

Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma ve yayma özgürlüğünü içerir. İnsan Hakları Evrensel bildirgesi |
|
|
|
|
 |
|
|
Sağlık haberlerinde etik sorumluluk...
Hekimler, Prof. Göksel Kalaycı'yı hedef alan cinayetten sonra medyadan tedaviyle ilişkilendirilen "ölüm nedenleri" üzerinde bilimsel bir hassasiyet göstermesini bekliyor
DERYA SAZAK
Milliyet İnternet'te 24 Kasım'da yer alan "Yanlış kanser teşhisi intihara götürdü" başlıklı haber, Prof. Göksel Kalaycı'yı hedef alan cinayetten sonra tedirgin olan ve medyadan, tedaviyle ilişkilendirilen "ölüm nedenleri" konusunda bilimsel duyarlılık bekleyen hekimleri tedirgin etti.
Haberin dilindeki "İntihar deyip geçecek miyiz?" şeklindeki üslup da "kışkırtıcı" bulundu.
Kadir Has Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi öğretim görevlisi Şadiye Kocabaş'ın 1995'te "kanser teşhisi" konulması üzerine değişen yaşam öyküsü, Boğaziçi Köprüsü'ndeki intiharla son buldu. Haberde tedavi gördüğü sırada, raporlar karıştığı için yanlışlıkla kanser teşhisi konulduğunu öğrenen Kocabaş'ın "Yeniden doğdum" diyerek mesleğine döndüğü ancak moral çöküntüden kurtulamadığı anlatılıyordu. İntihar eden kişinin 2000'de yazdığı "Ölüm Son Değil" adlı şiir kitabı da habere konulmuştu. Kocabaş'ın trajik sonunu anlatan haber Milliyet'te yer almadı. Çünkü Milliyet Yazı İşleri, Mayıs 2002'de alınan bir kararla intihar haberleri yayımlamıyor. İnternet Servisi haberi vererek bu ilkeyi çiğnemiş!
Ölüm nedeni
Okurumuz Dr. Erdem Özkara, Milliyet'in web sitesinde okuduğu Hakan Aydın imzalı haber üzerine eleştiri notu göndermiş:
"8 yıl önce bitmiş bir olayın neden şimdi intihar eylemine sebep olduğunu ben anlayamadım. Bu arada, başka istenmeyen olaylar da yaşanmış olamaz mı? Kişinin yaşamına kıymasına yol açacak başka hiçbir olay yok mudur?
Bu nasıl bir hatadır ki kişi bunu ancak 8 yıl sonra algılayıp reaksiyon göstermektedir? Dahası ölenin yakınları bile henüz intihar nedenine ilişkin bir şey bilmediklerini söylerken siz gazeteciler ölüm sebebini nasıl şıp diye bu kadar kolay bulabiliyorsunuz?"
Özkara, okurları hekimlere karşı 'kışkırtmaya' yönelik başlıklardan kaçınılmasını istiyor.
Milliyet'in intihar haberlerini vermediğini belirtmiştik. Buna rağmen internet sitesinde gözden kaçan bir durum var. Arkadaşlarımız bundan sonra "insani değerler" konusunda daha duyarlı olacaklardır. Kanser gibi, ağır bir tedavi gerektiren ve erken teşhise bağlı olarak pek çok türünde yaşam şansı bulunan bir hastalıkta "umutsuzluk" yaratmak doğru değil. Yanlış teşhis ve tedavi kurbanı gibi iddialarında haber yapılırken hasta yakınları dışında hekim görüşleri ve bilimsel verilerle birlikte kullanılması gerekir. Kocabaş olayında "yanlış teşhis" nedeniyle hekimlerle ilgili bir soruşturma ya da açılan dava varsa bu durum haberde belirtilmeliydi.
Vakfın uyarısı
İntiharları Önleme Vakfı'nın uyarılarını dikkate almalıyız:
"Ayrıntılı incelemeler hemen her zaman, intiharın birden fazla nedeni olduğunu ortaya çıkarır ve sorumluluğun tek bir nedene bağlanmasının mümkün olmadığını gösterir. Çoğu intihar kurbanı intihar riski içinde olduklarını gösteren intihar belirtileri verir. Araştırmalar, manşetlerde 'intihar' kelimesini ya da 'kendi canına kıyma' ifadesini kullanmanın 'salgın' ihtimalini artırdığını göstermektedir."
Yanlış tedavi kurbanı mı?
İzmit Devlet Hastanesi'ne karın ağrısı için giden Özlem Tamer'in apandist ameliyatı olduktan 2 gün sonra fenalaşarak ölmesi üzerine "Yanlış tedavi kurbanı mı?" başlığıyla verilen habere de Dr. Lütfü Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Plastik Cerrahi Klinik Şefi Doç. Dr. Tayfun Aköz itiraz ediyor.
Olumsuz yönlendirme
Okurumuz Ombudsman'a gönderdiği bilgi notunda şöyle diyor: "Haberinizin içeriğine göre bir hekim olarak hastanın ölüm nedeni konusunda net bir sebep düşünemedim; ancak haberi hazırlayan kişi, bu konuda kamuoyunu sağlık personeline karşı olumsuz yönlendirecek sebep - sonuç ilişkisini soru şeklinde de olsa tespit etmiş durumda. Tıp literatüründen size bir bilgi aktarmak istiyorum. Ek bir sağlık sorunu olmayan, ameliyat ve anestezi riski en alt düzeyde olan hasta grubunda anestezi altında ölüm riski yüzde 0,06 - 0,08 arasındadır. Bu oran kalp, akciğer, tümör gibi ilave hastalıkları olanlarda yükselmektedir. Bu rakam ABD kaynaklarının verileridir. Buna göre bir ameliyat sırasında tıbbi hata olarak değil, komplikasyon ya da hastalığın doğal seyri nedeni ile hasta kaybedilebilir. Böylesine suç unsuru belli olmayan durumlarda hasta yakınının ilk tepkisi direkt olarak sağlık personeline yönelik olmaktadır. Maalesef haberi hazırlayanın kendisini polis, savcı ve hâkim yerine koyarak hazırladığı haberler, sağlık personelinin canına yönelecek saldırılara zemin hazırlamaktadır.
Bu konuda gazeteciler daha duyarlı olmalı. Türkiye'deki doktorların hatasız insanlar olduğu iddiasında değilim. Ancak bu hata oranının toplumun diğer birçok kesimine göre daha alt seviyede olduğu düşüncesindeyim."
okur@milliyet.com.tr
dsazak@milliyet.com.tr
Tel: 0212 505 62 03
Faks: 0212 505 68 09
Doğan Medya Center, Bağcılar 34204 İstanbul
|
|
|

|
|