Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 27 Kasım 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Tıkla...


Her evden çıkışta, numarası belirsiz tek bir gözlük camı, iki bilardo topu, sapsız bir kazma gibi abuk sabuk şeyler alıp getiren biraz benavaca bir kocaya, bu kez dışarı çıkarken karısı:
- Bak demiş; hiçbir şey alma, ama hiç, hiç, hiç...
Benava koca, "hiç, hiç, hiç" diye mırıldana mırıldana yürümeye başlamış sokakta ve deniz kıyısına inmiş...
Kıyıda iki kişi balık avlıyormuş. Bizim benava dikilmiş başlarına, mırıldanmasını sürdürerek:
- Hiç, hiç, hiç, hiç...
* * *
Balıkçılardan biri, sonunda bir tokat çakmış suratına:
- Niye tepeme dikilmiş, hiç hiç hiç deyip duruyorsun, demiş.
Bizimkinin başı önüne eğik:
- Peki ne diyeyim, demiş...
- Oh maşallah ne de güzel tutuyor, ne de iyi tutuyor, de...
* * *
Bizim benava, yine düşmüş yola, bir yandan da mırıldanıyormuş:
- Oh maşallah ne de güzel tutuyor, ne de iyi tutuyor, diye...
O sırada bir cami avlusundan, omuzlarında elleriyle de tuttukları bir tabutla, 9-10 kişi çıkmış...
Benava koca, mırıldana mırıldana geçmiş karşılarına:
- Oh maşallah ne de güzel tutuyor, ne de iyi tutuyor, diye diye...
Ve bir tokat daha inmiş suratına:
- Ulan eşek herif, böyle mi denir cenazeye?
- Ya ne denir?
- Allah rahmet eyleye, Mevla rahmet eyleye, dersin...
* * *
Benava ayrılmış oradan da, yine mırıldana mırıldana:
- Allah rahmet eyleye, Mevla rahmet eyleye...
Bir süre yürüdükten sonra, cadde kıyısında arabaların çiğneyip ezdiği bir köpek ölüsüne rastlamış, bakmaya başlamış köpeğe mırıltısıyla birlikte:
- Allah rahmet eyleye, Mevla rahmet eyleye...
Yoldan geçenlerden biri yaklaşmış yanına:
- Sen ne diyorsun be adam, demiş; hiç rahmet okunur mu köpek ölüsüne?
- Ne diyeyim peki?
- Öf ne fena kokuyor, pöf ne fena kokuyor, dersin...
* * *
Değişen mırıltılar ve devam eden yürüyüş:
- Öf ne fena kokuyor, pöf ne fena kokuyor...
Bu kez de büyük bir mağazanın önünde vitrine bakan şık bir hanım görmüş. O da, yanına yaklaşıp kadının, bakmaya başlamış vitrine; bir yandan da mırıldanıyormuş:
- Öf ne fena kokuyor, pöf ne fena kokuyor...
Kadın sert bir bakışla kendisine dönmüş:
- Terbiyesiz adam, demiş; utanmıyor musun bana böyle adice sataşmaya?
Benava:
- Affedersiniz efendim, demiş; peki ne diyeyim?
Kadın:
- Hiç, demiş, hiçbir şey deme...
Bizimki:
- Tamam, demiş; çok teşekkür ederim size, hatırlattığınız için bana karımın ne dediğini...
Ve:
- Hiç, hiç, hiç, diye; tekrar dönmüş evine...
* * *
Bu fıkrayla ne hukukun üstünlüğü konusu, ne Şemdinli olayları, ne Kürt sorunu, ne Kopenhag kriterlerine göre düşünce ve mizah özgürlüğü pöstekisi, ne de demokrasimizin aksaklıkları kastedilmiştir; kimse alınmaya...
* * *
Nasreddin Hoca'ya:
- Hoca, demişler; bizim öğretmenlerle eğitim kadrosunun, çağdaş ülkelerdeki meslektaşlarına göre yoksulluğu ortada. Kendisi yoksul bir öğretmen, öğretebilir mi öğrencilere, okulları bitirerek rahat bir hayat kurmayı? Meşhur bir laf vardır; "kendisi muhtacı himmet bir dede, nerde kaldı gayrıya himmet ede"...
Hoca:
- Öğretmenlerimiz, demiş; okuyarak rahat bir hayatın nasıl kurulacağını öğretmekle değil, vatana nasıl layık olunacağını öğretmekle yükümlü... Bunda da çok başarılılar doğrusu...
- Nasıl başarılılar?
- Politikacılarımızı kimler yetiştirdi? Görmüyor musun, mübareklerin hepsi de, vatana ve vatandaşa layık olmaya çalışıyor; kurtarmaya uğraşıyorlar vatanı da, vatandaşı da...
- Neden kurtarmaya çalışıyorlar, savaş falan yok ki?
- Tabii önce yoksulluktan...
- Evet ama öğretmenler oldum bittim hep yoksul; yetiştirdikleri öğrenciler neden onlardan başlamıyor kurtarmaya vatandaşları?
- Önce kendilerini kurtarmayı yeğledikleri için; vatanı kurtarıp kalkındırma sevdasıyla, öğretmenlere dönmek istemediklerinden...
* * *
Tarihe kahramanlık destanları yazmakla ünlü Çanakkale için, gazeteler "Yağmura teslim oldu" diye başlık atıyorlar.
Ne hazin!
Sular seller altında kalan yollarla caddeler geçilemiyormuş.
Tek teselli oralarda yaşayan genç kuşağın da bizzat görüp anlamış olduğu yine tarihsel bir gerçeği; Çanakkale'nin geçilemez olduğunu...
* * *
Siyasal partilerimiz için de küçük bir fıkra:
Birbirinin tıpatıp aynı olan ikiz bebekler için, büyükanneler arasında bir tartışma başlamış:
- Şu sağdaki, soldakine daha çok benziyor...
- Yok, yok şu soldaki, sağdakine daha çok benziyor...
Ve bir türlü bir karara varılamamış.
* * *
Eşref'in ünlü "Mezar taşı kitabesi" ile bitirelim yazıyı:
Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için
Gelmesin reddeylerim billah öz kardaşımı
Gözlerim Ademoğlundan o rütbe yıldı kim
Ben istemem Fatiha tek çalmasınlar taşımı

c.altan@prizma.net.tr








Çetin ALTAN
Tıkla...
Her evden çıkışta, numarası belirsiz tek bir ...
Melih AŞIK
Günün tartışması
Bir kimlik tartışmasıdır gidiyor... Başbakan ...
Fikret BİLA
Bu millet ne milleti?
Soru, CHP lideri Deniz Baykal'a ait. Başbakan...
Hasan CEMAL
Çocuklar, Picasso İstanbul'da!
Paris'te o çocukları ne kadar kıskanmıştım. O...
Güneri CIVAOĞLU
Pablo rüzgârı
Adı sanı bilinmeyen, yoksul ama özgüveni -tam...
Can Dündar
Aşk filmlerinin kötü adamı: Yılan
Ergenlik çağında ya da arifesinde çocuğu ola...
Abbas GÜÇLÜ
MEB, hukuk ve kariyer sınavı
AKP iktidarı, hukuku, zaman zaman önünde bir ...
Hasan PULUR
Siyasi vasiyet!
HİKÂYEYİ bilenleriniz vardır...
Derya SAZAK
Liderlik farkı
Almanya'daki iktidar değişikliği, AB sürecind...
Meral TAMER
Kriz varsa, sosyal bilimler rağbettedir!
Uludağ Üniversitesi'nin 30. kuruluş yılı, Bil...
Ece TEMELKURAN
'Derin kilitler' ne zaman açılır?
İstanbul'dan giderken Yüksekova ve Şemdinli'y...
Tamer HEPER
Gençlik bu kadar kolay harcanamaz (2)
Azmettirmenin dışında suça yardım dahi cezala...
Osman ULAGAY
Tehlikeli hesaplar 2006'yı karartır mı?
Son haftalarda Türkiye'de yaşanan kimi gelişm...
Güngör URAS
YKB'de 'dönemsel zarar' yok, 'yapısal zarar' var
Yapı Kredi Bankası'nda yeni yönetim, "halının...
Serpil YILMAZ
Cahit Çetin: Jeopolitik alan tarımdır
Yeryüzü şekillerinin politik önemi (jeopoliti...

© 2005 Milliyet