|
 |
|
|
DEMOKRATİK TOPLUM PARTİSİ (DTP) EŞBAŞKANI AHMET TÜRK
'Kürtler de değişmeli'
Türk, "Kürtler azınlık değil ama Lozan'a göre azınlıkların sahip olduğu hakları bile kullanamıyorlar. Bu halk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını sindirmiş ama haklardan yoksun. İhtiyaç duyulan, haklardır" dedi
SOHBET ODASI DERYA SAZAK
DERYA SAZAK: Şemdinli'deki bombalı saldırıların ardından gerilim düşerken, Başbakan Erdoğan'ın "Üst kimlik Türkiye vatandaşlığıdır" söylemi Kürt sorunu tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) Güneydoğu'da yaşananlara bakış açısı nedir?
AHMET TÜRK: Kürt hareketi, 1980'lerde demokratik ortamın olmadığı dönemde tercih etmediğimiz şekilde silahlı mücadeleyi benimseyen yöntemle sahneye çıktı. Zaman içinde halkımız silahla, şiddetle sorunun çözülmeyeceği inancına vardı. DTP, demokratik çözüm partisi olarak kuruldu. Demokratik siyaset tek yoldur, silahla şiddet çözüm değildir. Bugün muazzam bir Kürt sorunu var. Kürtler Türk halkıyla birlikte özgür ve eşit yaşamak istiyorlar. Ayrılık düşüncesi yok. Demokratik Cumhuriyet en büyük çözümdür. Türkiye'nin demokratikleşmesini, AB'yi çok önemsiyoruz. Fakat sancılı bir dönem yaşıyoruz. Şemdinli olayları bir günlük patlama değil. Bir aydır bombalamalar oluyor.
"Şemdinli Susurluk olmasın" deniyor.
Devletin bu işlerden, çetelerden temizlenmesi gerekiyor. Türkiye'nin bütünlüğü içinde sorunun çözümünü istiyor. Kimliğinin, dilinin, kültürünün inkâr edilmesini istemiyor.
DTP'nin de bir kapatılma sancısı olacak mı, Türkiye'nin bütünlüğüne nasıl yaklaşıyorsunuz?
Üniter yapıyı reddetmiyoruz. Türkiye'yi bir ırk devleti olarak da görmüyoruz. 25 milyon insanın dilini, kültürünü yok sayarsanız en büyük ayrımcılığı yapmış olursunuz. AB reform sürecindeki değişiklikler pratikte halka yansımadı. Deniz Baykal'ın açıklaması bunun örneğidir, Türkiye'lilik bir üst kimlik midir? CHP lideri, "Hayır" diyor: "Türklük üst kimliktir." Bize göre bağlayıcı olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır. Türkleri asli unsur sayarsanız öteki kimlikleri inkar etmiş olursunuz. Anayasa'nın 3. maddesi mutlaka değiştirilmeli.
Kürtler azınlık değil
Prof. Baskın Oran'ın tartışma yaratan "Azınlıklar Raporu"nda Türkiyelilik üst kimliğinde buluşma öneriliyordu, AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Kretschmer'in tartışmaya açtığı, Lozan'ın "azınlıklar" tanımını genişletme önerisi de dikkat çekici. Kürtler azınlık değil ki. Statüden değil, haklardan söz etmek daha doğru olmaz mı?
Türkler ve Kürtler, bin yıldır birlikte yaşıyor. Kurtuluş Savaşı'na katılmışlar. Mustafa Kemal'in sözleri var. Kürtler azınlık değil ama Lozan'a göre azınlıkların sahip olduğu hakları bile kullanamıyorlar. Yok sayılmışlar. İhtiyaç duyulan haklardır. Kürtlerin dili, ortak kültürü ve tarihi varsa, bu bir halktır. Bu halkın talepleri var. Bu halk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını içine sindirmiş. Ama sahip olması gereken haklardan yoksun bırakılmış. Bunların yerine getirilmesi halinde sorun kalacağına inanmıyorum.
Tam olarak beklentiniz nedir? Kürt sorununun siyasi çözümü ne olmalı?
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ama bir Kürt kimliği yok, bunun inkar edilmemesi gerekiyor. Eğitim dili olması gerekli. Kürtlerin talebi eşit ve özgür yurttaş olarak ortak vatanda yaşamaktır. Bugün Ermeni konferansı yapılabiliyorsa niye bir Kürt konferansı yapılmasın? İnsanlar çözümleri görüşsün, tartışsın.
PKK da istemiyor
Erdoğan, Diyarbakır'da, "Kürt sorunu demokrasi sorunudur" diyerek tartışma başlattı. Arkası gelmedi.
Önce sorunun varlığını kabul etmek gerekiyor. Hükümet ne yapmak istiyor, devlet nasıl bakıyor, bunlar açığa çıkmalı. Hükümet üzerindeki statükocu güçler Türkiye'nin değişmesini, dönüşmesini istemiyor. Şemdinli olayları AB sürecinde değişimi engelleme çabasıdır.
Devlet temizlenmeden, "derin devlet" ortadan kalkmadan, hükümetlerin fazla yapacağı bir şey yok. Demokratik bir tartışma ortamı oluşursa Kürtler, silahlı mücadeleye prim vermez. Devlette en ufak açılım olmadığı için hiç kimse o çemberi kıramıyor.
Öcalan, 1999'da yakalandıktan sonra Güneydoğu'da "barış" büyük ölçüde sağlanmışken PKK'nın yeniden silaha sarılmasının savunulacak tarafı var mı?
Belirleyici değiliz ama etkileyici olma iddiasındayız. 1998'den itibaren silahların sustuğu süreç iyi kullanılmadı. Bugünkü çatışmaların uzun süreceğine inanmıyorum. Geçmişteki çatışmaların "Bağımsız Kürdistan" boyutu vardı. Sonra stratejik değişiklik oldu, Türkiye'nin bütünlüğü içinde "Demokratik Cumhuriyet" anlayışını geliştirdiler.
PKK, ülkeyi iç savaş ortamına sürükleyen silahlı mücadeleyi kaybedip, Öcalan teslim alınmasaydı, "Türkiye'ye bağlılık" düşüncesi gelişir miydi?
Legal siyasetin güçlenmesi sürecindeyiz. 4- 5 yıldır siyasetten uzaktım, demokratik çözüm arzusunu gördüğüm için bu partinin başındayım. Bugün PKK'nın da silahlı mücadelenin böyle gitmesini istemediğini biliyoruz.
Etnik milliyetçiliğe dayanmayan bir siyasetle yeni bir sayfa açmak mümkün mü?
Kürtler değişmek zorunda. Yeni bir sayfa açılması gerekiyor. İmralı'daki Öcalan adi suçlu değil, bir tecrit mantığıyla orada tuttuğunuz zaman sorunun çözemezsiniz. İki aşiret arasında kan davası olduğu zaman bile bunun altyapısını hazırlayarak bir yumuşamaya gider, barış sağlarsınız. Bu insanları dağdan indireceksiniz.
Çözümü Kandil'le İmralı arasına hapsederseniz, DTP dahil legal partilerin siyaset alanını daraltmış olmaz mısınız? Öcalan'a endeksli siyaset çözümü kilitlemez mi?
Siyasete, devlete düşen roller de yok mu? Cenazenin üzerinden F -16 uçurursanız halk tedirgin oluyor. Kandil'in de, askerin de bir gücü var. Siyasetin mutlaka sivilleşmesi gerekiyor. Akan kan durmalı. Meseleyi sadece askere, sadece İmralı'ya endeksleyemeyiz. Bugün Öcalan'ın serbest bırakılmasını hiçbirimiz düşünmüyoruz.
Güneydoğu'da gerilimin yükseltilmesinde dış aktörlerin de etkisi olabilir mi?
Çok fazla senaryo yazılıyor. Elbette ABD'nin Ortadoğu'da büyük bir projesi var. ABD'nin Türkiye'yle fazla sorunu yok çünkü sonuçta demokrasi var. Ama sağlıklı işlemiyor. Ortadoğu'da diktatörler devriliyor, yerine radikal dinciler geliyor. K.Irak'taki federasyonla sanki Kürtler başka tarafa yöneliyor da Şemdinli olaylarıyla irtibatlıymış gibi senaryolar kuruluyor. Orada bir gücün olayları tahrik ettiği yaklaşımı gerçekçi değil. Güneydeki Kürtler, AB adayı, demokratik, özgür bir Türkiye'yi kendileri için çıkış kapısı görüyorlar. Orada federe Kürt devleti kurulması buradaki Kürtleri de gururlandırıyor.
Kandil'in anahtarı bizde
Kandil'e müdahale bekliyor musunuz? Boşaltmak, silahsızlandırmak olası mı?
Kandil'in anahtarı bizdedir. Türkiye'dedir. Bu kanı durdurmalıyız. Gerekirse Kandil'e giderim. Genelkurmay başkanına gidip konuşabilmeliyim. Hükümete sorunu anlatabilmeliyim. Vicdani sorumluluk duyuyoruz bunu yapabiliriz. Silahları bıraktılar sonra ne olacak. Gelip yirmi yıl cezaevinde mi yatacaklar, topluma kaynaşacakları bir ortam yaratılacak mı? Bunlar da tartışılmalı. Devlet bu konuda ne düşünüyor, hükümet ne yapmak istiyor bunu bilmemiz lazım.
Özal Demirel'e korkak demiş
1990'larda Özal'ın bir formülü vardı, PKK'yı silah bırakmaya yöneltecek 'pişmanlık' yasaları hazırlanmıştı. Kürt sorununa siyasi çözüm bulacağına inanıyordu.
Türk: Bir gün Çankaya Köşkü'ne çağırdı. Orhan Doğan'la çıktık, elimi dizime koydu, 'Bak Ahmet' dedi: 'Süleyman (Demirel) gibi korkak değilim, Allah'tan başka kimseden korkmuyorum, kafamda bazı şeyler var. Gerektiği zaman herkesten de şahinim. Ama çağdaş Türkiye'yi dünyayla bütünleştirecek adımlardan korkmamak lazım. Af çıkarmayı düşünüyorum, insanlar gelecek kapalı zarfla dilekçeyi verecek, 5 yıl içinde suç işlemediği taktirde zarflar imha edilecek. Bugün bu geçerli olabilir. Güneydeki Kürtleri Türkiye'ye katacak bir federasyon düşüncesi vardı.
CHP - MHP farkı kalmadı
DTP'nin hedefi nedir, Kürt sorununa bölgesel çözümler aramak mı?
Türk: Hayır, 70 milyonun partisiyiz. Şoven milliyetçi dalgalanmayı kırmamız gerekiyor. Kürt milliyetçiliği bağlamında da söylüyorum. Halkları birbirine kırdıracak siyaset dilini terk etmeliyiz. Etnisiteye dayalı siyaseti yanlış buluyoruz.
2007'de Meclis'e girme şansınız nedir?
Türk: Önümüzde iki yıl var, halka ne yapacağımızın mesajını iyi verebilirsek, yüzde 10'lara geleceğimize inanıyorum. İttifaklara açığız.
Siyasi yelpazenin neresindesiniz?
Türk: Çağdaş, demokrat bir partiyiz. CHP'nin solundayız. CHP ile MHP arasında büyük fark kalmadı artık.
Roj TV niye kapatılsın ki?
F 16'ların uçmasından yakınan Yüksekova Belediye Başkanı'na Başbakan, cenazede açılan posterleri örnek gösterdi. Başkanlarının olumlu rolü de eleştirildi.
Türk: Bu çok haksız. Halka seslendik, 'emir verdiler, bıçak gibi kesildi olaylar' diye suçlandık. Başbakan'ın Şemdinli'ye gidişi olumlu.
Tuğluk: Türkiye'lilik üst kimliği söylemi çözümün önünü açabilir ama nasıl pratiğe geçecek, hükümetin somut bir projesi var mı, o da belli değil.
Danimarka Başbakanı'na 'Roj TV kapatılmasın' diye mektup yazmışsınız?
Türk: Devletin yaptığı Kürtçe yayın yetersiz. Roj TV bölgede seyrediliyor. Niye kapatılsın ki?
Kadınlar köleleştiriliyor
DTP, Alman Yeşiller Partisi'nden esinlenerek, Türkiye'deki siyasi partiler düzeninde olmayan bir ilke imza attı, "eşbaşkanlık" kurumu oluşturdu. Tuğluk, DTP'nin ilk kadın eşbaşkanı. Siyasete ilginiz nasıl başladı?
Tuğluk: Kürt kadınlarının çatışmalı süreçte yaşadığı trajik sonuçları görüyordum. Ayrıca hukukçu olarak Türkiye'de bir sistem ve kadın hakları sorunu var. Kadını ötekileştiren, dışlayan, köleleştiren yaklaşımlara karşı siyaset en önemli mücadele aracı. 2002 seçimlerinde Siirt'ten milletvekili adayıydım. Siyasetin dışına itilmiş kadınların temsilcisi olarak görüyorum kendimi.
Ne yapılmalı?
Tuğluk: Kürt sorununda inkârcı, baskıcı yaklaşımlar da, isyanlar ve şiddet çözüm olmuyor. Geçmişte yaşadıklarımızın bedeli çok ağır oldu, Türkiye'den çok şey aldı götürdü.
Bu kan nasıl durdurulacak?
Tuğluk: Şiddeti önleyecek bir mekanizma gerekli. Kandil'deki silahları bırakacağız deseler bunu nereye bırakacaklar. Zemini var mı? Asker cenazeleri kalktığında, Kürt gençler toprağa verildiğinde bu ülkede özgür bir siyaset yapmanın koşulları olamaz. Gerçek bir demokratikleşme ve barış sürecini istesek de başaramayabiliriz.
|
|
|

|