|
 |
|
|
Kâbus gibi
Efes Pilsen, Lietuvos Rytas karşısında tıpkı ilk raundda nakavt olmuş bir boksörden farksızdı. Dünkü oyunun tek farkı, Efes'in grogi vaziyette oyuna devam etmek zorunda oluşuydu; çünkü basketbolda kurallar değişikti. Eğer bokstaki gibi bir şansı olsaydı eminim ki Efes Pilsen coachu Oktay Mahmuti, daha beşinci dakikada sahaya havluyu fırlatır, sonu başından belli olan dünkü maçı kestirip atardı...
Lacivert-beyazlılar, kötü gününde yakalandığı Litvanya ekibine karşı bir de, takımın tüm yükünü omuzlarına alan Kaya'yı daha beşinci dakikada kaybedince, rakip de sezonun en iyi performansını ortaya koyunca, hatta sınırlarının da üstüne çıkınca oyun bir anda koptu. Efes Pilsenli oyuncular fark açıldıkça acele ettiler, acele ettikçe hata yaptılar ve fark daha da açıldı. Bu kısır döngüde devam eden oyunda da Efes, ne maçı döndürebilecek ivmeyi yakalayabildi, ne de kötü hücum ettiği için düşen savunmasını toparlayabildi. Normalde 15'li, 20'li sayılardan geri gelip maçlara ortak olan Efes, üst üste oynadığı zorlu maçların hem fiziksel, hem de mental yorgunluğuyla, oyun karakterine hiç de yakışmayan bir biçimde pes etti.
Litvanya ekolünün hem milli takıma, hem de kulüp takımlarına ters geldiği ortada. Ayrıca rakibin, sezonun en iyi oyununu çıkardığı da bir gerçek. Ermal'in olmadığı bir Efes'in Kaya'yı da kaybetmesi, farklı yenilginin başlıca nedenleri olarak da gösterilebilir. Ama artık bu maç için söylenecek fazla birşey yok. Efes'in, bunu bir "iş kazası" olarak değerlendirip, kalan maçlara odaklanıp, dünkü "korku filmini" hemen hafızalardan silmesi gerekiyor...
gtüre@milliyet.com.tr
|
|
|

|