|
Siyasi vasiyet!
HİKÂYEYİ bilenleriniz vardır...
Yeni seçilen Başbakan ile seçimi kaybeden Başbakan, devir teslim yaparken, eski Başbakan yenisine üç zarf uzatmış:
"Başın biraz sıkışınca birinci zarfı, daha da sıkışınca ikinci zarfı, işin içinden çıkamaz hale gelince de üçüncü zarfı açarsın!"
Yeni Başbakan, heyecanla ve hırsla görevine başlamış, ilk günler iyi gitmiş ama, giderek sıkıntı başlamış, ne yapayım, ne edeyim diye düşünürken aklına zarflar gelmiş, birincisini açmış:
"Senden öncekileri kötüle."
Başbakan "enkaz" edebiyatına başlamış ama, nafile, işler düzelmiyor, bu defa ikinci zarfı açmış:
"Etrafındakileri kötüle!"
Bu da para etmemiş, sonunda üçüncü zarfa sıra gelmiş, açmış:
"Sen de üç zarf hazırla!"
* * *
DEVLET adamları gitmeden önce nasihatler ve vasiyetler hazırlarlar.
Osmanlı son döneminin en ünlü sadrazamlarından biri Keçecizade Fuat Paşa'dır. Onun da Padişah Abdülaziz'e Fransa'nın Nice şehrinde tedavi olurken, belki de ölmeden biraz önce gönderdiği bir vasiyet vardır, bazıları buna "Vasiyetname-i siyasi" derler...
Sayın Cahit Kayra, kitaplığını karıştırırken bu vasiyetnamenin basıldığı broşürü bulmuş ve bugün konuştuğumuz dile aktarmış... 1984'te Mizan Matbaası'nda basılan broşürde, vasiyetnamenin, Fuat Paşa'nın torunu Hikmet Bey tarafından verildiği yazıyor. Bazı kaynaklar bu vasiyetnameyi Fuat Paşa'nın yazmadığını da belirtir.
54 yıl yaşayan, asıl mesleği "tıp doktorluğu" olan Fuat Paşa, vasiyetinde Padişah Abdülaziz'e, "Devlet tehlikededir, bunu da en çok sizin bilmeniz gerekir" diye başlar:
"Padişahım,
Birkaç gün ve belki birkaç saatten fazla ömrüm yoktur, artık bir kerecik söylediklerime kulak verin.
Bazı nâdanler, eski büyüklüğümüzün, eski yöntemlerle geriye getirileceğine sizi inandırmak isterler.
NE aptalca yanlışlık ve ne bağışlanmaz hayal!
* * *
Avrupa'nın hangi devleti olursa olsun, onu aşabiliriz ama, bir şartla; bütün politika, yönetim ve hukuk sistemimizin yenilenmesi şartıyla...
* * *
Zat-ı hümayünlarına vicdan sadakatı ile yemin ederim ki, Avrupa'dan alınacak her usul ve nizamet-i cedide dinsel hükümlerimizle kesinlikle aykırılık yoktur.
Şuna da yemin ederim ki, İslamın kurtulması bu yöntemlerin ve düzenin geciktirilmeden alınmasına ve uygulanmasına bağlıdır."
* * *
FUAT Paşa, dış politikada izlenecek yolu ve ilişkileri anlattıktan sonra der ki:
"Osmanlı Devleti, dini kavgalardan uzak yönetilmelidir.
Osmanlı Devleti, doğu halklarının birliği içinde üniter devlet olmalıdır.
Ayakta kalabilmenin yolu büyük devlet olmaktır. Bunun çaresi memleketimizdeki çeşitli kavimleri dinsel farklılıklarına bakmaksızın bir arada tutabilmektir. Hıristiyanların ruhani dinselliklerine tarafsız kalınmalıdır, politik dinsellikleri ise aleyhimizdedir."
* * *
FUAT Paşa, vasiyetinin sonunda üç önemli konuya dikkat çeker, mahkemelerin ıslahı, bayındırlık ve eğitim.
"Eğitim olmadıkça ne asker, ne mülk, ne kuvvet, ne istiklal sağlanamaz" diyen Fuat Paşa, vasiyetinin sonunu "Ellerim titrediğinden daha fazlasını yazamıyorum" diye bitirir.
* * *
Fuat Paşa'nın vasiyetini okuyanlar, hemen "tarih tekerrürden ibarettir" lafını hatırlamasınlar.
Biraz düşünsünler.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|