|
 |
|
|
27'den sonra
27. dakikada Jaba'nın "yedirmece" penaltı pozisyonuna kadar Galatasaray sahada yoktu. O dakikalar futbol adına hiçbir sarı-kırmızı damga sahaya vurulmazken her şey bir anda o pozisyondan sonra değişti. Ve zaten Galatasaray en doğru olanı yaptı. Bir anlık hakem isyanı anında unutuldu. İşte orada tecrübe çıktı. Maçı bırakmadı. Daha çok asıldı. Moralini bozmadı. Kötüyü bir anda iyiye çevirdi. Zaten büyük takımların en büyük farkı da burada ortaya çıkıyor.
Oyunun 27 dakikalık bölümü gerçekten de insanı Ankara'ya geldiğine pişman eden dakikalardı. Ama her şeyde bir hayır vardır. Hakemin hatalı bir kararı oyunun tüm şeklinin değişmesine ve heyecan dozunun artmasına neden oldu. Ancak tabii ki Fırat Aydınus için bu bir kurtuluş değil. Bu kandırmacaları Süper Lig hakemlerinin yememesi gerekir. Önemli olan bunları süzmektir. Aydınus hiç süzemedi. Resmen uyudu. Ama sadece penaltı pozisyonları değil. Yanlarıyla birlikte aut ve kornerleri bile verirken zorlandılar. Bu da herhalde o penaltının etkisinden oldu.
Gerets'in her hafta tercihini farklı kullanması biraz nabza göre şerbet vermeye benzedi. Rüzgâra, havaya bakıp ya Hakan'ı koyuyor, ya Ümit Karan'ı. O maçta duruma göre de idare ediyor. Dün Ümit Karan iyiydi, Beşiktaş maçını garanti altına aldı. Aslında doğrusu da bu. Ama bu demek değildir ki Hakan Şükür bu takımda hiç oynamaz. İşte burada hocanın farkı ortaya çıkmalı. Hiç kimse incinmeden, kaosa neden olmadan herkesi hazır tutmalı. Bakalım bunu yapabilecek mi?
Farkına vardılar
Dünkü maçta golü yedikten sonra bu kadar iyi oynamanın bir açıklaması var. Çünkü ortada kocaman bir yara olacaktı. Fenerbahçe'nin puan kaybettiği bir haftada burada kaybedilecek bir maç moralleri de yerle bir edecekti. Herkes bunun farkına vardı. Ellerinde Necati ve Ümit Karan gibi iki karambol santrforu olduğunu hatırladılar. Orta alanı ile rakip savunmaya daha çok yakınlaştılar. İliç'i iyi kullandılar. Kanatlardan daha çok geldiler, savunmasıyla rakibi daha çok baskıya aldılar. Yani yapılması gerekenleri yaptılar. Böyle olunca da Ankaraspor kendi sahasına kapanmak zorunda kaldı. Karamboller arka arkaya geldi ve sahneye tabi ki Ümit Karan ile Necati çıktı. Necati'nin attığı gol görülmeye değerdi. Oysa o pozisyonda gol dahil dört kişi arasında bir şey yapma şansı sıfırdı. Ancak oradan golü çıkardı. Yoktan var etti, yarattı.
İkinci yarı daha rahattı Galatasaray. Ancak üçüncü golü bir türlü atamamanın sıkıntısı yüzünden rahat yüzü görmedi. Ümit Karan ve İliç biraz dikkatli olsa daha ikinci yarının başında bu maça noktayı koyabilirlerdi. Zaten Tomas kırmızıyı gördükten sonra kaçan gollerin acısını daha çok hissettiler. Ve Tomas gibi bir oyuncunun böylesine kritik dönemeçlerde hakeme tükürmesi affedilir gibi değil. Son dakikalardaki Ankara baskısının önünde Mondragon vardı. Takımını sırtladı üç puanın en önemli adamı oldu.
hozer@milliyet.com.tr
|
|
|

|