|
 |
|
|
ERCAN GÜVEN DERBİYİ FENERBAHÇELİSİ VE GALATASARAYLISIYLA İZLEDİ
'Birkaç santim farkla'
Doldur boşalt ve skorun üstüne yat arasındaki maçın sonunda yorum Galatasaraylı'dan geldi: Birkaç santimle kaybettik. Necati'nin ayağı, Hakan'ın kafası uzun olsa galiptik". Olsun bir derbiyi kazasız atlattık
"Oynat Hüsnücüğüm" ricasıyla başlıyor maç...
Hayır, Hüsnü hakem değil; Futbolig'in sahibi. Dev ekrandan en iyi maç izlenen mekanların "top ten"ine girdikten beri mi kalabalıklaştı Futbolig, yoksa futbolun "yakan, yaralayan" ateşinde insanlar huzurlu bir yer mi arıyor bilemiyorum. Ama "kimlik" meselesini "alt-üst" etmeden taraftarlıklarını yaşayan Kadıköylüler'le birlikte giriyorum derbiye.
Eski günlerdeki gibi; Fenerbahçelisi, Galatasaraylısı iç içe...
* * *
Maç başlıyor ama Fenerbahçeli yöneticilere çikolata ve tütün kolonyası ikram eden iki dirhem bir çekirdek görevlinin makarası sürüyor. "Bugün sünnet, yarın deniz"...
Bir de maçtan önce stada giriş-çıkış yapan Özhan Canaydın konusu... "Yahu hani gitmeyecekti başkan"?.
Haberi ilk yazan benim. Utanıp sıkılıyorum resmen. Öyle demişti ben ne bileyim. Neyse şeref tribününde sayın Canaydın'ı göremiyorum yakın çekimde ve konuya asla müdahil olmuyorum.
Bu derbi önemli... Duydunuz; Devletin ve İstanbul'un valisi bile "Allah rızası için" dedi, olay çıkarmaya niyetlenenlere. Ekrana yansıyanlara bakınca dualar kabul olmuş gibi.
* * *
Stattakileri bilmiyorum ama, ekrandan çok kötü görünüyor maç. Orta sahayı oyuna katmayı ilk olarak Galatasaray akıl ediyor; o da 15. dakikalarda... Sanki santra çizgisinde ağ gerili ve ayak tenisi oynuyor ligin zirvesindeki takımlar. Uzun toplar ve ceza alanları önünde beceriksiz ayaklar. Mecburen kişiselleşiyor eleştiriler. Galatasaraylılar, Hasan Şaş'tan dert yanıyor, Fenerbahçeliler, Deniz'den... Bu şikayetler de çok sessiz ve derinden. Ama ikinci yarıda ikisi de oyundan çıkıyor ve bizim seyircilerin bu işten anladığı ortaya çıkıyor.
Yan taraftan eski Fenerbahçeli Abdullah, yerini bulmayan paslarda ve top kayıplarında yakınıyor:
"Bu adamlar yabancı maçları da izlemiyor"..
İki defa değişiyor baskın oynayan tarafın adı. 22. dakikada Fener ceza alanına yapılan ortaya Orhan kafayı sokup Hakan pozisyonunu bozduğu için kızınca, Fenerliler'in morali bozuluyor.
"Yahu adamlar o kadar rahat ki, sen atıcan, ben atıcam tartışması yapıyorlar".
Fener düzelince de rakip seyirciler dertleniyor:
"Bu adamlar niye Milan'a karşı böyle oynamıyor?"
Lakin böyle gitmiyor. Orta sahada top yapmaya başlıyor Fenerbahçe ve devre bitmeden 9 saniye önce Futbolig'deki ağırlık ortaya çıkıyor. Nobre gol... İki yüz kişinin dörtte üçü ayakta.
İkinci yarıda maç seyrettiğimizi anlıyoruz. Hele, 51'de kale önünde Tuncay - Anelka paslaşmasında... Artık Galatasaray gol arıyor ve Anelka daha geniş alan bulabiliyor.
Gerets her ne olursa olsun tartışılmayan adam mekanda. Savunmadan alıp forvete adam sokunca (Ergün-Ümit) bile... Dakikalar 60'ı yeni aştığında kaçan Orhan ve Anelka pozisyonlarıyla küçük bir Meksika dalgası yaşanıyor Cafe Futbolig'de... Artık "doldur boşalt" ile "skorun üstüne yat" arasındaki maçta her pozisyon, herkes ayakta...
Maç bittiğinde bir Galatasaraylı şöyle yorum getiriyor mağlubiyete:
"Birkaç santimle yenildik"...
"Nasıl yani"?
Necati'nin ayağı, Hakan'ın kafası 1-2 santim uzun olsa galiptik.
Olsun... Bir derbiyi kazasız belasız bitirdik ya.
eguven@milliyet.com.tr
|
|
|

|