Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 03 Aralık 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yeni üniversiteler açılsın mı, açılmasın mı?


Hükümet ile YÖK'ün arasındaki gerginlik konularına bir yenisi daha eklendi. Türban ve ÖSS katsayılarından sonra şimdi bir de yeni üniversiteler konusunda kıyamet kopacak.
Hükümetin erken seçim bombası olarak gördüğü 15 artı 10 üniversiteye, YÖK hiç sıcak bakmıyor. Sadece 4'üne vize verdi. Bu da hükümetin hiç hoşuna gitmedi.
Mevcut yasalara göre, üniversiteler hükümetin önerisi ve TBMM kararıyla kuruluyor. Öğretime başlama iznini ise YÖK veriyor.
Görünen o ki YÖK istese de, istemese de AKP olası bir erken seçimi göz önünde bulundurarak 20 ile 25 arasında bir üniversitenin kuruluş kanununu TBMM'den geçirecek. Sonra tıpkı türban ve katsayılar konusunda olduğu gibi topu YÖK'e atacak.
Kamuoyuna da, "Bakın görüyorsunuz, bu YÖK her şeye karşı çıkıyor. Önce türban ve katsayılar, şimdi de üniversite" mesajı verecek. O da yetmeyecek, Başbakan Erdoğan, gördüğü her kamera ve mikrofona YÖK'ü şikâyet edip, "Bunlar eğitime de, bilime de, çağdaşlığa da karşı" diye sadece YÖK'ü değil, üniversiteleri de hedef tahtası haline getiren söylemlerde bulunacak.
Yeni üniversitelere karşı mıyım? Kesinlikle hayır. Altyapıları iyi kurulduğu takdirde istenildiği kadar açılabilir. Çünkü hem üniversite sayımız hem de yükseköğrenimdeki okullaşma oranlarımız AB ortalamalarının çok altında.
Yeni üniversitelere karşı çıkanlar, zaten şimdiki üniversitelere hoca, kaynak bulunamazken, mezunları işsiz gezerken, yenilerine ne gerek var diyerek, kestirip atıyorlar.
Oysa ODTÜ barakalarda, Hacettepe gecekondularda, Anadolu'daki üniversitelerin pek çoğu da bir rektör ve bir mühürle kurulmuştu. Ama şimdi çok önemli bir bölümü, dünya standartlarında. İyi ki de o zaman açılmışlar.
Dünle bugün arasındaki fark ise AKP'nin olaya yaklaşım tarzı. Daha önceki hükümetlerin hemen hemen hiçbirinin YÖK'le ya da üniversitelerle böylesine kavgası olmadı. Türbanlılara, "Biz iktidara geldiğimizde, rektörler size selam duracak" diyen Erbakan'ın başbakanlığı döneminde bile.
Üniversitelerin çok önemli bir bölümü Demirel dönemlerinde kuruldu ve o tam anlamıyla bir üniversite sevdalısıydı. Katkısı manevi de olsa, şu anda bile en üst düzeyde. Peki AKP üniversiteler için, kavganın ötesinde ne yaptı? Koskocaman bir hiç.
Eğer bu konuda bügüne kadar yaptıklarını referans olarak kabul edecek olursak, örneğin hazırladığı taslakları, araştırma fonlarına el koymasını, Van'da yaşananları, kadroların dondurulmasını... Tüm bunlar bir araya geldiğinde maalesef, yeni üniversitelere ve bu konudaki ısrarlara sıcak bakamıyoruz.
Bu samimi isteklerin arkasında, iddia edildiği gibi gizli gündem var mı? Kesinlikle hayır diyemiyoruz. Çünkü yeterince bilgilendirilmiyoruz...
Hükümet, bu konuda kamuoyu desteğini arkasına almak istiyorsa, her şeyden önce, mevcut üniversitelerle arasını düzeltmesi gerekiyor.
Çünkü, açılması düşünülen üniversitelerin hepsi, mevcut üniversitelerin bir parçası, eğer onların desteği olmazsa, TBMM'den istediği kadar kanun çıksın, hayata geçmeleri ve kısa sürede toparlanmaları mümkün değil.
Yani ben yaptım oldu mantığı, belki pek çok konuda yol kat edilmesine olanak sağlayabilir. Ama eğitimde özellikle de yeni üniversitelerin kurulması aşamasında ters teper. Yapanların elinde kalır. Daha da beteri, onarılması güç tatsızlıklar doğurur.
Özetin özeti: Mevcut üniversiteler gibi yeni açılacaklar da Türkiye'nin geleceği. Hiç olmazsa bu konuda ortak bir noktada buluşalım...

aguclu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Küfretmek ve eleştirmek
FİKİRLERİN farklı olması ve eleştiriler yapıl...
Çetin ALTAN
Akıl akıl, gel siyasete takıl...
Her gün medya haberleri, şöyle güzelce tarand...
Melih AŞIK
Fransa'da satılmak
Paris'teki görevini bitiren Fransa Büyükelçim...
Fikret BİLA
Ankara'nın umudu Barzani mi?
Ünlü 1 Mart tezkeresi öncesinde, Ankara'nın i...
Hasan CEMAL
Alt, üst kimlik üç!
Alt kimlik, üst kimlik, ulusal kimlik konusu ...
Güneri CIVAOĞLU
Alkol ve AB
AB için "Hıristiyan kulübü olmamalı" diyenler...
Can Dündar
Deniz'e ağıt
Filler, ecel yaklaştığında akıl almaz bir iç...
Abbas GÜÇLÜ
Yeni üniversiteler açılsın mı, açılmasın mı?
Hükümet ile YÖK'ün arasındaki gerginlik konul...
Semih İDİZ
Fransa ile 'limoni ilişkilerin' somut resmi
Bir büyükelçinin görevi, ülkesinin çıkarların...
Sami KOHEN
İslamcıların yükselişi
Mısır'da 9 Kasım'da başlayan üç aşamalı seçim...
Hasan PULUR
Bir film, bir oyuncu...
"BABAM ve Oğlum" filmi rekora koşuyormuş. On ...
Derya SAZAK
Şemdinli yolunda
Van üzerinden bombalarla sarsılan Şemdinli ve...
Meral TAMER
Barolar Birliği Başkanı Özok isyan etti
Dün sabah ilk telefon, bugüne kadar hiç karşı...
Tamer HEPER
Bu yöneticiler hemen değişmeli
Bu sözümü sık sık tekrarlayacağım. Artık işle...
Yaman TÖRÜNER
Kara para
Bankacılık etik ilkeleri arasına "kara parayl...
Güngör URAS
Osman Ulagay'dan 'Tepki Cephesi'
Osman Ulagay'ın yeni kitabının ismi, "Piyasa ...
M. Ali BİRAND
Milletvekilleri güzeli bozuyor...
Başta İstanbul olmak üzere, kentlerimizin en ...

© 2005 Milliyet