|
 |
|
|
Dış açık ve özel tasarrufların azalması
Bir ekonomide olanları incelemek bakımından milli gelir hesaplarından üretilen genel denge tabloları önemlidir. Bu tablolar DPT tarafından üretilir ve yıllık programlarda yayımlanır.
Ekonomide bir yıldaki üretiminiz karşılığı elde ettiğiniz gelir (GSMH) ile yurtdışından sağladığınız tasarrufların toplamı, harcayabileceğiniz toplam kaynaktır. Son yıllarda harcayabileceğimiz toplam kaynak içinde dış kaynağın payı hızla artmaktadır.
Dış kaynak veya dış tasarruflar aslında dış borçlanmadır. Bu nedenle de bu borcu nereye harcadığınız, geri ödeme gücünüzü ölçerken önemlidir.
Kamunun açığı azalıyor
Sağdaki tabloda dış kaynak kamunun ve/veya özel kesimin gelirinden tüketimi düşüldükten sonra kalan tasarruftan bunların yaptığı yatırımların çıkarılmasıyla elde edilen tasarruf yatırım farkına eşittir. Bir ekonomide tasarruflar yatırımdan az ise o ekonomi dış tasarruf kullanır. Eğer dış tasarruflar kamunun tasarruf yatırım açığını kapatmakta kullanılıyorsa bu, o ekonomide kamu açıklarından kaynaklanan yapısal bir sorun olduğunu ve borcu geri ödemenin radikal bir politika değişikliği yapılmadan zor olacağını gösterir.
Türkiye'de son beş yılda kamunun tasarruf yatırım açığı hızla azalırken özel kesimin fazlası hızla düşerek açığa dönüşmüştür. Dış açıktaki artışın özel kesimden kaynaklanması sürdürülebilirlik açısından yukarıdaki kritere göre rahatlatıcı bir durumdur. Kamudaki mali uyumun kalitesiyle ilgili tartışmalara burada girmeyeceğim.
Ancak dünyada yaşanan ödemeler dengesi krizleri, rahatlamak için özel kesimin de bu borcu nereye harcadığına bakmanın gerektiğini göstermektedir. Eğer para sabit sermaye yatırımlarının finansmanında kullanılıyorsa, özel kesimin üretme ve gelir elde etme, dolayısıyla borç ödeme kapasitesi artıyordur. Eğer açık tasarrufların azalmasından kaynaklanıyorsa bunun sürdürülebilirliği bu davranışın arkasında yatan nedenin gerçekçiliğine bağlıdır. Çünkü insanlar tasarruflarını ileride gelirlerinin artacağı beklentisiyle azaltır ve borçlanırlar. Bu beklenti gerçekleşmezse borç geri ödenmez. İnsanlar sahip oldukları gayrimenkul ve menkul değerlerin fiyatları arttığı için de tasarruflarını azaltabilirler. Bu değer artışları kalıcı değil ise borç ve burada köpük oluşuyorsa bu da tasarruf azalışını riskli hale getirir.
Aşağıdaki tablodan son yıllarda özel kesimin tasarruf yatırım açığının neden arttığını görmek mümkün. 2002-2005 arasında tasarruf yatırım farkındaki bozulma GSMH'nin yüzde 14,4'üne ulaşıyor. Bunun 7,6 puanı tasarruftaki azalıştan, 6,7 puanı da yatırımdaki artıştan kaynaklanıyor. Tasarruf azalışı, özel kesimin, geliri GSMH'den çok daha yavaş artarken tüketim harcamasını kısmamasından kaynaklanıyor.
Gerçekliği tartışmalı
Tüketim harcamasının borçlanarak sürdürüldüğünü tüketici kredilerindeki artışlardan izlemek mümkün. Gelir artışının üzerinde tüketme davranışı gelecekte gelir artışı beklentisinin yüksek olduğunu gösteriyor. Gayrimenkul ve menkul kıymetlerin değer artışı da bu davranışı destekliyor. Ekonomideki rekabet baskısı ve istihdam yaratmayan büyüme süreci ise bu beklentinin gerçekçiliğini tartışmalı hale getiriyor. Tabii bu aynı zamanda kamu kesimi fazlasını artırarak dış açığı kontrol etmenin güçlüğünü de ortaya koyuyor.
Yatırım artışının 2,5 puanı stoklardan geliyor. Stokların ancak kendi değeri kadar borç ödeme kabiliyeti yarattığını dikkate alırsak, özel kesim tasarruf yatırım farkındaki 14,4 puanlık bozulmanın sadece 4,3 puanı ödeme gücünü ileride artıracak sabit sermaye yatırımlarından kaynaklanıyor.
Bu rakamlar cari açığın sürdürülebilirliğinin yabancı sermayenin Türkiye iştahının artarak devam etmesine bağlı olduğunu ortaya koyuyor. 2006 programının da bu beklenti üzerine kurulduğu dikkati çekiyor.
foztrak@yahoo.com
|
|
|

|