|
 |
|
|
FİLENİN GÜLER YÜZLÜ SULTANI NESLİHAN, LİSE HAYATINDA BAŞLAYAN KARİYERİNİ AÇIK DİLLE ANLATTI
Nöbetçi smaçör
Neslihan Demir'in özeti şöyle: "Her zaman sınıfın en uzun kızıydım. Yaşıtlarımın giydiği cicili-bicili ayakkabıları hiç giyemedim. Lisede ilk iki dersin ne olduğunu hatırlamıyorum. 10 yıldır voleybol oynuyorum, ama 20 yıl oynayandan daha fazla idman yapmışımdır"
Kadın gözüyle kadın savaşçılar
SPORUN AMAZONLARI
Nilay Yılmaz'dan makyajsız sorular
Hayranları hep gülen yüzüyle tanıyor onu. O da zaten bu durumunu "Ben ağzım açık, şapşal şapşal güldüğüm için, beni somurturken görmenize imkan yok" diyerek özetliyor. Bu kadar rahat ve kendisiyle barışık bir insanla röportaj yapmak çok zevkliydi. Bir de 1.87'lik boyuna rağmen 10 cm.'lik topuklu ayakkabı giymemiş olsaydı ne güzel olurdu. Genç yaşında Avrupa'nın en iyi smaçörlerinden biri olmayı başarmış Vakıfbank Güneş Sigorta'nın yıldızı Neslihan Demir'le voleybolu, kadınları, çocukla kariyerin beraber yapılıp yapılamayacağını, yurt dışına gidip gitmeyeceğini ve hedeflerini konuştuk...
Bu soruyu röportaj yaptığım tüm kadınlara soruyorum. Seçtikleri sporun bir tesadüf mü, yoksa bir tercih mi olduğunu öğrenmek için, sana da sorayım: Niye voleybol?
Voleybola başlamadan önce basketbol ve atletizme gittim. Orada dikiş tutturamadım, yapamadım yani, eğlenemedim en azından. Ama voleybola, antrenörüm ve beden eğitimi öğretmenimin desteğiyle başladım. Yani voleybolcu olacağım diye gitmedim, onların yönlendirmesiyle başladım ve çok hoşuma gitti. Belki şanslıydım ama, benimki iyi bir tercihti.
Bugünkü noktaya gelebileceğini hayal ediyor muydun?
Yok, o zamanlar hedeflerim çok daha küçüktü. Oynadığımız takımın A takımında oynar mıyız acaba veya bir üst kategoriye çıkabilir miyiz diye düşünüyorduk. Üzerine koydukça hedefler büyüyor.
Çocuklukta özellikle de büluğ döneminde insanlar, farklılıklarını avantaj değil dezavantaj olarak görür. Sen de uzun boylu olmayı sorun eder miydin?
Her zaman sınıfın en uzun kızıydım. Bu dalga konusu olurdu. Onun dışında ellerim, ayaklarım çok çabuk büyümeye başladı. Yaşıtlarımızın giydiği cicili-bicili ayakkabıları giyemedik. Zor günlerdi esasında, çok üzülüyordum ayakkabı, kıyafet bulamıyorum diye. Ama geçti ve güzeldi gene de.
Liselerde kızlar arasında genelde okulun basketbol/futbol takımındaki erkekler popüler olur. Tersinden düşünürsek sana da böyle bir ilgi olduğunu hissettin mi?
Popülerdik, ama okula gidebildiğimiz sürelerde. Lise 1'den sonra pek okula gittiğimiz söylenemez, sabah-akşam antrenman yaptığımız için. O yüzden bizleri pek göremedikleri için gözlerinde büyütmüş olabilirler. "Şu voleybolcular gelse de bir görsek" dedikleri oluyordur. Çünkü geliyoruz okula, akşam antrenman yapmışsın, yorgunsun, sabah 06.00'da kalkmışsın; itiraf ediyorum 09.00'a kadar olan süreyi uyuyarak değerlendiriyordum. Lise hayatım boyunca ilk iki dersin ne olduğunu hatırlamıyorum. "Nöbetçi smaçör"e çıkmıştı ismim. O yüzden okul hayatında insanlara nasıl gözüktüğümüzü pek bilmiyorum.
Milli Takım'ın başarılarından sonra özellikle senin hayran kitlende bir artış oldu. Salonun dışında bu ilgi nasıl?
Eskiden herkes gibi yaşayan insanlardık. Artık sokağa çıktığımızda en az 15-20 kişi bizi tanıyor. O yüzden çok rahat olamıyorsun. Biraz daha dikkatli davranmanız gerekiyor. Ama gurur verici bir şey.
"Tamam artık yurt dışına gitmeliyim" diyor musun yoksa birkaç yıl daha burada mı kalmayı düşünüyorsun?
Tabii ki, gitmek istiyorum. Ama birden çantayı alıp gitmek o kadar kolay değil. Teklif gelen takımın şartlarına baktığınızda veya daha farklı şeyleri değerlendirdiğinizde burada kalmak daha doğru geliyor. Ama tabii ki yurt dışına gidip, böyle bir tecrübem olmasını mutlaka istiyorum.
Birçok kız çocuğu seni örnek alıyor. İdol olmak nasıl bir duygu?
Bu çok gurur verici bir şey; ama insan üzerinde bir baskı da oluşturmuyor değil. Sonuçta iyi örnek olmak zorundasınız. O yüzden de en kötü bir maça bile çıksanız, orada dimdik durup, oyununuzdan hiç taviz vermeden, sizi izleyen çocukları düşünerek, daha iyi oynamanız ve doğru örneği teşkil etmeniz gerekiyor. Bu büyük bir sorumluk; ama memnunum bundan -gülüyor-.
Voleyboldaki gelişmeyi nasıl buluyorsun?
2003 yılında büyük bir revizyonla başladı. Takım tamamen değişti. Öyle bir başarı geldi ki; Avrupa 2.'si, Dünya 7.'si olduk ve bu 6-7 ayda gelen bir başarı. Baktığınız zaman voleybol hem kulüpler, hem de Milli Takım bazında en başarılı spor. Kulüplere baktığınızda Türkiye'ye toplam 4 kupa getirilmiş: Biri Galatasaray'ın UEFA Kupası, biri Efes Pilsen'in Koraç Kupası, diğer ikisi ise voleybolda Eczacıbaşı ve Vakıfbank Güneş Sigorta'nın aldığı kupalar. Voleybol çok başarılı bir yerde, ama gereken ilgiyi göremiyor. Umarım insanların dikkatini çekebilecek daha büyük başarılar alırız.
Ben de oraya gelecektim: Türkiye'de voleybola olan ilgiyi yeterli buluyor musun?
Bizimle konuşan insanlara ya da istatistiki araştırmalar yapan şirketlere göre voleybol çok seviliyor, herkes voleybol okumak istiyor. Ama gazetelere baktığınızda minnacık, mikroskobik bir haber görüyorsunuz o günkü maçla ilgili. Anlamıyorum yani o anlamda. İlgi var, ama basına yansımıyor. Futbolla çevrildik tamamen. Futbolcuları geçtik, eşleri bile gazete manşetlerini süslüyor.
Önceleri gazeteler ve televizyonlar, voleybolcu kadınlarla daha çok cinsel obje olarak ilgileniyordu. Maçlar iyi gitmeye başlayınca bu durumda bir değişiklik oldu mu?
Tabii ki. Mesela eskiden maçların seyircisi genelde erkekti. Ama gelen başarılar ve reklamlardan sonra bir anne kızını, oğlunu alıp maça geliyor. Sadece maç izlemek için yani. Orada sizin fiziğinize değil, oynanan oyuna bakmak için geliyorlar. Seyircinin bilinçlenmesi açısından başarının gelmesi çok önemli.
Başarılı bir voleybolcu olmanla beraber, medyada güzelliğin ve sempatikliğinle ön plana çıktın. "Her daim güzel ve bakımlı olmalıyım" diye bir kaygıya düştün mü?
Yok, hiç öyle kaygılarım olmadı. Ayrıca umursamaz ve üşengecimdir ben. Tabii maça çıkarken belirli bir standardın altına düşmemeye çalışıyoruz gülüyor-. Ama özel hayatımda, çok güzel olmalıyım, herkese güzel gözükmeliyim diye bir düşüncem yok.
Canın sıkkın olduğu bir anda bir kamera ya da objektif sana yöneldiğinde sempatik görünmek adına gülümsemek için kendini zorlar mısın?
Yok. Onu fark etmiyorsunuz bile. Benim hiç öyle bir durumum olmadı.
Biz seni somurturken hiç görmedik de o yüzden soruyorum...
Ben ağzım açık, şapşal şapşal güldüğüm için, somurturken görmenize imkan yok -gülüyor-.
Sporda hırsın çok önemli olduğunu söylerler, bu gerçekten çok mu önemli? Mesela izlediğim kadarıyla ben senin çok hırslı olduğunu düşünmüyorum...
Oynarken çok büyük zevk alıyorum. Çünkü bir şeyleri değiştirebildiğimi, fark yaratabildiğimi görüyorum. Bu da bana büyük keyif veriyor. Aslında hırslıyım. Ama karakter olarak hissettiklerini yüzüne yansıtamayan bir insanım. Kendime kızmam, ama çok hırslıyımdır. Mağlubiyeti asla kabullenmemek, çoğu zaman maç döndürebilir.
Gelelim kadınlara... Kadınların erkekler kadar sporla ilgili olmamalarının sebebi sence ne?
Biraz kadınların tercih meselesi bu. Erkekler spora çok daha küçük yaşlardan başlıyor. Erkekler sokakta futbol oynayabiliyorlar; ama kızlar bebekle oynuyor. Kızların öyle bir imajı var; bebekle oynarlar, evcilik oynarlar. Biz de biraz fiziksel özelliğimiz sayesinde buralara geldik. Diğer sporlar için geçerli olmayabilir; ama bizim spor için fiziksel özellik çok önemli; kime sorsanız mutlaka ya ortaokul-lise takımında ya da hiç oynamadıysa piknikte voleybol oynamıştır.
Sporla ilgilenen kadınlar niye ağırlıklı olarak voleybol oynuyor? Yoksa kadın sporu diye yönlendirilmelerinden mi? Hani öğretmenlik de kadınlar için en uygun meslek olarak nitelendirilir ya, voleybol da en uygun spor mu?
Bence bayana çok yakışan bir spor. Rakibinle kontak halinde değilsin. Kendinle baş başasın. Paylaşmak, beraber bir şeyler yapmak, beraber üzülmek-sevinmek ve kadınların bir arada olması açısından önemli.
Peki, kadınları spora yönlendirmek için neler yapılabilir?
İlk önce başarı gelmesi lazım. Başarı geldikçe spora ilgi artar. Potanın Perileri, Filenin Sultanları çıktıktan sonra spor okulları yaz-kış dolmaya başladı. Profesyonel anlamda yapılabilmesi için ise 7-8 yaşında aileden ya da okuldan birilerinin o çocuğu yönlendirmesi lazım. Spora başlayan birisi zaten sporu kolay kolay bırakmıyor. Ama 18 yaşında spor yapmaya karar veren bir insanın maksimum yapabileceği, spor salonlarına gidip koşmak, fitness yapmak vb. İnsanlar formda kalmak için spor salonlarında spor yapacaksa yapsın; ama sadece yazın değil de bütün bir seneye yaysın. Sağlıklı kalmak için yapsın; çünkü her şeyi düzenliyor spor, hormonunu düzenliyor, vücudun dengeleniyor..
Voleybol Milli Takımı'nın sponsoru Orkid. Çağrışım yaptı da sormak istiyorum... Regl olduğunuz zaman bu oynadığınız maça etki ediyor mu?
Başımızın belasıdır o günler; ama alışılmışın dışında regl döneminde performans en üst seviyededir. İnsan kendisini daha enerjik hisseder. Regl döneminde hepimiz gibi ben de sabah kötü bir şekilde kalkıyorum, ama buraya geldiğim zaman ayaklarım daha bir hızlı gidiyor, performansta ciddi bir yükselme oluyor.
Şu anki voleybol camiasında en çok neyi değiştirmek isterdin?
Milli Takım ve lig temposunu değiştirmek isterdim. Çünkü bizim açımızdan çok yorucu geçiyor. 6 senedir 0 tatille yaşıyoruz.
Tatil yapmak istiyorsun yani...
Tatil yapmak istiyorum. Çünkü bir süre sonra birbirinizi görmek dahi istemiyorsunuz, kimsenin birbirine tahammülü kalmıyor. 12 ay voleybol oynuyorsunuz. Her gün sabah-akşam idman. Artık değişiklik istiyorum. Biraz daha sporcuların düşünülmesi, yıpratılmaması gerekiyor. 10 senedir voleybol oynuyorum; ama 20 senedir voleybol oynayandan daha fazla antrenman yapmışımdır.
Voleybol dışında ilgilendiğin spor dalları var mı?
Tenis izlemeyi çok seviyorum. Onun dışında da fazla bir sporla ilgilenmiyorum. Futbol izliyorum mecburen arkadaşlarım yüzünden. Erkek arkadaşım fanatik bir Galatasaraylı ve Galatasaray'ın misket maçı bile olsa onu izler.
Sen hangi takımı tutuyorsun?
Beşiktaş'ı tutuyorum; ama çok utanıyorum artık söylemeye.
Niye?
Kötü durumdayız çünkü.
Futbol maçlarına gittin mi hiç?
Beşiktaş'ın maçına gitmek için fırsat olmadı. Genelde Milli Takım'ın maçına gittim. Bir de Galatasaray maçına gittim haliyle...
Tribünlerdeki küfür hakkında ne düşünüyorsun?
Küfür daha çok futbolda var, son yıllarda basketbolda da başladı. Kimse oraya kaybetmek ya da kötü oynamak için çıkmıyor ki; bunu düşünmek lazım. Ama ülke öyle bir yere gidiyor ki insanlar stresini atmak için oraya geliyorlar, saldırıyorlar. Bilinçsizce hareket ettiklerini düşünüyorum; birilerine küfür ederek deşarj olmanın dışında yöntemler bulmalılar. Sporcu çok etkileniyor.
Bunu sona erdirmek için neler yapılabilir?
Daha çok kadının maçlara gitmesinin etkisi olacağını düşünmüyorum. Kadınlar bu tarz yerlerde biraz daha abartmayı seviyorlar bana göre. Bunun çözümü olacağını zannetmiyorum, böyle devam eder. Çok büyük yaptırımlar koymak lazım, o da çok zor.
Son soru; en büyük hedefin ne? "Başardım" diyeceğin nokta neresi?
Herhalde bir sporcunun varabileceği en büyük nokta Olimpiyat'ta o kürsüye çıkmaktır. Ben de onu istiyorum.
Makyaj şart!
Maça çıkmadan önce hepimiz makyaj yapıyoruz. Çünkü makyaj yapma fırsatımız pek olmuyor. Her gün eşofman ve spor ayakkabıylayız. En azından maça çıkarken bakımlı ve güzel olmak istiyoruz.
Fiziki taciz
Erkek hayranlarım tarafından birkaç kez fiziki tacize uğradım. Ama bir şey yapamıyorsunuz. Düşündüğünde yapılabilecek çok şey olabilir; ama o an insan şoke olduğu için bir şey yapamıyor.
Boy sorunu
Benden kısa birine aşık oldum (Gülüyor).Bundan da kesinlikle utanmam. Bir röportajımda "Boyum 1.87, erkek arkadaşımın boyu benden uzun olmalı" demiştim. O zaman onu söyleyişimin nedeni, herhalde bir şeyden dolayıdır. Şu an erkek arkadaşımla ya aynı boydayız ya da benden 1 cm. kısa. Boyla ilgili sorun yaşamadım şimdiye kadar.
Çocuğa yazık
Çocukları çok severim, olsun da isterim. Ama bir yere kadar kariyerinizi yapıp, ondan sonra çocuk düşünülebilir. Çünkü ikisiyle birden ilgilenemezsiniz. "Çocuk da yaparım, kariyer de" diyorlar; ama çocuğa yazık.
|
|
|

|