Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Aralık 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
4 Aralık 2005 İSTANBUL

Burası, Türkiye'nin megakenti İstanbul'un Kıraç beldesi... Kimyasal maddelerin taşındığı tehlikeli boş variller bir alana atılmış. Varillerin çoğunun içinde, 'ölüm'le eşdeğer olan "hegzan" maddesi taşınmış. Varillerden sızan kimyasal maddeler yeraltı sularına, derelere karışıyor. Dereleri, bir de arıtma tesisi kuracağına para cezasını tercih eden tesisler kirletiyor. Ve bu dereler de denize akıyor!

Serhat Oğuz - İstanbul / Fotoğraflar: Yurttaş Tümer
Milliyet gökyüzünde - MURAT ÖZTÜRK

Çevre ve Orman İl Müdürü Mehmet Emin Birpınar'la İstanbul'da çevreyi kirleten sanayi tesislerini yerinde ve havadan görmek için yaptığımız gezi, sorunun artık kirlilik boyutunu aşarak, ölümcül bir vurdumduymazlığa ulaştığını gösterdi. En korkunç görüntü ise Büyükçekmece Kıraç beldesinde, çok tehlikeli kanserojen maddeler taşınan varillerin toplandığı ve kadınların hayatlarını riske atarak atıkları istiflediği vahşi depolama alanıydı.

Evlerle çevrili
Birpınar'la yüzlerce fabrikanın yer aldığı Beylikdüzü, Kıraç, Çekmece, İkitelli bölgesini önce havadan özel uçakla gezerek, tesislerin yol açtığı kirliliği, doğayı tehdit eden gizli vahşi depolama alanlarını, rengi artık simsiyah olmuş dereleri ve çevresinde otlayan koyun sürülerini gördük.
İstanbul'un gizli kirli yüzü, Birpınar'ı da şaşırttı. Kuytu köşelerde gizlenebildiğini düşünen tesisler, atıklarını, doğaya, derelere bırakmakta sakınca görmüyordu. Daha da kötüsü, zehir akan derelerin etrafı evlerle, okullarla çevriliydi.
Aynı bölgeyi ertesi gün Birpınar, Çevre ve Orman İl Müdürlüğü uzmanları ve jandarma ekipleriyle birlikte bu kez karadan gezdik. Yakından, tablo çok daha vahimleşti. 10 uzman, gün boyu 50'ye yakın tesiste incelemelerde bulundu. Birçok tesise para cezası uygulanırken, bazılarının kapatılmasına karar verildi.

Ölümün diğer adı!
İlk durağımız Kıraç SAN 1 Sanayi Bölgesi'ndeki vahşi depolama alanıydı. Tellerle çevrilmiş yaklaşık 10 dönümlük alanın, çöplükten çok, kimyasal zehir saçan merkez gibi çalıştığını gördük. Çevredeki tesislerden getirilen boş varilleri gören uzmanlar, büyük şaşkınlık yaşadı. Çünkü büyük bölümü ölümcül, kanserojen maddeler taşıyordu ve bu üzerlerinde açıkça belirtiliyordu. Varillerin birçoğunda "hegzan" adlı kimyasal yer alıyordu. Bu bir anlamda ölümün diğer adıydı.
Girişte hemen genzimizi yakan kimyasal madde kokusu, beş dakika kalmamıza rağmen, gün boyu midemizin bulanmasına ve başımızın ağrımasına neden oldu. Çöplüğün sorumlularını karşısında bulamayan Birpınar, hemen kapatılması ve kaldırılması talimatını verdi.
Tehlikeli kimyasal maddelerin depolanma ve ayrıştırılmasının sadece özel merkezlerde yapılabildiğini belirten Birpınar, bilimsel yöntemlerle yapılan bu işlem sırasında zeminin sıvı geçirmeyen özel bir yapıda olması gerektiğini söyledi. Bu alanda ise toprak zemine sızan kimyasal atıklar, yeraltı suyuna karışıyor, böylece insanlara ulaşıyordu. Üstelik çevresinde ekili alanlar yer alıyordu.
"Bu varillerin ne için kullanılabileceği" sorusuna verilen yanıt ise kanımızı dondurdu. Benzerlerinin daha önceden zeytin yapımında kullanıldığı görülmüştü ve aynı şüphe bu variller için de geçerliydi.

Derede renk cümbüşü
Uçaktan gördüğümüz kara derelerin sırrını çözmek için gittiğimiz bölgede ise renk cümbüşüyle karşılaştık. Uzmanlara göre, bölgedeki tüm fabrikaların atıklarını denize taşıyan bu dere doğal değildi.
Bu kirlilik yatağında her fabrikadan gelen değişik renkte atıklar önce Haramidere'ye ulaşıyor, ardından Ambarlı'da Marmara Denizi'yle buluşuyordu.
Dereye atıklarını boşaltan Burak Tekstil, küçük bir denetim sonucu kapatıldı. Fabrikanın sahibi Dursun Aydın, iki yıldır işlettiği tesis için arıtma sistemi kurduğunu söyledi. Ancak minik sistemin atıl olduğu dikkat çekti. Birpınar, aynı tesis hakkında daha önce de kapatma kararı vermelerine rağmen, tesisin atıklarını hâlâ çevreye tedbir almadan bıraktığını söyledi.


Bu varillerde zeytin yapılıyor!


Varillerden sızan kimyasal maddeler yeraltı sularına karışarak kenti tehdit ediyor. Denetime katılan uzmanların "Bu varillerin ne için kullanılabileceği" sorusuna verdiği yanıt ise kanımızı donduruyor: Benzerleri daha önceden zeytin yapımında görülmüştü. Aynı şüphe bu variller için de geçerli. Çevre ve Orman İl Müdürlüğü, 70 uzmanla, binlerce tesisi denetlemeye çalışıyor.


Varillerdeki suyla yıkanıyorlar


Akciğer, kalp, sinir hastalıklarına yol açan, insanı ölüme taşıyan hegzanın tehlikelerinden habersiz üç kadın, çöplüğe gelen yeni varilleri yerleştirmeye çalışırken, temizlik için aynı varillere doldurulan suyla ellerini yıkıyorlardı.


Cezası arıtmadan daha ucuz


Çevre ve Orman İl Müdürü Birpınar, İstanbul'da 11 bini aşkın sanayi tesisi olmasına rağmen denetim ekiplerinin ve cezalarının yetersiz kalmasından şikâyetçi. Su kirliliği yaratan firmalara 2004'te 97 milyon YTL ceza kesilirken, bu yıl 36 milyon YTL'ye düştü. Düşüşün nedeni ise önlemlerin artması değil, Danıştay'ın, cezaları artırım kararını iptal ederek meblağları yüzde 80 oranında azaltması. Çevreye zarar veren tesislere en fazla 2 bin YTL ceza kesebildiklerini belirten Birpınar, şöyle konuştu:
"Sahipleri, yüksek maliyetli arıtma tesisi kuracağına para cezasını tercih ediyor. 2 bin YTL, bazen arıtma tesisinin bir aylık maliyetinden az olabiliyor. 'Nasıl olsa ayda yılda bir denetime gelirler, cezayı öderim' diye düşünüyorlar. Çevre Kanunu bir an önce çıkmalı, bize hemen ve daha yüksek ceza kesme yetkisi verilmeli. Şu anda cezayı kesip valiliğin onayına gönderiyoruz. Valilik uygulanması için kaymakamlığa gönderiyor. Bazen de uygulanmıyor."

Derelerin kaderi

İstanbul'daki kirli dereler ve kirlilik nedenleri şöyle:
  • Haramidere: Evsel, endüstriyel
  • Göksu: Evsel, endüstriyel, erozyon
  • Kurbağalıdere: Evsel, endüstriyel
  • Küçüksu: Evsel, endüstriyel
  • Riva: Evsel
  • Kâğıthane: Evsel, endüstriyel, erozyon
  • Cendere: Evsel, endüstriyel, erozyon
  • Ekşinoz: Evsel, endüstriyel
  • Alibeyköy: Evsel, endüstriyel, erozyon
  • Ayamama: Evsel, endüstriyel





  • GÜNCEL
    4 Aralık 2005 İSTANBUL
    Provokatörler gösteri bastı
    'Engel'leri aşamadılar
    Deniz'e gözyaşı
    'Sen laleden ne anlarsın?'
    'Kadro için en mantıklı çözüm erken emeklilik'
    Şehir suyu içmeyin!
    Başkanın eşinde tifo
    Aydınlar Şemdinli'de
    Türkiye'de 652 sanatçı kadrosuz
    Kibrit kutusuna 'kayıp' resimleri
    Yazar Kuyaş'ın evini soydular
    Askerlere bombalı tuzak kuracaklardı
    Gezegeni kirletme!






    Melih AŞIK
    Göztepe'de eylem
    Kent bilincine sahip duyarlı yurttaşlar, dün ...
    Can Dündar
    "İktidardaki muhalif"i Mülkiye şekillendirdi
    Ben SBF Basın Yayın Yüksek Okulu'na büyük he...
    Hasan PULUR
    İçiniz daralınca...
    İNSANIN içi sıkılınca, bunalınca, kendini avu...
    Çetin ALTAN
    Çelik çomak
    Ünlü bir cambaz, daha doğrusu bir akrobat; mü...


     2003 yılında neler oldu
     2004 yılında neler oldu

    © 2005 Milliyet