Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 21 Kasım 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Bu nasıl bir memlekettir?


SIK sık sorarlar, hem de hiddetle, kızarak:
"Bu nasıl memleket?"
Bu nasıl memleket öyle mi?
Bu öyle memlekettir ki, İzmir'de Kalaşnikov silah, üç buçuk kilo esrar ve 490 uyuşturucu hap bulunan bir vatandaş, "Delil olacak nitelikte suç unsuru oluşmadığı ve delilleri yok edip karartacak gibi bir izlenim de vermediği için" serbest bırakılır.
Bu güven verici vatandaşın sabıka hanesinde cinayet, gasp, yaralama, tecavüz, hırsızlık gibi ufak tefek ayrıntılar bulunduğu, dört yıl cezaevinde yattığı bilinir.
İşte bu böyle bir memlekettir!
***
BU öyle bir memlekettir ki, bir üniversite rektörünü polisler ite kaka cezaevine götürür, aynı üniversitenin 4 aydır suçunun ne olduğunu bilmeden yatan devlet memuru intihar eder.
Adalet Bakanı ise bu tutuklamanın yasal olduğunu belirtir, intiharın çamaşır ipiyle olduğunu söyleyenlere çarşaf veya battaniye kenarıyla da intihar edilebileceğini söyler.
İşte bu böyle bir memlekettir.
***
BU öyle bir memlekettir ki, Samsun'un Durusu köyünde Rusya'dan gelen "Mavi Akım" için yapılan törende, insanlara ve hayvanlara sokağa çıkma yasağı konur, kahveler kapatılır, sokağa çıkma yasağına insanlar ve onların zoruyla kocabaş hayvanlar uyarsa da kediler ve köpeklerin bu yasağa uymadıkları bilinmemektedir.
İşte bu böyle bir memlekettir.
***
AVRUPA İnsan Hakları Mahkemesi'nin "türbanla" ilgili kararını eleştiren Başbakan'ın "Ulemaya sorsalardı. Biz de bu işleri biliriz, az mürekkep yalamadık" demesinin eleştirilmesi üzerine, derhal, safa girip el bağlayanlar, "Hayır, öyle demedi, ya da öyle demek istemedi!" diye durumu kurtarmaya çalışırken en büyük gaf yaptıklarının acaba farkındalar mı?
Başbakan'ın "ulemaya başvurulmasını" önermesi onun siyasi tabanına ne kadar hoş geldiğinin farkında olmayanlar, "Hayır, öyle demedi" diye bir çuval inciri berbat ediyorlar.
***
İŞTE bu böyle bir memlekettir.
Bazıları "ulema"dan medet umarken, ulemadan biri, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, laiklik ile din arasındaki sınırı, bazılarına ders verir gibi anlatır:
"Başörtüsü konusunun iki yönü vardır. Biri, dinle alakalı kısmı, diğeri de kamu otoritesi, yaşama organı ve kamu siyasetiyle ilgili kısmı. Diyanet olarak biz örtünmenin sadece dini boyutuyla ilgileniriz. Siyasetçi olmadığımız için örtünmenin yasalar karşısındaki konumu ve geçerlilik alanı konusundaki tartışmalara katılmayız.
Örtünmenin dinen gerekip gerekmediği veya örtünmenin dindeki yeri konusunda görüş bildirmek Diyanet İşleri Başkanlığı'nın işidir. Başörtüsü yasağının hukuka ve siyasete ilişkin kısmı bizim görev ve yetki alanımızın dışında kalır."
***
HÂLÂ soruyor musunuz, "Bu nasıl memlekettir?" diye...
İşte bu böyle bir memlekettir...

h.pulur@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Diyarbakır'da Ermeni meselesi
DİYARBAKIRLI Ali Emiri Efendi'nin 1918 yılınd...
Çetin ALTAN
Bir Merihli'nin raporu
Gizlice Dünya'ya indim. Onların biçimine gire...
Yasemin CONGAR
İfadenin kara günleri
Türkiye'de ifade kara günler yaşıyor. Bunun k...
Semih İDİZ
'Cehenneme hoş geldiniz!'miş
Türkiye-İsviçre karşılaşmaları çerçevesinde c...
Faik ÖZTRAK
Yedi ayda unutulan kırılganlık analizi
Hükümet ile IMF arasında nisanda imzalanan ye...
Hasan PULUR
Bu nasıl bir memlekettir?
SIK sık sorarlar, hem de hiddetle, kızarak: ...
Osman ULAGAY
Oxford'dan İstanbul'daki Picasso'ya
Üniversite denince ilk akla gelen yerlerden b...
Güngör URAS
Eskişehir'de 270 fabrika kuruldu 50'si de inşa halinde
Eskişehir Sanayi Odası, ülkede "Organize Sana...

© 2005 Milliyet