Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 26 Kasım 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Siyaseti bırakan Schröder dil kursuna yazılıyor. Ya bizimkiler?
Siyasetten sonra hayat var mı?


can.dundar@e-kolay.net

Gerhard Schröder İngilizce kursuna yazılacakmış. Son seçimi kılpayı kaybedip başbakanlık koltuğunu devreden Sosyal Demokrat Parti lideri, ibretlik bir kararla siyaseti de bıraktı. Şimdi ilk mesleği olan avukatlığa dönüyor.
61 yaşındaki Schröder, bir yandan da anılarını yazacağını ve resim yapmaya başlayacağını açıkladı.
Bu yanıyla "bizim sosyal demokratlar"a benziyor:
Hiçbir seçim yenilgisini tınmayanlara değil tabii...
Siyaseti bıraktıktan sonra anılarına ve şiire dönen Bülent Ecevit'e...
Ya da kendini yeniden bilimsel çalışmalara veren Erdal İnönü'ye...

Ya bizimkiler?
Schröder'i bir İngilizce kursunda "How are you today?" diye hal hatır sormayı öğrenirken hayal edince bizim devrik liderleri düşündüm:
Üç-beş yıl öncesine kadar her gün gündemimizde olan, ancak son seçimden sonra neredeyse adlarını bile unuttuğumuz liderleri...
Onlar nasıl geçiriyor "emekliliklerini"?
Süleyman Demirel "bir bilen" rolüne devam ediyor ve "siyasetin duayeni" olarak hayırlı bir iş yapıp "derin devlet"i ifşa ediyor.
Mesut Yılmaz ara sıra Bodrum'dan Ankara'ya gelip Yüce Divan'da boy gösteriyor.
Necmettin Erbakan kısa bir süre önce yitirdiği eşinin yasını tutuyor.
Tansu Çiller'den, Cem Uzan'dan hiç ses çıkmıyor.
Henüz Erdal İnönü dışında hiçbirinin anılarını okuma şansımız olmadı. Ecevit şiirleri dışında sanatsal bir ürün de çıkmadı.
Sinemaya, tiyatroya gideni ya da başka bir iş tutanı da görmedik.
Emekli maaşıyla geçiniyor olmalılar.
Acaba hâlâ seçim yitirmenin şokunu ve "kıymetimi bilmediler" küskünlüğünü mü yaşıyorlar?
Sahi, miting meydanlarının alkışıyla beslenmeye alışanlar, o besinden mahrum kalınca ne yaparlar?
Yitirilmiş bir seçim gecesinin ardından yapayalnız bir sabaha uyanmak nasıl bir duygudur acaba?
Onca şaşaadan sonra zirveden düşenler ne hisseder?
İşte kimi eski liderlerin "ertesi sabah" anıları ve "Köşk'ten sonra hayat var mı?" sorusuna yanıtları:



François Mitterrand
"Kendinizi kenara itilmiş hissedersiniz"

27 yaşında genç bir bakan olarak başladığı siyasi kariyerini, kaybettiği bir seçimle tamamlayan Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand daha sonraki bir söyleşisinde Elysee'den ayrılmanın anlamını şöyle açıklamıştı:
"Kendinizi gözden düşmüş, bir kenara itilmiş hissedersiniz. Bunun geri döndürülemez olduğunu sanıp kendinizi koyverirsiniz. Oysa yaşamın gerçekte sınırsız bir gücü vardır ve ertesi sabah, gelecek hafta ya da sabırlı olanlar için bir-iki yıl sonra durum değişir."
Mitterrand devrildikten altı ay sonra, 80 yaşında öldü. Mezar taşına, Willy Brandt'ın mezarında yazan şu kısa cümlenin yazılmasını istemişti:
"Elimden geleni yaptım."



Margaret Thatcher
"Gözyaşlarımı tutamadım"

Margaret Thatcher 11 yıllık İngiltere başbakanlığının ardından istifa ettiği geceyi anılarında şöyle anlattı:
"Görev başındaki son günüm çarşambaydı. Sabah erkenden çalışma odama girip geride bir şey kalıp kalmadığını son bir kez kontrol ettim. Anahtarım alınmış olduğundan, içeri girmemek kötü bir sürpriz oldu. Saat 9'u 10 geçe ön hole indim, ilk gelişimde olduğu gibi 10 Numara'nın (Başbakanlık konutunun) tüm çalışanları orada toplanmışlardı. Ellerini sıktım. Bazıları ağlıyordu. Kendimi tutmaya çalıştım ama tıpkı 11 yıl önceki gelişimde olduğu gibi beni alkışlayanların arasından geçerken gözyaşlarım yanaklarımdan aşağı süzülmeye başladı. Dışarı çıkmadan önce düşüncelerimi toparlamak üzere durdum. Yardımcım yanağımdaki rimel izlerini sildi. Kapıdaki basın mensuplarına 'Şimdi yeni bir dönem açılmaktadır. Yeni başbakana iyi şanslar diliyorum' dedim. El sallayıp (eşim) Denis'le birlikte otomobile bindim. Otomobil bizi basının, polislerin ve Downing Caddesi'nin büyük siyah kapılarının arasından geçirip parlamentodaki sorulardan, lider zirvelerinden, kurullardan uzağa, henüz bilmediğimiz bir geleceğe doğru götürdü."
Thatcher halen konferanslar veriyor ve eski bir bakanın yazdığı kitaba göre "iktidarı yitirmenin acısını içkiyle unutmaya çalışıyor".



Mihail Gorbaçov
"Sudan çıkmış balığa döndüm"

Sovyetler'in son başkanı Mihail Gorbaçov, tarihin akışını değiştiren bir harekete imza attıktan sonra, önce işini kaybetti, sonra da eşini...
Ama hiç boş durmadı, önce bir vakıf kurdu. Uluslararası ilişkiler ve çevre üzerine bilimsel araştırma merkezleri açtı. Finansman için bir "Gorbaçov fonu" oluşturdu. Yaptığı konuşmaların, verdiği seminerlerin, yazdığı anıların geliriyle geçinmeye çalıştı. Anılarından elde ettiği kazanç 1 milyon doları buluyordu. Kendi ifadesine göre bunun üçte biri vergiye gitti, üçte birini vakfa, kalanını da kendisine ayırdı. Ancak kazandığı paraları yatırdığı banka batınca "beş parasız kaldı". Vakfında çalışanların maaşlarını cepten ödemeye başladı. Krizi aşmak için Pizza Hut reklamına çıktı, San Remo Müzik Festivali'nde sahne aldı. "Bu kadar da olmaz" diyenlere şu cevabı verdi:
"Benim gibi siyaset emeklileri politikayı bırakınca sudan çıkmış balığa dönüyor. Ama hayat sadece siyaset değil..."
Ekolojistlerin çağrısı ile uluslararası Yeşilhaç örgütünün başına geçti. "Gorbaçov çağı bitti" diyenlere kızmıştı. Her şeyin daha yeni başladığını düşünüyordu. Türkiye ziyaretinde söyledikleriyle, bütün devrik başkanların özlemini yansıtıyor gibiydi:
"Gençlerle, basınla, akademisyenlerle, askerlerle, herkesle geniş temasım var. Belki Rusya yeniden Gorbaçov'u isteyecek ve göreve çağıracak."



İsmet İnönü
"En zoru ilk bir haftadır"

İsmet İnönü cumhurbaşkanlığını 16 Mayıs 1950 günü devretti. Milli Şef'i sandıkta deviren Celal Bayar daha cumhurbaşkanı seçilmeden Pembe Köşk'e ziyaretçi olarak gelmiş ve görevi "gayri resmi olarak" devralmıştı.
İnönü'nün hissiyatı, (Bayar'ın cumhurbaşkanı seçildiği 22 Mayıs günü) Amerika'daki oğlu Erdal'a yazdığı mektupta gizliydi:
"Evimize taşındık, içinden hiç çıkmamış gibi bir rahatlık içindeyim. (...) En sıkıntılı zaman, kaybolmuş bir seçimden sonra geçen bir haftadır. Şimdi bu bitti. Bu bir hafta çok şükür sarsıntısız geçmiştir."
Bundan böyle Mevhibe hanımın alışması gereken şey, şehre otobüsle gidip gelmek ve paşanın insülin iğnelerini yapmak olacaktı.
Paşa, Bayar'ı uğurladıktan sonra eşine "Ah 10 yaş daha genç olsaydım" demişti. Oysa daha çeyrek asra yakın bir siyasi hayat onu bekliyordu. 15 yıl sonra 80 yaşına geldiğinde bu kez Demirel tarafından devrilecek ve ömrünün son dönemini kitap okumaya, yüzme ve stil dersleri almaya ayıracaktı.



Richard Nixon
Anılarını yazdı borçlarını ödedi

Amerika'nın Watergate skandalıyla devrilen başkanı Richard Nixon, Beyaz Saray'dan ayrılıp Kaliforniya'daki evine uçtu. Kendisini 5 bin kişi marşlarla karşıladı. Nixon alanda "Amerikan halkı için çalışmaya devam etme niyetindeyim" dedi.
Pat Nixon eşinin toplayabildiği özel eşyalarını getirmişti. Böylece devrik başkanın bu dönemi, tanıdık bir ortamda atlatacağını umuyordu. Ama ortam değişmişti. Kapısındaki koruma ordusunun yerini bir diyafon almıştı. Evin önündeki kumsal önceleri halka kapalı iken şimdi yürüyüş yapanlarla doluydu.
Nixon ilk günleri dinlenip eski dostlarını arayarak geçirdi. Ama sıhhi, hukuki ve mali sorunları vardı. 2,5 milyon dolar karşılığı yazdığı anıları "en çok satan kitaplar" listesinde ilk sıraya yerleşti.
Yeni başkan Reagan'a özellikle dış politika konularında öğütler vermeye, hatta bazı dış gezilere katılmaya başladı.
Oy kaygısından uzakta siyaset yaparken, kendi tabiriyle "tarihteki kendi yeri için" mücadele ediyordu. Katıldığı son TV programlarından birinde "Tarih beni adil yargılayacaktır. Çünkü biz dünyayı değiştirdik" dedi.
Tarih, -henüz- cevap vermedi.




PAZAR
"Hiçbir eksiğimiz yok, neden ikinci ligde oynayalım ki?"
Sistemle derdi olan ustalar
Beyzbol milli takımı Balkan Turnuvası'nda
Bulutlar üstünde moda
Eski Safran'a yeni şef
"Uzayda beraber çalışan ülkeler savaşmaz"
Beton ormandan yeşil yapraklar
"36 senedir annemi görmedim, hâlâ arıyorum"
Karlar düşer!
Gece boyu sipariş
Pasta ustalarından çocuklara kurs
Acil gereksinim: Tasarım!
Her kasımda Şikago
Siyasetten sonra hayat var mı?
Yıldızlara geri dönmek
Sadece lokanta!
Endülüs notları (2)
Enerjik kalmamızı etkileyen faktörler
Dikkat, büyülenebilirsiniz
"İkinci on" da kitapçı raflarında





Ahmet Turhan Altıner
Yasemin Çongar
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2005 Milliyet