TÖRÜNER
Siz de yılda net % 118 faiz alabilirsiniz
Asgari bir milyon yeni Türk liranız varsa, bu...
Güngör URAS
Eskişehir'de müzik - tiyatro festivali
Eskişehir'deyim. Eskişehir'e 11'inci Uluslara...
M. Ali BİRAND
Kızmayalım, önlem alalım
İsviçre milli maçıyla ilgili gelişmeler kamuo...

© 2005 Milliyet