Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 03 Aralık 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Ankara'nın umudu Barzani mi?


Ünlü 1 Mart tezkeresi öncesinde, Ankara'nın ilan ettiği "kırmızı çizgi" politikası çoktan geride kaldı. Gelişmeler gösterdi ki, Ankara, kırmızı çizgi gözetecek güç ve etkinlikte değil.
Son dönemdeki işaretler, Ankara'nın "Kuzey Irak ve Kürt" politikasında hissedilir bir değişikliğe yöneldiğini gösteriyor. Tıpkı, Kıbrıs politikasındaki kırılma gibi...
Ankara, Avrupa Birliği süresinde ancak Kıbrıs politikasında radikal bir değişiklik yaparak, önkoşulları yerine getirerek ilerleme sağlayabildi.
Şimdi de "Kuzey Irak politikası"nda değişiklik kendini hissettiriyor. Acaba Ankara, "PKK ve Kürt sorunu"nu Barzani üzerinden çözmeyi mi umut ediyor?

Ankara temasta
Ankara'nın, ABD'nin Irak'ı işgalinden önceki Kuzey Irak politikası artık yok. Yerine yerleşmeye yüz tutan politika ise, Talabani ve Barzani'nin desteklenmesi ve güçlendirilmesi. Barzani'nin bugünkü konumu Federal Kürt Bölgesi Başkanı...
Ankara, Bağdat'tan çok Barzani ile temasta. Federe Kürt devletine bir itirazı olmadığı Kürt liderler tarafından da açıklandı.
MİT Müsteşarı da Barzani'yle görüştü.
Değişen durumun kabul edilmesi gerektiği Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök tarafından da belirtildi.
Barzani, Kerkük'ü Kürt kenti haline getirdiği gibi yönetimine katacağını da ilan etti.
1991 Birinci Körfez Savaşı sonrasında, Bağdat, Kuzey Irak üzerindeki otoritesini tümüyle yitirmişti. Bu bölgede otorite boşluğu vardı. Çekiç Güç tarafından korunuyordu. Bu koşullarda Ankara, Talabani ve Barzani ile muhatap oluyordu.
Mart 2003 savaşından sonra ise, Bağdat'ta merkezi bir yönetim kuruldu ama Ankara yine Barzani'yle muhatap. PKK'ya karşı işbirliği beklentisiyle...
Öyle anlaşılıyor ki, Ankara, PKK ve onu destekleyen Türkiye'deki hareketlere karşı Barzani'yi desteklemeyi yeğlemiş durumda...
PKK'nın etkinliğini ve Güneydoğu'daki süreci böylece önlemeyi planladığı hissediliyor.

Nihai hedef
Barzani'nin hedefinin bağımsız Kürdistan'ı ilan etmek olduğu biliniyor. Bunun için koşulların uygun hale gelmesini bekliyor.
Ankara için böyle bir gelişmenin hâlâ "kırmızı çizgi" sayılıp sayılmadığı, en azından belli değil. Sayılmayacağına ilişkin işaret daha fazla...
Tabii, Barzani'nin nihai hedefi Kuzey Irak'la sınırlı değil. Türkiye, İran ve Suriye topraklarının bir kısmını da içine alan Bağımsız Birleşik Büyük Kürdistan Projesi geçerli...
Son günlerde Barzani, Türkiye'deki Kürtler de ayrı millettir söylemini kullanmaya başladı. Güneydoğu'daki vatandaşların sözcüsü gibi de hareket etmeye özen gösteriyor.
Bu koşullarda Barzani ve PKK'nın sürekli çatışma içinde olacağı düşünülebilir mi? En azından nihai hedeflerinin aynı olduğu biliniyor. Barzani'nin, Türkiye'deki Kürtler için ayrı, Kuzey Irak'taki Kürtler için ayrı politika izlemesi uzun vadede de pek mümkün olmayacaktır.
Barzani ile PKK arasında "liderlik çatışması", Ankara açısından sorunu çözecek yegâne yol olarak görülüyorsa, yanılgı olur.

İki olasılık
Barzani ve PKK'nın Ankara'yla olan çatışmaları, kendi aralarındaki çatışmadan daha önemli ve daha belirleyicidir. Her ikisi açısından da temel çatışmanın Ankara'yla yaşanması kaçınılmazdır.
Ankara ile Barzani'nin anlaştığı yönünde gelen haberlere gelince.
Eğer Ankara ile Barzani anlaştıysa, iki olasılık var demektir:
Ya Barzani, Bağımsız Büyük Kürdistan idealinden vazgeçti...
Ya da Ankara, Kürt tezlerini doğru bulmaya başladı.
Ulusal sorunların dışarıdan çözüldüğü görülmemiş olsa da, Barzani umut haline geldiğine göre ikisinden birinin gerçekleşmiş olması gerekiyor...

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Küfretmek ve eleştirmek
FİKİRLERİN farklı olması ve eleştiriler yapıl...
Çetin ALTAN
Akıl akıl, gel siyasete takıl...
Her gün medya haberleri, şöyle güzelce tarand...
Melih AŞIK
Fransa'da satılmak
Paris'teki görevini bitiren Fransa Büyükelçim...
Fikret BİLA
Ankara'nın umudu Barzani mi?
Ünlü 1 Mart tezkeresi öncesinde, Ankara'nın i...
Hasan CEMAL
Alt, üst kimlik üç!
Alt kimlik, üst kimlik, ulusal kimlik konusu ...
Güneri CIVAOĞLU
Alkol ve AB
AB için "Hıristiyan kulübü olmamalı" diyenler...
Can Dündar
Deniz'e ağıt
Filler, ecel yaklaştığında akıl almaz bir iç...
Abbas GÜÇLÜ
Yeni üniversiteler açılsın mı, açılmasın mı?
Hükümet ile YÖK'ün arasındaki gerginlik konul...
Semih İDİZ
Fransa ile 'limoni ilişkilerin' somut resmi
Bir büyükelçinin görevi, ülkesinin çıkarların...
Sami KOHEN
İslamcıların yükselişi
Mısır'da 9 Kasım'da başlayan üç aşamalı seçim...
Hasan PULUR
Bir film, bir oyuncu...
"BABAM ve Oğlum" filmi rekora koşuyormuş. On ...
Derya SAZAK
Şemdinli yolunda
Van üzerinden bombalarla sarsılan Şemdinli ve...
Meral TAMER
Barolar Birliği Başkanı Özok isyan etti
Dün sabah ilk telefon, bugüne kadar hiç karşı...
Tamer HEPER
Bu yöneticiler hemen değişmeli
Bu sözümü sık sık tekrarlayacağım. Artık işle...
Yaman TÖRÜNER
Kara para
Bankacılık etik ilkeleri arasına "kara parayl...
Güngör URAS
Osman Ulagay'dan 'Tepki Cephesi'
Osman Ulagay'ın yeni kitabının ismi, "Piyasa ...
M. Ali BİRAND
Milletvekilleri güzeli bozuyor...
Başta İstanbul olmak üzere, kentlerimizin en ...

© 2005 Milliyet