|
 |
|
|
İSTANBUL TABİP ODASI BAŞKANI PROF. GÜRSOY ŞEMDİNLİ OLAYLARINI DEĞERLENDİRDİ:
Olaylar PKK'yı besliyor
1980'lerde PKK'nın büyük sıçrayışına neden olarak Diyarbakır Cezaevi'ndeki işkenceyi gösteren Prof. Dr. Gençay Gürsoy, "Şemdinli'de Diyarbakır Cezaevi gibi PKK'yı besleyen psikolojik atmosfer yaratılıyor" dedi
SOHBET ODASI DERYA SAZAK
Soru: Aydınlar Girişimi olarak yaz başında PKK'ya silahlı eylemlere son verme çağrısında bulunmuş ve Başbakan Erdoğan ile görüşmüştünüz, Şemdinli'de bir PKK itirafçısı ve jandarma uzman çavuşunun da karıştığı, Susurluk'u çağrıştıran bombalama olayları ardından "sağduyu" çağrınızı yinelediniz. Olaylar ne yazık ki, Güneydoğu'ya ve kent merkezlerine sıçrama eğilimde. Kaygı verici bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gürsoy: Başbakan'la görüşmemizde demokrasiden taviz vermeden, Kürt meselesiyle terörü ayırarak barış ortamının sağlanabileceği konusunda çok olumlu sinyaller almıştık. Kafamızdaki soru işareti şuydu: Hükümet yükselen şiddetin sadece polisiye, askeri önlemlerle bastırılacağı düşüncesinde miydi, yoksa soruna Türkiye'nin geleceği açısından bakıp, dünya konjonktürü ve AB entegrasyonu çerçevesinde demokratik çözümlere açık olacak mıydı? Başbakan, tereddüde yer bırakmayacak şekilde barış ve diyalog mesajı verdi.
Şemdinli'deki Susurluk
Erdoğan, Diyarbakır'a gitti. "Kürt sorunu demokrasi sorunudur" diye konuştu ancak bu sözlerin arkasını getiremedi. Başbakanlık'taki toplantıda bulunmuş bir kişi olarak Erdoğan'ın yaklaşımı neydi? Kürt sorununda hazırlığı, çözüme dönük somut projesi var mıydı ?
- Yoktu. Bizden öneri talep ettiler. Doğrusu kimsenin kafasında böyle sihirli bir formül yok. Milliyetçi yükselişle, eylemlere karşı gösterilen tepkilerle tırmanışa geçen bir psikolojik atmosfer içindeyiz. Devletin içindeki bir- çok güç odağının çözüme doğru ortak tavır almaları çok kolay değil. Görüşmemizde Kürt kimliğinin kabulü konusunda geçmişten daha toleranslı tavır alınabileceği konusunda izlenim edindik. Bölge insanının, ortak geleceği paylaştığı konusunda tereddütlerinin ortadan kalkmasına yol açabilecek birtakım sıcak yaklaşımlardı beklenen. PKK çevrelerinden gelen izlenimlerde bu doğrultudaydı. "Başbakan, demokrasi çerçevesinde çözümden yanayız, desin bu bile çok şeyleri değiştirir' diyenler vardı.
Örtbas endişesi yarattı
PKK o günlerde "ateşkes"i tartışıyordu.
- PKK'nın, silahlı eylemlere önkoşulsuz ve süresiz son vermesini istemiştik. Bu talebimizi Başbakan'a da tekrarladık. Başbakan Diyarbakır'a gitti. PKK'nın anlamlı bir adımla karşılık vereceği umudundaydık. Aldıkları kısa süreli eylemsizlik kararı umut kırıklığı yarattı.
Anlaşılan hükümetin de hazırlığı yoktu, 3 Ekim müzakere eşiğinin aşılması beklendi, Olaylar yeniden tırmanıyor. Şemdinli'deki bombalı saldırılar devletle halkı karşı karşıya getirdi. Buraya neden gelindi?
- Mızrak çuvala sığmıyor. Bölgede 17 defa bombalama yapılıyor. Orası PKK'nın alışılmış eylem alanı değil. Son olayda, pasaja bomba atanları halk "suçüstü" yakalıyor. Silahlar, isimler, krokiler ortaya çıkıyor. Hepsi bir arabanın bagajında. Görüntüler Susurluk'ta ortaya çıkan skandal benzeri bir kuşku uyandırdı. Kimlikleri ele geçirilenler korundu. Kara Kuvvetleri Komutanı, jandarma astsubayına "İyi çocuktur" referansı verdi. Bir başka komutanın olayın lokal olduğunu söylemesi Susurluk gibi örtbas edileceği endişesini uyandırdı. Gelişmeler karşısında aydınlar olarak açıklama gereği duyduk. Olay, adalete uygun şekilde aydınlatılmalıdır.
Provoke edilmemeli
Ne yapılmalı?
- Etnik çatışma konusunda zaten yavaş yavaş hazırlanmakta olan aşırı milliyetçi yükselişi artıran faktörleri ortadan kaldırmak gerekiyor. PKK'nın silahlı eylemlere derhal son vermesi, devletin de sözlerini yerine getirmesi gerekiyor.
Başbakan olayların Susurluk gibi örtbas edilmeyeceği sözünü verdi. Ancak ortada örgütlü suç, çete olasılığı varken daha soruşturmanın başlangıcında olay itirafçı düzeyine indirgeniyor. Ölenlerin cenaze törenlerinde kitlesel tepki vardı. Devlet F-16'ları gönderip alçak uçuşla olayı provoke ediyor. PKK bayrakları açıldı, Öcalan sloganları atıldı gerekçesi öne sürülebilir. Ama bir gerçeği kabul etmek lazım; Güneydoğu'da bu örgütün ifade ettiği anlamla Türkiye'de bizlere ifade ettiği anlam çok özdeş değil. PKK'nın silahlı eylemlerine karşı tavır alan Kürtler bile F-16'lar alçaktan uçtuğu zaman, Şemdinli'deki soruşturmanın sonucundan kuşkuya düştükleri zaman, devletin tutumunu tepkiyle karşılıyor.
PKK'nın istediği oluyor!
- 1980'lerde PKK'nın büyük sıçrayışının nedeni, Diyarbakır cezaevidir. Bugün de ne yazık ki Şemdinli'de terörü terörle bastırma reflekslerinin hâkim olmaya başlaması Diyarbakır cezaevi gibi PKK'yı besleyen psikolojik atmosferi yaratıyor.
'Ulema sözü talihsiz'
Hukuk deyince Şemdinli'de 'adaletin işleyeceği' sözü veren hükümet, Van Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı'nın iddianameden habersiz kendini asması karşısında "İp bulamasa çarşafla da intihar ederdi" diyecek ölçüde kayıtsız kaldı. AİHM'nin türban kararı karşısında "ulemayı" göreve çağırmak AKP'nin içine düştüğü ikilemi yansıtmıyor mu?
- Katılıyorum. Hükümetin demokratikleşme konusunda gösterdiği profil zaman zaman desteği hak ederken, başka alana baktığımızda yanında görünmek bile insanı rahatsız ediyor. Rektörün tutuklanması da böyle. Bazı prosedür hatalarını bu şekilde aleyhte kullanırsanız Türkiye'de hakkında soruşturma açılmayacak rektör bulamazsınız. Buna rağmen AKP'ye toleranslı bakan arkadaşlarımız da var. Laiklikten ödün verilemez. Ulema sözünü de talihsiz buluyorum.
AB'de tereddütlüyüm
Erdoğan'ın ulemaya gönderme yapan çıkışı AB çevrelerinde de şaşkınlık yarattı. AB rotasında savrulma mı var?
- AB konusunda tereddütlerim var. ABD'den bağımsız bir AB entegrasyonunu Türkiye başarabilecek mi ondan emin değilim. Bana göre tehlikeli olan Türkiye'nin Büyük Ortadoğu projesinin çekim alanına girmesidir. Gelişmeler biraz o doğrultuda.
Dışişleri Bakanı Gül'ün ABD Dışişleri Bakanı Rice ile görüştükten sonra Suriye'ye yaptığı ziyaret, Irak'a benzer bir tehdit olarak algılandı. O arada Şemdinli üzerinden Türkiye'nin Güneydoğusu hareketlendi. Sınır bölgesindeki karışıklıkta dış faktörlerin etkisi de göz ardı edilmemeli.
- Böyle yorumlar var tabii ama çok fazla komplo teorisi de üretilmemeli. Kürt sorunu bizim sorunumuz. Hükümetin PKK'yı ABD, demokratikleşmeyi de AB'ye havale edip ortadan çekilme tavrı eleştirilmeye değer. Hükümet yine de gerilimi düşürmeye dönük adımların arkasında durursa bugünkü ortamdan çıkılabilir. Kararlılık gerekiyor.
Ulema söyleminde olduğu gibi AKP'nin İslamcı kimliği de güvensizlik yaratıyor.
- AKP ile ilgili endişeleri paylaşıyorum. Büyük yön değişikliği beklenmemeli. Şeriatçı parti kimliğine bürünme şansı yok. Ama tabanına oy vermek için popülist mesajlar vermeye çalışıyorlar. Türban meselesinde de YÖK'te de askerlerle uzlaşmaya gideceğini düşünüyorum. Uzlaşmanın ikinci varacağı nokta Büyük Ortadoğu Projesi'dir..
Keşke F-16'lar karanfil atsaydı
DEHAP'lı belediye başkanları da yatıştırıcı rol oynadılar.
- Evet. Onlara da büyük görev düşüyor. Diyarbakır Barosu'nun bir paneline katılmıştım, orada şunu söyledim. Kandil Dağı'daki PKK stratejisinin de artık değişmesi gerekiyor. Silahlı eyleme son vermeliler. Belki Gandhi'nin yaptığı gibi pasif direnme şeklinde bir felsefe değişikliğe gidilebilir. Şiddete karşı ulusal kampanya düzenlenebilir.
Gandhi tarzı eylemsizlik çağrınız PKK'ya mı?
- Kürt militanlarının yapması gereken belki de tek şey bu, devlet de cenaze kaldırmakta olan insanların üstüne F-16 göndermek yerine mesela beyaz karanfil atsaydı, çok fazla romantik gibi görünse de ortam yumuşardı.
Devlet Kürtlerle barışmalıdır
Bu ülkenin insanları birbirini öldürüyor. 1990'lardaki iç savaş şartlarına bir daha dönmemek için bir şeyler yapmak gerekiyor.
- Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi Kürtleriyle barışması lazım. Bunun yolunu bulmak zorundayız başka çare yok.İşte Kuzey Irak'ta bir devlet oluşuyor. Böyle giderse orası bir çekim merkezi haline gelir, buna engel olamayacaksınız.
PKK'yı etkisizleştirmenin bir yolu da Kürt siyasal hareketine Meclis yolunu açmak olmalı. Yüzde 10 barajıyla bu mümkün mü?
- Başbakan'la görüşmemizde söylediğim de oydu. "Kürt insanını parlamenter demokrasiye çekmek zorundayız" dedim. Bunun da şartı yüzde 10 seçim barajını düşürmektir. Türkiye bunu yapmasa bile AB süreci mutlaka zorlayacaktır. Siyasi parsellemeyle Türkiye demokrasiye gidemez. Kürt çoğunluğun Türkiye'den kopma beklentisi olduğunu düşünmüyorum.
CHP'nin tavrını olumlu buldum
CHP'nin Şemdinli olayındaki tutumunu nasıl karşıladınız?
- Hakkâri Milletvekili Esat Canan, Şemdinli'deki olayın sorumlularını ortaya çıkarmak ve gerilimi düşürmek için cesur şeyler yaptı. Doğrusu Şemdinli olayında CHP'nin "derin devlet"in yanında pozisyon alacağından endişe ediyordum. Tersine olayın takipçisi olacaklarını açıkladılar. Bu tavrı olumlu karşılıyorum. Geçen defa Deniz Baykal ile görüşememiştik, aydınlar heyeti olarak randevu talebimiz olacak.
Başbakan'la bugünlerde görüşecek misiniz?
- Evet, randevu talebimiz olacak. Prof. Göksel Kalaycı'nın ölümü üzerine Başbakan beni de arayarak başsağlığı diledi. Telefonda görüşme imkânlarının izin verdiği ölçüde şiddet ortamıyla ilgili görüşlerimizi söyledik.
KİMDİR
Prof. Gençay Gürsoy, İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi. İstanbul Tabip Odası Başkanı. Aydın Girişimi sözcüsü. Mesleki alandaki yayınları dışında 1970-80'li yılların siyasi yazılarından oluşan 'Bir Resimaltı' adlı kitabı bulunuyor.
|
|
|

|