
|
|
|
 |
|
|
G.O.R.A
MeŞhur G.O.R.A ile tanışma imkanımız oldu. Çok izlendi, çok konuşuldu, hafif bir yılan hikayesi durumu vardı. İlgili tarafların (Kültür Bakanlığı, Latif Şener, TMSF) olumlu bakışı ile bitirilen ve bu olayla hatırlanacak olan film sinema salonlarından sonra televizyon izleyicisi ile buluştu. Son harikamız olan sanal reklamlar sayesinde yeri geldi, halı kilim satışı sırasında bir markamız yerini aldı; kahve içilirken porselen firmamız oradaydı; Ceku Türk filmi izlerken ağladı, selpak markamız yine ordaydı; Japonlar fotoğraf çekerken yanda bir makine markası yerini almıştı bile. Bu konu da ilginç tabii. Şimdi o oyuncu gerçekten reklamı yapılan meşrubatı içerken görülse, bu TV'de gizli reklama giriyor. Ama sanal reklam adı altında olunca sorun yok. Bu imam nikahı gibi. Bu nikahı kıydın mı namus sorunu yok, git gidebildiğin kadar hatta iki, üç imam nikahlı eşiniz olabilir! Metres olayı ortadan kalkıyor. Sanal reklam da böyle bir şey!
* * *
Sİnema ile salon bazında bir ilişkim mevcut değil. Ama Digitürk'ün sinema kanallarındaki filmleri kaçırmamaya çalışırım. (Ki bu kanallarda gerçekten çok iyi filmler gösteriliyor.) G.O.R.A'nın bende bıraktığı izlenim, bir nevi Cem Yılmaz Show'un filme çekilmiş hali gibime geldi. Diğer oyuncular ister istemez bu esprilerin altında eziliyor ya da sadece malzeme olarak yerlerini almışlar.
* * *
Mesela şöyle espriler mevcuttu; Komutan Logar dünyadan getirdiği hediyeleri Amir Koçak'a takdim ediyor; "Bu sizin efendim. İzmit pişmaniye"...Çok komik değil mi? Arif uzay gemisinde yemek yiyor, yanında çekik gözlü, muhtemelen Japon olduğu zannedilen bir şahıs. Arif onunla kaçma planları yapabileceklerini söylüyor. Türk - Japon işbirliğinden söz ediyor. Meğer bizim Japon aslında Zeytinburnu Kazlıçeşme'de deri işinde çalışan bir işçiymiş! Bu bekleniyor mesela, hesapta çekik gözlü adamın Kazlışeçme'de deri işçisi olması komik, ama aynı zamanda da değil!
* * *
Bİr de televizyona verilen kopyada bir sorun olabilir (çünkü ben filmi Digitürk'te izledim, yani dijital yayın kalitesinde) derinden bir uğultu geliyordu. Ses kayıtlarında derinlik, netlik duyamadım. Müzikler çok öndeydi. Yani kısacası teknik olarak böyle büyük prodüksiyon formatına uymayan bir hava vardı. Sonra sordum sinema salonlarında da böyleymiş.
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|