Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 28 Kasım 2005 / Pazartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Peretz, Kadima ve Washington


Filistinli müzakereci Saib Erekat, İsrail'in yaşadığı değişimi "volkanik" diye nitelendirmekte haklı. Zira ülkenin siyasi topoğrafyası, iki hafta öncekine pek benzemiyor.
Amir Peretz emektar siyasetçi Şimon Peres'i alt ederek İşçi Partisi liderliğine seçilince, bunun ilk sonucu, İşçi Partisi'nin Başbakan Ariel Şaron liderliğindeki Likud ile koalisyondan çekilmesi oldu. Peretz'in liderliği aynı zamanda, baskın biçimde Aşkenazi ağırlıklı ve elitist bir yapı olan İşçi Partisi'ni, bu kimliğe tümden ters düşen, Fas doğumlu bir Sefardim'in ve sendika liderinin yönetimine soktu. Bundan böyle İşçi Partisi'nin, eskiden oy alamadığı Sefardim seçmenleri yanına çekerek güçlenmesi mümkün.
İsrail sağı ise büsbütün altüst. Şaron, 1973'te kurucuları arasında yer aldığı ve son 28 yılın 20'sinde hükümette ağırlık taşımış olan Likud'dan ayrıldı ve İsrail'de "üç büyük parti" dönemini başlatması beklenen Kadima'yı (İleri) kurdu. Kadima, İsrail siyasetinin merkezine oturma iddiasında; ilk anketlere bakılırsa, 28 Mart seçimlerinde Knesset'te İşçi Partisi'nden de, Likud'dan da daha fazla sandalye kazanabilir.
Likud'un Şaron'dan boşalan liderliği için yarışan adaylardan en şanslı görünenler ise eski başbakan Binyamin Netanyahu ile eski kara kuvvetleri komutanı Şaul Mofaz.
Ve bütün bu değişimi "volkanik" kılan asıl unsur:
Peretz'li ve Kadima'lı 28 Mart seçimleri, çok büyük olasılıkla İsrail tarihindeki bir ilki gerçekleştirecek. İsrail'in Batı Şeria'nın büyük bölümünden çekilmesi gerektiğini savunanlar ve bağımsız Filistin devletinin kurulmasına dayalı "iki devletli çözüm" politikasını benimseyenler, ilk kez Knesset'te çoğunluğu kazanacak.

Bush-Likud aşkı
İsrail ile ABD arasındaki çok özel ve bölgemizin dinamiklerine etkisi bakımından çok önemli olan ilişkinin seyrini kaba genellemelerin ötesine geçerek anlama çabası, bu ortamda daha bir önemli.
Yaygın ve yanlış kabulün aksine, ABD yönetimleri İsrail'de iktidarda her kim varsa onunla sımsıkı işbirliği yapamıyorlar. İki ülkenin iktidarları arasında ciddi kan uyuşmazlıkları yaşanabileceğini anlamak için, Clinton ile Netanyahu, 'Baba' Bush ile Yitzhak Şamir arasındaki mücadeleyi hatırlamak yeter.
İsrail'deki siyasi depremin Washington'a uzanan "artçı" etkisini, işte bu kan uyuşmazlığı olasılığını akılda tutarak, üç ayrı kesim bazında incelemek gerek: Bush yönetiminin "realist" ağırlıklı dış politika mekanizması; bu mekanizmayı, özellikle Ortadoğu konusunda hâlâ etkileyebilen "neo-con" ekip; nihayet, muhalefetteki Demokratlar.
Yine yaygın ama doğru bir kabul, Bush yönetiminin Şaron liderliğindeki Likud iktidarına kol kanat germiş olmasıdır. Bu sahipleniş, bir yandan "Likudnik" eğilimlerin "neo-con" ekipte zaten ağır basmasından kaynaklıydı. Ancak daha önemlisi, Şaron'un, Başkan Bush'un da bizzat benimsediği "iki devletli çözüm" fikrine yanaşması ve Batı Şeria'daki Yahudi yerleşimleri vb. konularındaki katılığına karşın Gazze'den çekilebilmesiydi. Bu, Bush yönetimindeki "realistlerin" Likud'u savunmalarını kolaylaştırdı. Öte yandan, Şaron'un İşçi Partisi'yle koalisyonu, Kongre'deki etkin Demokratların da, Bush-Likud aşkına ses çıkarmamasını sağladı. Artık her şey değişiyor.

Şaron'un ağırlığı
ABD'de halen yetkili makamlarda oturan bazı "neo-con'ların" Netanyahu'yla kişisel ve ideolojik yakınlığı biliniyor. Bu ekip, Netanyahu'nun parti liderliğini kazanmasını ve onun öncülüğündeki Likud'un yeni Knesset'te de önemli bir sayıya erişerek iktidara en azından ortak olabilmesini istiyor.
Ancak Bush yönetiminin ibresinin, Şaron'la birlikte Kadima'ya kaydığı, "iki devletli çözüm" fikrine sahip çıkmayacak bir Likud'un Washington'da eski desteğini bulamayacağı da rahatlıkla söylenebilir.
Demokratları ise, artık Likud'la da Şaron'la da kol kola görünmeden, İsrail'e desteklerini Peretz ile yakın işbirliği üzerinden sürdürebilecekleri bir dönem bekliyor.
Velhasıl, İsrail'in tam dört ay sonraki (ve Washington açısından önemi, aralıktaki Irak ve ocaktaki Filistin seçimlerinin gerisinde kalan) sandık sınavına ilişkin Amerikan tercihi tek değil.
Yine de, tekrar başbakan olması halinde Batı Şeria'dan tek taraflı çekilmesi imkân dahilinde sayılan Şaron ve Kadima'sının Washington'daki ağırlığı şu anda daha fazla. Olası bir Şaron-Peretz koalisyonu da, ABD başkentinde "olumlu seçenek" addediliyor.
Dileyelim, Bush yönetimi, İsrail'in tarihinde ilk kez "iki devletli çözüm" yanlısı bir parlamentoya kavuşacak olmasının değerini iyi anlasın. Bunun ölçütü, Washington'ın beş yıldır yapmadığını yaparak, Ortadoğu Barış Süreci'ne gereken ciddiyetle ve üst düzeyde eğileceğinin ipuçlarını hızla vermesi olacaktır.

ycongar@erols.com








Taha AKYOL
168 milyar dolar kaybettik!
HALUK Özdalga'nın yeni kitabını bir solukta o...
Çetin ALTAN
Küçük şeyler
Küçük şeyler vardır. Maddenin, enerjinin, çoc...
Yasemin CONGAR
Peretz, Kadima ve Washington
Filistinli müzakereci Saib Erekat, İsrail'in...
Can Dündar
Pazartesi hastalığı
At meraklıları bilir.
Semih İDİZ
Peki, Lozan'ı Türkiye ihlal etmiyor mu?
AB Komisyonu Türkiye Temsilcisi Hansjörg Kret...
Faik ÖZTRAK
İstihdam yaratmanın önceliği
Bu yılın başından itibaren Türkiye İstatistik...
Hasan PULUR
"Ne haber?" diye soranlara...
FIRSAT kovalayanlar vardır, buna "Taşı gediği...
Yaman TÖRÜNER
Mortgage hikâyeleri
Bugünkü yazımı, ağır yazılar yerine, günün po...
Osman ULAGAY
234 bin firma AB'ye nasıl uyum sağlar?
İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından düzenl...
Güngör URAS
Antalya'da 1 milyon dolara 30 bin yatak
Antalya'dayım. Amerikalı "Pat ve Paul Barber"...

© 2005 Milliyet