Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 03 Aralık 2005 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Barolar Birliği Başkanı Özok isyan etti

"Van'daki hukuk dışı uygulamanın vardığı bu noktada, artık bu işi yargı kendi içinde çözer diyemiyorum. İnancımızı, umudumuzu yitirdik"


Dün sabah ilk telefon, bugüne kadar hiç karşılaşmadığımız ve tanışmadığımız YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç'ten geldi:
"Meral Hanım, size müteşekkirim. Van'daki arkadaşlarımız adına ve üniversite camiası olarak çok mütehassis olduk. Kendimizi çok yalnız hissediyorduk. Van'da yaşanan olaylara insanlarımızın çok duyarlı olduğuna köşenizden yer vermekle, bizlere yalnız olmadığımızı hissettirdiniz. Arkadaşlarımın morali yükseldi. Şimdi daha şevkle çalışacağız..."
Ardından yoğun bakımda tutulan Van Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın'ın 14 aralıktaki mahkemeye katılacağı haberi geldi. Prof. Aşkın, "Duruşmaya katılmak ve beni suçlayanlarla yüzleşmek istiyorum" diyordu.
Önümde koca bir yığın haline gelen faks, e - posta ve telefon mesajlarından anlıyorum ki, şu anda halk arasında geniş bir yelpazede, Van Üniversitesi'ndeki gelişmelerle ilgili çok ciddi bir infial var. Üniversitelerde çok ciddi bir tepki olduğunu söylemeye zaten gerek yok herhalde.

İktidar kaşıyor!
AKP hükümeti, düne kadar bu tepkileri "Yargıya müdahale etmeyin. Siz bilmiyorsunuz, bu adam suçlu" diyerek sindiriyordu. Yarından sonra bu mümkün olabilecek mi, kuşkuluyum.
Zira Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok bile artık "Bu işi yargı kendi içinde çözer" diyemiyor. Van'daki olayların, işin hukuki ve yargısal boyutlarını aşarak bir insanlık dramına dönüştüğüne işaret eden Özok, yargıyı kullanarak kimi kesimleri baskı altında tutmak isteyen siyasal iktidarın da bunu acımasızca kaşıdığı görüşünde.

Hukuk dışı uygulama
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özok, dünkü telefon görüşmemizde Milliyet'e o denli çarpıcı açıklamalarda bulundu ki, konuyla ilgili kendi görüşlerimi yarına erteleyip, Özok'un vurucu sözlerini virgülüne dokunmadan sizlerle paylaşmak istiyorum:
"Biz Türkiye Barolar Birliği ve yargının bir parçası olarak, savunma kanadını oluşturduğumuz için, yargı bağımsızlığına ve yargı müessesesine olağanüstü bir duyarlılık gösteriyoruz.
Van'daki yaşanan olayların da, yargının kendi içindeki dinamiklerle çözüleceği umudundaydık. Ama maalesef, üzülerek ifade etmek istiyoruz ki, bu hukuk dışı uygulama sadece ülkemizin gündeminde değil, artık Avrupa'daki yargı ve hukuk çevrelerinde, uluslararası hukuk kuruluşlarında dahi eleştirilen ve dikkat çeken bir noktaya varmıştır.

Çiçek'in düz mantığı
Biz bu konunun yargının kendi içindeki dinamiklerle çözülmesini bekliyorduk demiştim. Neydi bu dinamikler derseniz... Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun ve Adalet Bakanı'nın gerekli duyarlılığı göstermeleri gerekirken, aksine Adalet Bakanı Çiçek düz bir mantıkla, 'Bir kişi kafasına koymuşsa, ip yoksa yorganla, çarşafla dahi kendini asabilir.' diyebilmiştir.
Biz bu sözü duyduktan sonra inancımızı, umudumuzu yitirdik. Ben Türkiye Barolar Birliği Başkanı olarak artık, sizin gazeteci kimliğinizle yargı üzerindeki hassasiyetinize karşı "Bırakın yargı kendi içinde bunları çözer" diyemiyorum. Yoksa bir ekonomi yazarı olarak yargının bir kesimi sizi neden günlerce ilgilendirsin? Varılan bu noktada yetersiz kaldığımız için sizden özür diliyorum. Ve bizim meselemize çok duyarlı olması gerekenlerden daha duyarlı olduğunuz için de size, savunmanın bir mensubu olarak teşekkür ediyorum.
Türkiye'de geç olacak, zor olacak, ama herkesi hukukun içine çekeceğiz. Bundan hiç kuşkunuz olmasın. Ben halkımızın büyük çoğunluğunun bu kadar hırpalanmasını hiç içime sindiremiyorum."

mtamer@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Küfretmek ve eleştirmek
FİKİRLERİN farklı olması ve eleştiriler yapıl...
Çetin ALTAN
Akıl akıl, gel siyasete takıl...
Her gün medya haberleri, şöyle güzelce tarand...
Melih AŞIK
Fransa'da satılmak
Paris'teki görevini bitiren Fransa Büyükelçim...
Fikret BİLA
Ankara'nın umudu Barzani mi?
Ünlü 1 Mart tezkeresi öncesinde, Ankara'nın i...
Hasan CEMAL
Alt, üst kimlik üç!
Alt kimlik, üst kimlik, ulusal kimlik konusu ...
Güneri CIVAOĞLU
Alkol ve AB
AB için "Hıristiyan kulübü olmamalı" diyenler...
Can Dündar
Deniz'e ağıt
Filler, ecel yaklaştığında akıl almaz bir iç...
Abbas GÜÇLÜ
Yeni üniversiteler açılsın mı, açılmasın mı?
Hükümet ile YÖK'ün arasındaki gerginlik konul...
Semih İDİZ
Fransa ile 'limoni ilişkilerin' somut resmi
Bir büyükelçinin görevi, ülkesinin çıkarların...
Sami KOHEN
İslamcıların yükselişi
Mısır'da 9 Kasım'da başlayan üç aşamalı seçim...
Hasan PULUR
Bir film, bir oyuncu...
"BABAM ve Oğlum" filmi rekora koşuyormuş. On ...
Derya SAZAK
Şemdinli yolunda
Van üzerinden bombalarla sarsılan Şemdinli ve...
Meral TAMER
Barolar Birliği Başkanı Özok isyan etti
Dün sabah ilk telefon, bugüne kadar hiç karşı...
Tamer HEPER
Bu yöneticiler hemen değişmeli
Bu sözümü sık sık tekrarlayacağım. Artık işle...
Yaman TÖRÜNER
Kara para
Bankacılık etik ilkeleri arasına "kara parayl...
Güngör URAS
Osman Ulagay'dan 'Tepki Cephesi'
Osman Ulagay'ın yeni kitabının ismi, "Piyasa ...
M. Ali BİRAND
Milletvekilleri güzeli bozuyor...
Başta İstanbul olmak üzere, kentlerimizin en ...

© 2005 Milliyet