|
 |
|
|
Zafer Fener'in
Mücadele frekansları olağanüstü yüksek bir derbi yarışması oynanmaktaydı Ali Sami Yen'de...İki takımın da hata yapmamak ve rakibin kabahatlerini yakalamak üstüne kurguladığı oyun mantığı sahada eksiksiz işliyor, Galatasaray ve Fenerbahçe müthiş tempoyla top çeviriyorlardı karşı defansif düşünceleri aşabilmek adına... Ama iş "son hareket becerisine" gelip dayandığı zamanlarda ise büyük ustalıklar koyulamıyordu derbinin pozisyon vitrinlerine... Öyle ya, Hakan Şükür'ün çok da zor pozisyonda Necati'ye aktardığı "al da at"çası top öylesine hoyratça harcanır mıydı yani ? Ya Ergün'ün kornerinde Orhan Ak'ın kafa vuruşundaki hovardalığına ne diyelim ? Böylesine birbirine denk güçlerin yarışmalarında kolay yakalanabilecek pozisyonlar mı bunlar ?
Fenerbahçe ise deplasman duygularının etkisiyle daha çok orta sahada hakimiyet kurmaya çalışıyor, hem Cim-Bom'u kilitlemek, hem de kendi hücum planlarını oyuna sürmek adına kıyasıya bir top kapma kavgası veriyorlardı rakip orta alancılarla... Fener'in Nobre ve Anelka'sı uzun süre ince ara paslarına yine hasret bir gece yaşıyorlar, hem yan toplardan, hem gerilerden bekledikleri ölçeklerde paslar bir türlü gelmeyince de, sarı-lacivertliler'in gol bulma ihtimalleri karanlıkları bürünüyordu özellikle ilk yarının uzun bir zamanında...
Flaş çaktılar
Ancak ilk devre biterken Appiah ve Nobre ikilisi ani flaş çakıyor, yani kimselerin beklemediği anda Appiah'ın ortası sonrası Nobre'nin tamamladığı hareketle Fenerbahçe bir anda golle kucaklaşıyordu.
İkinci devre Hasan Şaş'ın yerine genç Sabri'yi oyuna alıyordu Gerets... Bu arada Fenerbahçe'de son haftaların formsuzlarından Nobre'nin dün Appiah, Luciano, Anelka, Aurelio, Önder, Tuncay, Kaptan Ümit Özat ile birlikte Ali Sami Yen'de sarı-lacivertli formanın "ambians ışıklarını" yakan ve renkleri de oyun süresince sahiplenen isimler olduklarını belirtmeliyim. Ya diğerleri derseniz; Volkan, Serkan, Deniz'in de galibiyetle biten dünkü sonuçta büyük emek ürettikleri hiç tartışılmaz. İkinci yarıda müthiş bir kontratak pasları yakalayıp, topla sürekli dar açıya doğru giden ve pozisyonları anlamsızca heba eden Anelka, kalesine sürekli inmekte olan Galatasaray ataklarından biri gol olsaydı eğer, merak ederim hangi iç huzuruyla yatağına girip, uyuyabilecekti bu tarihi gecede...
Haaa maçtan önce kendisine doğru başarı dilemeye yürüyen Herr Daum'dan adeta kaçarcasına uzaklaşan Gerets, biz Türkler'in "hangi ülke daha centilmen" arayışları adına Avrupalar'a çıktığımız şu zamanlarda böyle bir suale maalesef hiç de terbiyeli bir cevap veremedi Belçikalı olarak...
esenay@milliyet.com.tr
|
|
|

|