Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 04 Aralık 2005 / Pazar  
   Milliyet Online    Emlak    Arabam    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Sutyen / Hülya / Okan


Bu başlık, pazar yazısı için hiç de fena değil... Okutur... Yazıya gireyim... Son yıllarda, güzel göğüslü kadın sayısında adeta patlama oldu.
Bunun sırrını Marka Konferansı'nda Michelle Mone anlattı. Hani o alttan destekli "Ultimo Bro" sutyenlerinin yaratımcısı... Michelle, eşiyle dans ederken sutyeni sıkıyor, tuvalete gidip çıkarıyor.
"Sutyen hem rahat olmalı, hem de göğüsleri dik ve güzel tutmalı" diye düşünüyor. Bu proje için 3 yıl çalışıyor.
"Alttan dolgu maddesi konulmalı" aşamasına geldiğinde, önce su, sonra bir tür yağ dolduruyor... Plastik türevlerini deniyor... Sonunda, silikon jel kullanarak sorunu çözüyor. Bizler manzaralarımız, manzaranın sahipleri de güzelliklerine katkı için Michelle Mone'a teşekkür borçluyuz. Marifet iltifata tabidir.
....................
Ayşegül Yürekli'nin yıllık geleneksel "Marka Konferansı" gene çok keyifliydi.
Bir izlenim de içeriden...
....................
Finale Hülya Avşar ve Okan Bayülgen konulmuştu... Hülya, bugünden yarına "marka" olunmaz inancında.
Bir gün içinde TV yarışmalarıyla "ünlü" olunuyor ama bir ismin "marka" olması için, "yılların geçmesi gerektiğini" düşünüyor. Gerçekten... "Ünlü olmak, tanınmak" çok nadiren "marka" olabilmektir.
"Marka" olmak, tıpkı toplumun imbiğinden süzülerek, damıtılarak "toplumun kalıcı lezzeti" haline gelmektir. Bu da zaman nehrinde "rafting" yapmaktır. Uzunca, zor ve hatta tehlikeli bir yaşam sporudur.
....................
Hülya'nın bir diğer ölçütü, "iyi ürün" ortaya koymak... Böylece "güvenilirlik" kazanmak... Toplumun beğenisinde "demlenmek" -bir bakıma- toplum jürisinden kalite kontrol belgesi almaktır.
Şarabın kıvamını bulması, çayın demlenerek tavşan kanı rengini alması gibidir. O, bu süreçte özenilen "model"dir artık... Zaten "ürün iyi değilse" yaşam raftinginde paramparça olur, hurda halinde karaya vurur.
...................
Hülya, ölçütler arasına bir de "ukala" ve "şımarık" olmayı getirdi.
Karşı çıkanlar oldu.
Kelimelerin anlamını aşan bir söylemdi galiba... Benim algıladığım ise, 3. ölçüt olarak "cesaret" mesajı vermek istediğiydi.
Cesur "söylem" ve "tavır" için "ukalalık, şımarıklık" ya da "entelektüel dil" sadece bir "üslup" olarak görülmeli.
Cesaretle söylersin, bir tavır koyarsın ama bunu bir şöhret şımarıklığı veya ukalalıkla yaparsın... Kimi yakıştırır, kiminden sarkar... O ayrı konu. Sonuçta... Tartışmalar, eleştiriler şımarıklığa ya da ukalalığa odaklanır ama aslında tartışılan "öz" çoğu kez farkında olmadan "cesaretle" ortaya konulan görüş, tepki, tavırdır.
"Korkaklar marka olamazlar."
Çünkü... Korkaklar rafting yapmazlar. Tehlikesiz yaşam konformistleridir.
....................
Son ölçütü ise "samimiyet" idi. Doğru. Kendinin olmayan imaj, üzerinden sıva gibi döküldükçe zaten geçici "ün" de çiçek bozuğu surata dönüşür.
...................
Hülya'ya göre, kişiler "marka" olur.
"Okan Bayülgen" ise, "Kişiler marka olamaz, onların ürünleri markadır" görüşünde. Hangisi doğru?..
Önce bir saptama: Okan itiraz etse de bana göre kendisi Türkiye ölçeğinde "marka..." Bu "marka" konusu son zamanlarda öyle sevildi, öylesine ilgi duyulan bir dosya ki, son 2 yıldır zaman zaman "marka" panellerine çağrılıyorum. O nedenle okumak, araştırma yapmak zorunlu oldu.
Teori, "kişilerin de marka oldukları" görüşünü vurguluyor.
O kadar ki, küresel markaları üreten kuruluşlar, toplumun ilgi odağı olmak, markalarına etki katsayısı kazanmak için "marka" adamları CEO yapıyorlar. Onların özel yaşamlarını bile kamuoyu ile paylaşmasını teşvik ediyorlar. "Marka" isimleri bünyelerine katıyorlar. Bir soru: "Gucci neden Tom Ford adına ihtiyaç duymuştu ki?"
Okan da, Hülya da birer Türkiye "marka"sı. Markanın evriminde son aşama, küresel düşünmek ve yerel olmak ya da yerel düşünerek küresel olabilmek...
Onlardan, bunu da dinlemek isterdim/isterim. Bu potansiyeli sorgulamalılar.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Çetin ALTAN
Çelik çomak
Ünlü bir cambaz, daha doğrusu bir akrobat; mü...
Melih AŞIK
Göztepe'de eylem
Kent bilincine sahip duyarlı yurttaşlar, dün ...
Fikret BİLA
Baykal: Türkiye dış politikası sürükleniyor
CHP lideri Deniz Baykal, Kıbrıs sorununda old...
Hasan CEMAL
Güzel şeyler!
Cıvıl cıvıl çocuklar. Sekiz dokuz yaşında hep...
Güneri CIVAOĞLU
Sutyen / Hülya / Okan
Bu başlık, pazar yazısı için hiç de fena deği...
Can Dündar
"İktidardaki muhalif"i Mülkiye şekillendirdi
Ben SBF Basın Yayın Yüksek Okulu'na büyük he...
Abbas GÜÇLÜ
Branş öğretmenlerine zoraki tayin
Milli Eğitim'in doğru düzgün bir öğretmen pol...
Hasan PULUR
İçiniz daralınca...
İNSANIN içi sıkılınca, bunalınca, kendini avu...
Derya SAZAK
Barışa özlem
Ayın şavkı (pırıltısı) vurur, suyun üstüne......
Meral TAMER
Uyuşturucu baronu serbest, üniversite rektörü hapiste!
Ankaralı okurum Mine Karadoğan ne güzel yazmı...
Tamer HEPER
Kredi kartına dikkat
Hatırlayacaksınız, "Cepte para taşımayın, öde...
Osman ULAGAY
Büyüyen cari açıkla tehlikeli flört
Ekonomiyle ilgili hemen herkesin dilinde olan...
Güngör URAS
Mülkiye 146 yaşında
Bu yılın temmuz ayında yapılan "Kamu Personel...
Serpil YILMAZ
Kenan Mortan'ın mektubu
Ayvalık Ticaret Odası'nın, "Zeytin Hasad Gün...

© 2005 Milliyet