Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 03 Aralık 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Alt, üst kimlik üç!


Alt kimlik, üst kimlik, ulusal kimlik konusu yalnız bizde güncel değil. Fransa'daki son toplumsal patlamadan ve İngiltere'yi vuran terör eylemlerinden beri Avrupa'da da tartışılıyor. Amerika'da farklı değil, orada da eritme potası sorgulanıyor.
Fransa'da, İngiltere'de, Hollanda'da hep aynı soru gündemde:
Nasıl bir sosyal model?..
Bütün bu ülkelerde uzun yıllardır geçerli kimlik modelleri masaya yatırılmış sorgulanıyor. Genelde herkes kendi modelini beğenmekle birlikte bazı ince ayar düzeltmeler yapılması gereğinde de birleşiyorlar.
Nedeni sır değil.
Herkes farklılıkları, farklı kimlikleri aynı ulus ve devlet çatısı altında barış içinde nasıl yaşatırız sorusunun karşılığını arıyor.
Fransa'da 1789 İhtilali'nden beri eşitlik, özgürlük, kardeşlik denmiş, Fransız vatandaşı olan herkesin etnik kimliğine, inancına bakılmaksızın eşit bireyler olduğu vurgulanmış...
Ama son patlama ve Paris yangını bu soylu ilkelerin bazı açılardan kâğıt üstünde kaldığını ortaya koydu. Hıristiyan Fransızlarla Müslüman Fransızlar arasında özellikle ekonomik bakımdan var olan uçurum ve Müslüman göçmenlerdeki dışlanmışlık duygusu modelin sorgulanmasına yol açtı.
Kimine göre, Fransız modeli artık iflas etmişti. Kimine göre de en azından 'ince ayar'a tabi tutulması gerekiyordu.
Öte yandan, İngiltere ve Hollanda'da geçerli olan ve Fransız örneğine göre daha liberal olan model de eleştirilerden payını almaya başladı.
Çünkü bu ülkelerde bireysel haklardan çok, kolektif haklara ağırlık tanıyordu kimlik modeli. Bu çok kültürlülük modelinin sakıncalı yanı olarak gettolaşma gösteriliyordu. Müslümanların ana toplumla bütünleşmeyi reddetmesi, kendi başlarına yaşamaları, radikal İslamcı sızmaları kolaylaştırdığı savunuluyordu.
Bu nedenle İngiltere ve Hollanda'da, bir yandan Müslüman toplumun entegrasyonunun yeniden düşünülmesi, öte yandan ekonomik eşitsizliklerin törpülenmesi gündeme getiriliyordu.
Bu arada Fransız modelindeki aşırı asimilasyoncu özelliklerin de tırpanlanması isteniyordu.
Fransız, İngiliz modelleri sorgulanırken, Amerika'da geçerli eritme potası da (melting pot) gündeme getiriliyordu. Bu Amerikan modelinin olumlu olumsuz yanları tartışılırken, ekonomik refah konusunun farklılıkların aynı çatı altında barış içinde yaşamaları açısından önemine dikkat çekiliyordu.
Öte yandan İspanya da Avrupa'da tartışma konusu haline gelmiş durumda. Katalonya yerel parlamentosunun almış olduğu son bir karar büyük görüş ayrılıkları yarattı. Kimine göre, eğer İspanya Ulusal Meclisi Cortes bu kararı onaylarsa, Katalonya İspanya'dan bağımsızlığını ilan etmiş olacak.
Bu düşüncede olan bir siyaset bilimcisi, yazısına başlık olarak "İspanya'nın ölümü"nü seçmiş. Sosyalist Başbakan Zapatero ise pek böyle düşünmüyor.
Kısacası:
İspanyol modeli de sorgulanıyor.
Bu yazıyı neden mi yazıyorum?
Tek nedeni var:
Avrupa'da da modeller tartışılıyor.
Ama bizden farklı bir üslupla. Bizdeki gibi kimse kimseyi vatana ihanet ile suçlamıyor. Uygar insanlar olarak herkes kendi düşüncesini yazıyor. Farklı düşündüğü için karşısındakini ipe çekmek istemiyor, vatanı kurtarmak için...
İnşallah bize böylesi nasip olur.
——————————
Bu yazıyı yazarken dört makaleden yararlandım. Birincisi: Francis Fukuyama, Jihad Comes Home, The Wall Street Journal, 2 Kasım 05. İkincisi: Eduardo Nolla, The Death of Spain, The Wall Street Journal, 24 Kasım 05. Üçüncüsü: Philip Stephens, A Way To Win Young Muslim Minds, Financial Times, 15 Kasım 05. Dördüncüsü: Neşe Düzel röportajı, Bilgi Üniversitesi Siyaset Bilimi Doçenti Ayhan Kaya, Radikal, 14 Kasım 05.

h.cemal@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Küfretmek ve eleştirmek
FİKİRLERİN farklı olması ve eleştiriler yapıl...
Çetin ALTAN
Akıl akıl, gel siyasete takıl...
Her gün medya haberleri, şöyle güzelce tarand...
Melih AŞIK
Fransa'da satılmak
Paris'teki görevini bitiren Fransa Büyükelçim...
Fikret BİLA
Ankara'nın umudu Barzani mi?
Ünlü 1 Mart tezkeresi öncesinde, Ankara'nın i...
Hasan CEMAL
Alt, üst kimlik üç!
Alt kimlik, üst kimlik, ulusal kimlik konusu ...
Güneri CIVAOĞLU
Alkol ve AB
AB için "Hıristiyan kulübü olmamalı" diyenler...
Can Dündar
Deniz'e ağıt
Filler, ecel yaklaştığında akıl almaz bir iç...
Abbas GÜÇLÜ
Yeni üniversiteler açılsın mı, açılmasın mı?
Hükümet ile YÖK'ün arasındaki gerginlik konul...
Semih İDİZ
Fransa ile 'limoni ilişkilerin' somut resmi
Bir büyükelçinin görevi, ülkesinin çıkarların...
Sami KOHEN
İslamcıların yükselişi
Mısır'da 9 Kasım'da başlayan üç aşamalı seçim...
Hasan PULUR
Bir film, bir oyuncu...
"BABAM ve Oğlum" filmi rekora koşuyormuş. On ...
Derya SAZAK
Şemdinli yolunda
Van üzerinden bombalarla sarsılan Şemdinli ve...
Meral TAMER
Barolar Birliği Başkanı Özok isyan etti
Dün sabah ilk telefon, bugüne kadar hiç karşı...
Tamer HEPER
Bu yöneticiler hemen değişmeli
Bu sözümü sık sık tekrarlayacağım. Artık işle...
Yaman TÖRÜNER
Kara para
Bankacılık etik ilkeleri arasına "kara parayl...
Güngör URAS
Osman Ulagay'dan 'Tepki Cephesi'
Osman Ulagay'ın yeni kitabının ismi, "Piyasa ...
M. Ali BİRAND
Milletvekilleri güzeli bozuyor...
Başta İstanbul olmak üzere, kentlerimizin en ...

© 2005 Milliyet