Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 24 Kasım 2005 / Perşembe  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AB, AKP'nin daha az Müslüman olmasını bekliyor


Washington temsilcimiz Yasemin Çongar'ın pazartesi günü yayımlanan yorumundaki "Türkiye'de ifade kara günler yaşıyor" yargısına katılmamak elde değil. Ancak, Yasemin'in yazısında son söyledikleri de çok önemliydi. Çünkü, Başbakan Erdoğan'ın "Kutsallara saygıyı mı, ifade özgürlüğünü mü seçersiniz?" sorusuna verdiği "Hiç tereddütsüz kutsalı" yanıtı gerçekten de "düşündürücü."
Bu, Erdoğan'ın kişisel görüşü olabilir. Ona da saygı duyarız. Ancak, kendisi şu anda laik bir cumhuriyetin başbakanıdır. Bu nedenle, bu tür konularda vereceği mesajları, zaten hassas olan bir ortamda, daha dikkatli seçmek zorundadır. Aksi takdirde, dini görüşlerin fikir özgürlüğünü engelleyeceği anlayışlara yol açılmış olur ki, Başbakan Erdoğan'ın da aslında bunu kastettiğini sanmıyorum.

Laiklik mesajı
Burada elbette ki "Dine küfredilebilir" demek istemiyoruz. Başkalarının inançlarına veya inançsızlıklarına saygılı olmak yalnız genel bir kural değil, laikliğin de temel gereğidir. Zira, "laiklik," kökten dincilerin iddia ettikleri gibi, "dinsizlik" demek değildir. Aksine bu, her inancın eşit bir şekilde güvence altına alındığı düzendir.
Kısa bir süre önce Barcelona'da Türkiye'nin tartışıldığı bir konferanstaydım. Oradan yazdığım yazıda da belirttiğim gibi, gerçekleştirdiği reformlardan dolayı büyük alkış toplamasına rağmen, AKP'nin Avrupa'da hâlâ bazı kuşkulara neden olduğunu gördük.
Bu çerçevede bir katılımcının, "AKP, Avrupa'nın Türkiye'ye yaklaşımında 'daha az Hıristiyan' olmasını bekliyor, ancak Avrupa da AKP'nin aynı şekilde 'daha az Müslüman olmasını istiyor" dediğini aktarmıştım. Bu elbette ki "Müslümanlıktan vazgeç" mesajı değildi. Böyle bir mesajı kimsenin vermeye hakkı zaten yok.
Ancak burada "Laikliği gerçekten benimsediğinizi gösterin" türünden bir mesajın söz konusu olduğu da aşikârdı. Kısacası, "dini inanç kişiseldir ve kamu alanına taşınmamalı" denmeye çalışılıyordu. İşte bu açıdan bakıldığında, Başbakan Erdoğan'ın kimi çıkışlarının "rahatlatıcı" değil, aksine "kaygılandırıcı" olduğunu ve "özgürlükler" adına çizmeye çalıştığı çağdaş görüntüyle çeliştiğini söylemeliyiz.

Türkiye katılmamalıydı
Aynı şey, Türkiye'nin, diğer Müslüman ülkeleriyle birlikte, Hz. Muhammed'i bir karikatürle tasvir eden Danimarka gazetesini Danimarka hükümeti nezdinde protesto etmesi için de söylenebilir. Burada bu konuyu "fikir özgürlüğü" çerçevesine oturtup küçümseyen Danimarka hükümetini tabii ki desteklemiyoruz.
"Günaha Son Çağrı" filminin Katolikler arasında nasıl infial yarattığını anımsadığımız için, bu tür "hassasiyetlerin" Avrupa'da da var olduğunu biliyoruz. Danimarka hükümeti de, özellikle dünyadaki hassas konjonktür düşünüldüğünde, bu konuda Müslümanlara "ifade özgürlüğü dersi" vermek yerine, bir gazeteye niçin müdahale edemeyeceğini daha zarif bir şekilde anlatabilirdi.
Buna karşın, Türkiye de, laik bir devlet olarak, Müslüman ülkelerin bu kolektif protestosuna katılmamalıydı. Asıl bu konuyu "ulemaya" bırakıp, "Laik olan Türkiye'nin burada yapabileceği tek şey, inançlara saygılı olmanın barış ve istikrara daha çok katkıda bulunacağını" söylemekle yetinmeliydi.
İslam Konferansı Örgütü nezdinde laik bir ülke olduğunu anımsatarak, örgüt tarafından alınan bazı kararlara bu nedenle katılmayan Türkiye, Danimarka'da da bu anlayışı ortaya koyabilmeliydi.

semihi@cnnturk.com.tr








Taha AKYOL
Baykal, Erdoğan, kimlik...
20 Ekim 2002, CHP lideri Baykal Balıkesir ve ...
Çetin ALTAN
Çakmak...
Dikdörtgen biçiminde, kapaklı madeni bir çakm...
Melih AŞIK
Alkol polisleri...
AKP'li belediyeler, içki satış ruhsatı vermey...
Fikret BİLA
Org. Cömert: F-16'lardan gurur duymaları gerekirdi
Şemdinli'den sonra Yüksekova'da çıkan olaylar...
Hasan CEMAL
Büyükanıt Paşa...
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyü...
Yılmaz ÇETİNER
İslam Ansiklopedisi'nde ulema
Başbakanımız türbana hassastır ya! AİHM'nin k...
Güneri CIVAOĞLU
Ata'nın dönüşü
Son zamanların "en üzücü" haberi, Kara Kuvvet...
Can DÜNDAR
Acımak
Hurşit GÜNEŞ
Merkel'in işi çok zor
Nihayet Almanya'da dört haftadır süren koalis...
Doğan HEPER
Türkiye'de isyan provası var
ŞEMDİNLİ olayları bir kez daha ortaya koydu. ...
Semih İDİZ
AB, AKP'nin daha az Müslüman olmasını bekliyor
Washington temsilcimiz Yasemin Çongar'ın paza...
Sami KOHEN
Farklı benzerlik!
KEŞKE Irak'taki olaylar, Bosna'dakiler gibi g...
Hasan PULUR
Alt kimlik, üst kimlik derken...
DİYARBAKIR'da "Kürt sorunu benim sorunumdur!"...
Erdoğan SAĞLAM
Mükellefin dava açma hakkı yok
Emlak Vergisi'nde beyanname vermeye dayalı si...
Derya SAZAK
Özkök'ün süresi
Şemdinli sonrası tartışmaları -bugünkü manzar...
Meral TAMER
Bir pilottan "Türk halkına" uyarılar
15 yıl kadar önce rahmetli Sakıp Sabancı'nın ...
Yaman TÖRÜNER
Abdüllatif Şener'in satır araları
Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener son iki ...
Güngör URAS
Kredilerin toplamında artış % 44, bireyselde % 93
Geçen eylül ayından bu eylül ayına banka ve ö...
M. Ali BİRAND
Ankara'da ince ayar arayışı var...
Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt...

© 2005 Milliyet