|
 |
|
|
Gülen ile De Villepin Başbakan'a karşı
Erdoğan'ın, "Fransa'daki olayların gerisinde türban yasağı var" yorumu, Fransa Başbakanı Villepin ile Fethullah Gülen'i aynı çizgide buluşturdu. Villepin, Erdoğan'ı yalanladı. Gülen de, "Olaylar, başörtüsü gibi yaklaşımlarla izah edilemez" dedi
ANKARA KULİSİ
Fransa'da patlak veren sokak eylemleri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Bu eylemlerin gerisinde Fransa'da okullarda Müslüman kız öğrencilere uygulanan türban yasağı var" şeklindeki açıklamasıyla Türkiye'de de büyük bir tartışmaya yol açmıştı.
Erdoğan'ın bu sözlerine tepki yalnızca medyadan, muhalefetten gelmedi. Fransa Başbakanı Dominique de Villepin, yaptığı bir açıklamayla Erdoğan'ın değerlendirmesinin gerçeği yansıtmadığını söyleyerek rahatsızlığını açık ifadelerle kayda geçirdi.
Bu sözlerin Başbakan'ın ağzından yarattığı en önemli risk, şiddet ile Müslümanlığı ilişkilendirmesiydi.
Gülen'den eleştiri
Başbakan'ı bu konuda eleştirenler, yalnızca Türkiye'deki köşe yazarları, muhalefet ve Fransız devlet adamları ile sınırlı kalmadı.
Fethullah Gülen de Amerika kıtasından sessizliğini bozmak ihtiyacını duydu ve cemaatine yakınlığıyla bilinen Aksiyon dergisine verdiği bir mülakatla Erdoğan'ın yaklaşımına katılmadığını hissettirdi.
Şöyle dedi Fethullah Gülen:
"Bu olaylar 'Müslümanca yaşamak isteyenler vardı. Onlara baskı yapılıyordu. Başörtüsü problem oluyordu' gibi yaklaşımlarla izah edilemez. Paris'te cereyan eden olayların Müslümanlıkla bir alakası yoktur."
Gülen, ardından olayları Fransa'daki göçmenlerin ikinci sınıf vatandaş gibi görülmeleri, bilinçaltlarındaki ezilmişlik duygusu gibi bir dizi sosyolojik ve kültürel faktörle izah etti.
Fethullah Gülen ardından ekledi:
"Belli bir konumda bulunan insanlar çok dikkatli konuşmalıdırlar."
Başbakan Erdoğan, son zamanlarda yaptığı çıkışlarda "Ulema görüşü"ne ne kadar çok önem verdiğini açıklamıştı.
Cemaatin bünyesinde yayımlanan Zaman gazetesinden, hakkında "Ulema Geleneğinin Son Islahatçısı: Fethullah Gülen" başlıklı bir tebliğ hazırlandığını da öğrendiğimiz Fethullah Hoca'nın uyarısı, bu alanda "mürekkep yalamış" Başbakan'ın dikkatine sunulur.
Eleştiriye tahammül eşiği bir hayli düşük olan Başbakan, bakalım Ulema'nın vetosunu nasıl karşılayacak?
AB Genel Sekreterliği kaçak binada
BU BİNA, Türkiye'nin AB'ye tam üyelik hedefini simgeselleştiriyor. Türkiye'nin Avrupa ile bütünleşme kararlılığı en çok bu binanın koridorlarında hissediliyor. Brüksel'den gelen AB bürokratları Esenboğa Havaalanı'ndan doğruca buraya geliyorlar.
Çünkü, Türkiye'nin tam üyelik müzakerelerinin koordinasyonu bu binada yapılıyor. Odalarını dolduran memurlar, Türkiye'yi AB'ye tam üye yapma hedefine gönül koymuş azimli insanlar.
Bu binanın varoluş nedeni, tam üyelik müzakereleri ile birlikte Türkiye'yi artık bir kurallar ülkesi yapma niyeti değil de ne?
Peki, bu binanın neden iskân ruhsatı yok? Elektrik, su ve doğalgazı neden illegal? Belediye, neden su ve doğalgaz aboneliği vermiyor? Neden tuvaletlerinde kaçak inşaat suyu kullanılıyor?
Referans gazetesinin geçen hafta ortaya çıkardığı acı gerçek, AB Genel Sekreterliği binasının aslında bir kaçak inşaat statüsünde olduğunu gösteriyor.
İnşallah binanın bu hukuk dışı statüsü, seneye AB Komisyonu'nun İlerleme Raporu'na girmez...
Bir gün 'in' üç gün 'out'
SON dönemde Başbakan Erdoğan'a sıkça yöneltilen eleştirilerden biri, Ankara'da yeteri kadar zaman geçirmemesi. Daha geçenlerde eski dışişleri bakanlarından İlter Türkmen, Erdoğan'a, "Başbakan zannedersem lüzumundan fazla hiperaktif. Dış seyahatlerini biraz kısması ve daha az konuşması lazım" uyarısında bulundu.
Gerçekten de Erdoğan'ın takvimine bakıldığında, zamanının önemli bir bölümünü Ankara dışında geçirdiği görülüyor. Başbakanlık muhabirimiz Elçin Ergün'ün Başbakan'ın 1 Ekim'den düne kadar (20 Kasım) geçen süre içindeki takvimi üzerinde yaptığı bir analiz, bu durumu çarpıcı bir şekilde gösteriyor.
Başbakan Erdoğan, 1 Ekim-20 Kasım tarihleri arasında 18 günü Ankara'da, 17 günü İstanbul'da geçirmiş. Başbakan, 11 günü yurtdışında, 5 günü de Türkiye'de Ankara ve İstanbul dışındaki kentlerde değerlendirmiş.
Bu verilere bakıldığında, İstanbul ve yurtdışında geçirdiği sürenin Ankara'da geçirdiği sürenin neredeyse üç katına çıktığı görülüyor. Başbakan Ankara'da geçirdiği her bir gün karşılığında üç günü Ankara dışında geçirmiş.
Şiire ilgisi bilinen Erdoğan'ın, Yahya Kemal Beyatlı ekolüne bağlı olduğu anlaşılıyor. Erdoğan da, "Ankara'nın en çok İstanbul'a dönüşünü seviyor."
Ancak, "Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul" mısra-ı meşhurunun da şairi olan Üstat trenle seyahat ederdi. Sık sık uçan Başbakan ise, Ankara'ya da tepeden bakmayı seviyor.
BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN TAKVİMİ:
1 Ekim: Ankara
2 " : Ankara
3 " : Ankara
4 " : Ankara
5 " : Ankara/İstanbul
6 " : İstanbul
7 " : İstanbul
8 " : Siirt
9 " : Siirt
10 " : Ankara
11 " : Ankara
12 " : İstanbul
13 " : Ankara
14 " : Ankara
15 " : İstanbul
16 " : İstanbul
17 " : Ankara
18 " : Ankara
19 Ekim: İstanbul
20 " : Pakistan
21 " : Pakistan
22 " : İstanbul
23 " : İstanbul
24 " : Kuveyt
25 " : Kuveyt
26 " : Yemen
27 " : İngiltere
28 " : İngiltere/Ankara
29 " : Ankara
30 " : Gaziantep
31 " : Ankara
1 Kasım: Ankara/İstanbul
2-3-4-5 Kasım: İstanbul
6 Kasım: Almanya
7 " : Ankara
8 " : Ankara/İstanbul
9 " : İstanbul
10 Kasım: Ankara
11 " : Ankara
12 " : Katar
13 " : Katar
14 " : Bahreyn
15 " : Danimarka
16 " : Ankara
17 " : Samsun
18 " : İstanbul"
19 " : Denizli
20 " : Ankara/Van
|
|
|

|