|
İslam Ansiklopedisi'nde ulema
Başbakanımız türbana hassastır ya! AİHM'nin kararını duyunca hemen mikrofonu yakalayıp:
"Türban konusunda söz söyleme hakkı ulemanındır. AİHM'nin böyle bir karar almaya hakkı yoktur. Ulemaya sormalıydılar" diye buyurunca, aydın çevreler, medya herkes önce bir şaşkınlığa düştü! Öyle ya Osmanlı İmparatorluğu zaten bir şeriat devletiydi. Siyasetten hukuka, rüya yorumlarından kocakarı ilaçlarına kadar her konuya el atan sarıklı cüppeli âlim hocalara (yani ulemaya) danışılırdı! Çok kez padişahların başlarını bunlar derde sokmamış, bin bir entrikayla çıkarları için oyunlar oynamamışlar mıydı? Tabii, sayıları az da olsa hâlâ adları bilinen değerli ulemadan bahsetmiyorum.
'Emrin olur...'
Aradan birkaç gün geçince... Doğrusu ya ben de geç kaldım çünkü yazma günüm bugündü! Bu arada Başbakanımız yine konuşup sözlerinin yanlış anlaşıldığını söylemez mi?
- Ey medya mensupları açın lügatleri, bakın ansiklopedilere, karıştırın. Orada, ulemanın bilginler anlamının karşılığı olduğunu göreceksiniz!
"Emrin olur Başbakanım" deyip hemen buyurdukları kaynaklara başvurdum. Ama bu arada Mehmet Yılmaz kardeşim Hürriyet'teki köşesinde sözlüklerde yazılanları açıklamaz mı? Bakınız neymiş ulema!
Türk Dil Kurumu'nun sözlüğü. Kelime Arapça ve çoğul. 1- Bilginler. 2- Eskiden sarıklı din bilginlerine denirdi, yorum böyle...
Ee, peki Ali Püsküllüoğlu'nun ünlü sözlüğü ne diyor? Ona baktım.
"1- Bilginler. 2- Sarıklı din bilginleri."
Yani şimdi sarıklı din bilgini kaldı mı? Var ama sarıksız. Ancak sarıklı olmaya özenenler de yok değil! Demek onları bulmalı, onların adreslerini sormalıymış AİHM'li yargıçlar. Ohh, ne âlâ!
Tanrı'ya hizmet
Hemen ilave edeyim, Başbakanımızı aydınlatabilmek için, İslam Ansiklopedisi'ni açtım, okudum. Ehh artık buna da bir şey diyemezler ya diye düşündüm! Bakalım ulema neymiş?
"..ilm, bilmek mastarından ism'i fail olan âlim veya bunun mübalağalı şekli, âlim'in cem'i olup... bu şekilde Kuran'da iki defa âlim'in cemi olarak geçmektedir. Kelime bir ıstılah olarak İslam cemaatini, İslami prensipler içerisinde, birlik halinde, ahenkli muhafaza eden, ırki bir fark gözetmeyerek bir Müslüman ülkesindeki halkın küçük veya büyük bir kısmını dini bakımdan idare eden ve siyasi müesseselerden hiçbirine bağlı bulunmayan bir zümreyi ifade eder."
"Ulemanın asıl vazifesi Tanrı'ya hizmet olup riya ve gösterişten uzak bulunmaktır."
Türban ateşi
Başbakanımızın sözlerinden pek ufak bir grubun yüreciğine su serpilmiştir o kadar. Ama Erdoğan ileriyi görebilseydi ve eğer isteseydi seçim öncesi söz verdiği türban (nelere söz vermedi ki) sorunundan pekâlâ kurtulur, ülke de rahat ederdi. Taraftarlarına "İşte görüyorsunuz, Avrupalılar bile istemiyor, ya o, ya bu" der, hiç değilse uzun vade erteleyebilir, muhafazakâr, liberal sağın liderliği için puan toplayabilirdi...
Yapamadı. Demek türban, içinde yanan bir ateş!
|
|