|
 |
|
|
Endülüs notları (2)
Endülüs; İslam-Emevi uygarlığının Akdeniz'in batı yakasına yansıdığı, eski İslam ve Yunan'ı Avrupa'nın öbür ucuna taşıyan tarihi dönem...
Fax: (0312) 427 20 64
Kaybolan eski Yunanistan VI. asırda; Mezopotamya'da bugünkü Süryanilerin atalarının yani Aramca konuşup yazan halkın hafızasında, tercümelerinde yaşamaya ve gelişmeye devam etti. Yunan uygarlığı 9 ve 10'uncu yüzyıllarda Arapça gibi zengin yapılı bir dile sığındı ve gelişmesini sürdürdü. Endülüs ilk çağın bu muhteşem mirasını işledi ve kalabalık Yahudi cemaati aracılığıyla Latinceye devretti. Bizans'ın yıkılmasıyla Batı'ya taşındığından söz ettiğimiz Yunan mirası, aslında çok önceden Endülüs tarafından Avrupa'ya tanıtılmıştır. Papa olmadan önce II. Sylvester gençlik döneminde ve kendisi gibi akıllı gençler Endülüs'te aldıkları eğitimin nuruyla Avrupa'nın verimsiz ortaçağını aydınlattılar. Matematik, fizik, kimya, tıp ve astronomi Aristoteles felsefesinin eleğinden geçti ve ünlü Averoest yani İbn-i Rüşd ve Yahudi Maimunides, Kurtuba'nın dünyaya iki hediyesidir. Daha evvelki hediye ise Romalı filozof Seneca.
Kurtuba, Floransa, İskenderiye, Bağdat... Bu liste uzayıp gitmez; sadece bazı şehirlerin beşeriyete takım takım filozof ve bilgin yetiştirmeleri hiç tesadüf değil; tıpkı Viyana ve Prag'ın beşeriyetin müzik beldeleri olması gibi.
Göç ortamının çocuğu
Her şey sürekli olumlu gitmez; 12'nci yüzyılın Mağribi bağnazları Endülüs'ün bu ışıltılı dönemine son verdi. Ardından da kuzeydeki İspanyollar yavaş yavaş dirilip Endülüs'ü ele geçirmeye başladılar. Yaklaşık 250 yıl süren reconquista yani yeniden fetih hareketi, pek öyle aslan kükremesine benzetilemez. Hıristiyanlar ve Müslümanlar arasında işbirlikleri, ihanetler ve savaşlara rağmen garip birliktelikler göze çarpar. Mimari devam etti, sanatlar yaşadı, zamanla Endülüs'ü terk etmek zorunda kalan Müslümanlar da Kuzey Afrika'da bu ülkenin tarihi ve hikayeleri ile yaşadılar. İbn-i Haldun gibi bir dahi de bu muhaceret ortamının çocuğu. Endülüszedeler, kendi medeniyetlerinin Kuzey Afrika'dan geçen bağnaz kabileler elindeki yıkımını çok konuştular; İbn-i Haldun'un tarih teorisi ve sosyolojik gözlemleri de bu ortamdan etkilendi.
İbn-i Haldun o ülkenin verdiği mantık ve araştırma kültürüyle de bütün kavimlerin tarihini okudu ve öğrendi. Sadece Arapların değil, Romalıların, Türklerin hatta zamanın hahamlarının da bilmediği Yahudi tarihini Flavius İosephus gibi Roma devri Yahudilerinin eserlerinden okudu. "Mukaddime" eskimeyen bir klasik ama onun giriş yaptığı, "Kitab-ul Haber" adıyla kaleme aldığı umumi tarih de o derece de değerli.
1492'den sonraki İspanya Yahudilerini ve Araplarını yani işe yarayan üretken nüfusunu sürdü ve öldürdü. Bunlar en çok Osmanlı'ya sığındılar. İstanbul, Selanik ve Rumeli'nin ücra şehirleri Kastorya ve Akdeniz adaları şenlendi. İspanya ise Amerika'dan yağmaladığı altınlara rağmen, mal üretemediğinden tarihte enflasyon canavarına teslim olan ilk ülkedir.
Değerlendirilen miras
Birkaç yüzyıl süren bağnazlık artık tavsıyor, bugünün İspanya'sı Endülüs mirasını yarı turizm, yarı yarıya kültür merakıyla değerlendirmeye başladı. İhmal edilen binalar restore ediliyor, müze haline getiriliyor ve ziyarete açılıyor. Mısır'ın üniversiteleri ve tarihçileri İspanya ile yakın bir araştırma işbirliği, eğitim ve öğretim faaliyeti içinde. Biz de Elhamra gibi müzeler ve Topkapı Sarayı arasında işbirliği yapmalıyız. Gerçi bir yandan çocuklar için hazırlanan kitaplarda dahi Endülüs Arap medeniyetinin ne kadar yetersiz ve yanlış öğretildiği görülüyor ama üst düzey okumuşlar arasında bir başlangıç var. Bu zümre işi daha da ileri götürmüş, İspanya'da
20 binin üzerinde ihtida eden Müslüman olduğu söyleniyor. İspanyollar tarihe düşkün bir toplum ve İspanya'nın doğu dünyasına bakışını Basklıların ve Katalanların paylaştığı söylenemez. Demokrasiyi bu kadar geç ama rahat sindiren bir topluma gıpta etmemek mümkün değildir.
Bugünün İspanya'sı gerçekçi; ciddi ve verime yönelik politikalarıyla Avrupa Birliği'nin desteğini Yunanistan gibi üfürmedi, verimli alanlara yatırdı ve zenginleşti. Hele Katalunya gibi eskimiş sanayi bölgelerine sahip bir ülke yeni dönem sanayi medeniyetine intibak edebildi. Zengin İspanya'nın gerçekçiliği politikalarına da yansıdı. Politikacıların yakınlaştırıcı tutumunu biliyoruz ama müze uzmanları dahi Türkiye ile işbirliğinden ve gelecekteki beraberlikten söz ediyor. Galiba Akdeniz milletleri geleceklerinin inşasını kuzey kıyılarındaki devletlerin yakınlaşmasıyla gerçekleştirecekler. Buna inanmaktan başka çare yok.
|
|
|

|