Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Kasım 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Senfonisine sahip çıkan İzmir

Satır Arası / Deniz Sipahi

Tutku olmadan sanat olmaz. İşine tutkuyla bağlı, yaşadığı her anı sorgulayan, gerçekleştirdiği hedeflerle yetinmeyip hep yarına, geleceğe bakan, kısacası 'yaşamı ciddiye alan' insanlar, öncelikle yaşamdaki duruşlarıyla diğerlerinden ayrılıyorlar.
Hayatımın en önemli unsurlarından bir tanesi hiç kuşkusuz müzik...
Yeryüzündeki haksızlıklara karşı bir isyan varsa bunun cevabını ben müzikte buluyorum.
Kendi kişiliğim içinde sevdiğim, sevmediğim, beğenmediğim taraflarımı müzik dinlerken hesaplaşıyorum.
Yaşamın güzellikleri, iyi yönleri, mutlulukları da müziğin içindedir.
Özellikle de klasik müzikte...
* * *
Atatürk'ün, sonrasında İsmet İnönü'nün bu konuda büyük çabalarını görüyoruz.
Belki Türkiye'de muhafazakar kesim klasik müziği, dayatmacı bir kültürün sevimsiz melodisi olarak algıladı. O yüzden senfonilerin önüne onlarca, yüzlerce sorun çıkarıldı.
Halkın desteğini devlet görmezden geldi; bürokrasi popüler olanı tercih etti.
Ama hiç farketmez; müziği sevenler ve onu bir yaşam biçimi olarak görenler her zaman ne yapıp edip Atatürk'ün vasiyetini yerine getirdi.
Hem de Avrupa'da klasik müzik son 300 yılın en kötü krizindeyken... Popun taarruzu karşısında konser salonları seyirci kaybederken... Ve kaçan seyirciyi geri çekebilmek için akla gelen her türlü numara uydurulurken... Ne kadar engellense de klasik müzik ve opera ölmedi bir türlü... Hatta denilebilir ki, zamanla kendi dinleyici kitlesini oluşturdu
Bu ülkede güzel şeyler de oluyor.
Evet... Hem de çok...
Gururla ve mutlulukla söyleyebiliyorum ki; bunu ateşleyen yine İzmirliler oluyor.
Size İzmir Devlet Senfoni Orkestrası'ndan söz ediyorum. Sınırlar çoktan aşılmış durumda..
Orkestra, başka şehirlere ve özellikle de köylere giderek konserler veriyor. Sadece yabancı bestecilerin eserleri seslendirilmiyor. Çocuklara yönelik eğitim amaçlı konserler de düzenliyor. Konserlerinde Türk bestekarlar da öne çıkarılıyor. İlkokullara ve anaokullarına gidilerek çocuklara müzik eğitimi veriliyor.
Tüm bunlar, 2010'ların 20'lerin, geleceğin sanatseverlerini yaratacak.
Bu projeyi gerçekten çok önemsiyorum.
Senfoni'nin Müdürü Hakan Cem'den sevinerek öğreniyorum ki; ailelerden, çocuklardan müthiş bir ilgi var bu konserlere ve kurslara... Her ay düzenli olarak çıkarılan Senfoni Gazetesi sadece kurumla ilgili değil; müzik dünyasından da haberler sunuyor. Bu da çok hoşuma giden bir çalışma...
* * *
Senfoni, 2005 yazında Japon hükümetince "kültür programına" seçildi. Prens Mikasa'nın bu orkestraya gönderdiği üçüncü davet...
Açılışın Urla Bademler Köyü'nde gerçekleştirilmesi de bana çok anlamlı geliyor.
Listeye bakıyorum Muğla, Aydın, Söke, Salihli, Bodrum, Balıkesir, Çanakkale, Dalaman da var.
Meksika'dan Avrupa ülkelerine, uzak doğuya uzanan bir yelpaze sunulmuş.
Tenor Jose Carreras'ın rahatsızlanmasından dolayı konser iptal edilmiş ama Carreras'ın tercihi İzmir Devlet Senfoni Orkestrası olmuş. Bunların hepsi güzel gelişmeler... İzmirliler senfonisine sahip çıkıyor; çıkmalılar da... Sonuna kadar...
dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Her güzelin kusuru ayrı
Emeklilik hakkında her şey
Yoldaki çukurlar zor anlar yaşatıyor
Senfonisine sahip çıkan İzmir





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bahar Akbaş
Necati Çetiner
Özgür Kaynar
Deniz Sipahi

© 2005 Milliyet