|
Küfretmek ve eleştirmek
FİKİRLERİN farklı olması ve eleştiriler yapılması elbette normal. Hatta farklılık ve tartışma zihin açıklığı getirir, kültürü zenginleştirir.
Ya şu sözlere ne dersiniz?
"Liboş, dönek, numaracı, mandacı, gerici, işbirlikçi, yalaka, satılmış..."
En yüksek hukuk kurumumuzda yüksek bir mevki işgal etmiş bir zatın sözleri:
"Kanı bozuklar, sütü bozuklar, sapkınlar, hayınlar, gerzekler..."
Devam ediyor:
"Yalaka-salaka, bağnaz-yobaz, ahmak-avanak, oynak-manyak, binek-dönek, ayyaş-liboş..." vesaire.
Nasıl bir düzey bu?! Bu düzeydeki bir dille yazılmış tek bilimsel ve edebi eser var mı dünyada?!
Karşı fikrin ne kadar kötü olduğunu, felsefesinin ne kadar yanlış olduğunu anlat; düşünürlerden, araştırmalardan alıntılar yap, kaynaklar göster. Böyle bir tartışma gerçekten zihinleri açar, kültürümüzü geliştirir.
Ama "liboş, dönek, numaracı, mandacı, yalaka" gibi laflar?!!
Bunlar, fikri bir tartışmanın kavramları değildir. Bunlar bağnazlığın, öfkeli düşmanlığın, mariz bir psikolojinin dışa vurumudur.
Bağnazlığın dili
Lenin, sosyal demokrat Kautsky'yi eleştirmez, "Dönek Kautsky" diye hakaret eder, kendisi gibi düşünmeyenlere "emperyalizmin çanak yalayıcıları" gibi laflarla saldırır.
Stalin'in yazdırdığı Sovyetler Birliği Komünist Partisi Tarihi, "sahtekârlar, katiller, haşerat, caniler, aşağılık mahluklar" gibi hakaretlerle doludur.
Ya Hitler'in Kavgam'da Yahudiler hakkında yazdıkları? "Mikroplar, hainler, aşağılık maymunlar, sinsi sabotörler..."
Jakoben lider Robespierre'in ünlü 27 Temmuz 1794 konuşması:
"Düşmanlar, fesatçılar, hainler, komplocular, entrikacı caniler..."
Ve netice:
"Hainleri ezin!"
Giyotinler, siyasi idam sehpaları, totaliter rejimler böyle kurulur!
Nasıl bir insan?
İlhan Selçuk elbette bilgili, birikimli bir yazardır. Ayrı dünyaların insanlarıyız ama hayatta kendisiyle birkaç defa karşılaştığımda son derece saygılı davrandım.
Ama şu sözlerine bakın:
"Din değiştiren dönekler!"
Dönek! Mürtet!..
Zaten aynı psikolojiyi yansıttığı içindir ki, Raymond Aron bu tür ideolojiler için "laik dinler" diyor.
İlhan Selçuk'un elbette saygı duyulacak bir birikimi var. Ama hem cahil hem bağnaz olanlara ne demeli?
Olgunluk bunlara küfürlerle mukabele etmeyi değil, kendi hallerine bırakmayı, hatta acımayı gerektirir.
Türkiye'nin zor sorunları var; öyle ki, önümüzdeki çeyrek asır içinde Türkiye'nin kaderi bir kere daha şekillenecek. Bize öfke ve bağnazlık değil, bilgi ve itidal rehberlik etmelidir. İç barışımızı korumak için de öfke ve kutuplaşma değil, anlayış ve uzlaşma lazım.
Atalarımız "Üslub-u beyan, ayniyle insan" demiş.
Üslubuyla militanlık ve kavga kusan insan değil... Saygısını, bilgisini, zihin açıklığını dengeli ve kibar üslubuyla beyan eden insan...
Türkiye'nin buna ihtiyacı var.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|